17 Temmuz 2017 Pazartesi

Gecemin Yıldızı

17 Temmuz 2017 Pazartesi
Özlem Çorapçı kitaplarından bir tanesiyle daha buradayım sevgili okur. Hepinizi, güzel yorumlarınızı çok özledim. Ramazandı, Bayramdı,Yazın gelmesiyle birlikte yoğunlaşan işlerim di derken biraz ayrı kaldım buralardan. Ha birde 13 Ağustos hazırlığım var. Ne şimdi bu 13 Ağustos diyeceksiniz hemen açıklayayım Yalova Blogger etkinliği olur kendileri. Baktım beni kimse etkinliğe çağırmıyor bari kendim yapayım dedim :)  Şaka bir yana etkinlikten sonra sizinle paylaşacak çok şey var kafamda bekleyin görün.

Asıl konumuza dönelim bu ayrı kaldığım dönemde bir sürü yeni kitap okuyup bitirdim öncelikle Aşkla Seven Adamlar Serimi bitirdim. O serinin kitaplarından biri olan Gecemin Yıldızı daha önce okuduğum GENÇ PATRON kitabında Bora ve Azra'nın yakın arkadaşları, GÜN IŞIĞIM kitabındaki Mert 'in annesi ve babasının hikayesi anlatılmakta.

Okurken Aylin 'in ailesine sinir olduğum kadar hiç bir şeye sinir olmadım desem yeridir. Çok bahsetmek istemiyorum aslında kitaptan çünkü sürprizi bol bir kitap sonu hiç beklemediğim şekilde bitmesi de ayrı bir konu.

Kitap baştan sona sıcacık bir aşk romanı okumanızı kesinlikle tavsiye edeceğim güzel bir hikaye.Her zaman ki gibi size bol kitaplı, yeni hikayeli güzel günler diliyorum ve tanıtım bültenini aşağıya bırakıyorum.

Kocaman sevgiler.


"Mutluluk, her zaman çok uzakta değildi. İlla her acı bitmeyecek diye bir kural da yoktu. Bir adam canını acıtırken başka bir adam o acıları dindirebilirdi. Öyle de olmuştu. Tüm acılarım, onca kederim bu adamın kollarında son bulmuştu. Bugün geçmişime baktığımda, tek güzel şeyin Yiğit Ertürk olduğunu görüyordum."

Sevginin bu hayatta aşılamayacak engelleri nasıl aştığının, saf ve masum kalplerin bir araya geldiğinde nasıl mucizeler yaratacağının öyküsüydü Aylin ve Yiğit'in yaşadıkları aşk.

Kötülüğe karşı; inadına sevgi, inadına tutku, inadına güzellik, ama illa da aşk...
(Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

7 Haziran 2017 Çarşamba

Vicdan azabı cennetim

7 Haziran 2017 Çarşamba
Bundan 4 yıl önce ''benim gece hayatım bitmez, çocuk anneanneye ben gecelere'' sözü evet bana aitti. Şimdi yazarken bile kahkaha attım resmen....

Ahhh ahhh sevgili okur geçen haftalarda eşim ve arkadaşlar program yaptık gece gezmesine gideceğiz. Mehmet Erdem gelecekmiş bizde severiz sesini gitmeye karar verdik.Gideceğimiz gün gelene kadar hiç bir şey anlamamışım ben meğer akşam oldu ofisten çıkıp direk eve gitme fikri boğazıma bir yumruk bıraktı önce. Arabayla giderken çok zorlandım anneme uğrayıp Masalı alıp konseri iptal edip eve gidesim var o derece. İnanılmaz mutsuz ve huzursuz bir şekilde gittim geceye yolda giderken pedagog'umuzun söyledikleri geçti hep aklımdan hatta nasıl geçtiyse içimden telepatik olduğunu düşünüyorum ki mesaj attı kendileri nasılsınız diye tabi ben depresyona girdim o ara yazdım da yazdım oda beni rahatlattı sağ olsun.


Konsere mi gittim, eziyet çekmeye mi gittim  orası şüpheli ama konserin bitişini bile beklemeden kızıma koştum neyse ki ertesi gün pazardı da doya doya bal pamuğuyla vakit geçirdik.

O akşam eşime de dedim o akşamdan sonra her seferinde kendime de sordum biz sadece anne -  baba olmuşuz artık başka bir vasfımız, eğlencemiz gülecek sebebimiz kalmamış gerçekten de öyle.Bizim Pedagog maceramız da bu nedenle başlamıştı zaten artık çok daha iyi görebiliyorum.


Onu ilk hissettiğimiz anda hatta varlığından haberdar olduktan hemen sonra başlayan bu annelik içgüdüsü, vicdan, sorumluluk, koruma duygusu anne olmamızı sağlayan en önemli şeyler.

Bunu kendimize yapmamalıyız belki de hem çocuklarımızın duygusal gelişimi açısından, hem öz güven sahibi olmaları açısından hepimizin bazen teneffüslere ihtiyacı var. Eşlerimizle baş başa veya kız kıza kendimize, duygularımıza zaman ayırmalıyız. Bunu sık sık kendime hatırlatsam da kendim ile çelişiyorum belki de çalışan bir anne olarak yeterince zaman ayıramadığımdan bütün bu vicdan azabım. Her ne olursa olsun anne olmak dünyanın en güzel şeyi...


Sevgiyle kalın....

Devamını Oku »

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Kilo verme sorunsalı

20 Mayıs 2017 Cumartesi
Kendimi bildim bileli  diyet yapıyorum diyetisyenlere, beslenme koçlarına, spor salonlarına verdiğim paralar buradan köye yol olur misali.Hele doğum sonrası iyice taktım bu konuya malum preaklemsi geçirip ani +30 kilo alınca vermesi de bir hayli zor oldu. Doğumdan hemen sonra yirmi kusur kilosu gitse de loğusalıkta onu ye bunu ye saldım gitti.

Başlayıp ta bıraktığım diyetler , detokslar, şok diyetler bir çoğunu denemişliğim de var :) zayıflama hapları falan hiç denemedim denememde. Ama otlar mı karıştırıp içmedim, maydonoz suları mı denemedim yok devamı hiç gelmedi.

Bundan 2 ay önce bir şey keşfettim ki sonunda istediğime ulaştım. 2 ay önceki kilomdan tam tamına 13 kilo eksiğim şuanda hedefe ulaşmama var biraz daha ama çok mutluyum.

Kolumda ki kızımın saç tokası da annelik belirtileri :)

Sosyal medya hesaplarımda bir çok soru yağmuruna tutuluyorum ama sırrımı söylemiyorum :) Söylememe sebebim bende saklı şimdilik hedefe ulaşayım hepsini anlatacağım. 

Demem o ki sevgili okur kadın isterse her şey mümkün tartıda kilomu görünce sevinçten evin içinde parende atasım geldi dün akşam çok mutluyum çok.

Hepinizi kocaman öpüyorum :)


Devamını Oku »

17 Mayıs 2017 Çarşamba

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.
İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Gün Işığım

6 Mayıs 2017 Cumartesi
Daha önce paylaştığım Genç Patron kitabının devam niteliğinde yazılmış .Orada  birbirine deli gibi aşık olan Azra Ve Bora beyimizin ilk çocukları Melek 'in hikayesi anlatılmış.


Melek ve Mert birbirlerinin çocukluk aşkı, Melek 'in babasını delirten ilk kelimesinin sahibi Mep, Kalbinin de ,ilk ve tek sahibi. Büyüyüpte kocaman insanlar olduklarında anlıyorlar bu aşkın gerçekliğini ve sevgili Mert kaçıp gidiyor uzaklara. Sonrasında yaşanan kavuşmalar, Mert'in ve meleğin paylaştıkları yüzünüzü gülümsetecek tarzda.

Ha tabiki yine olaydan olaya atraksiyondan atraksiyona geçilmiş kitapta oh tam herşey yolunda dediğimiz an yine bambaşka bir olay buluveriyor bizi. Yazarın anlatım dili çok güzel akıcı ve merak uyandırıcı kesinlikle çok beğenerek okudum. Bu kitabın sonunda SON ibaresi kullanılmış ancak sonraki kitabı GECEMİN YILDIZI tam bir son olmuş. ( Onuda hızlıca okudum bitirdim yakında blogta )

Yazarın bir önceki kitabında bahsettiğim yazım hataları bu kitapta yok denecek kadar azaltılmış bu nedenle editöre tebriklerimi sunuyorum.  ve sizler için tanıtım bültenini de aşağıya bırakıyorum.

Sevgiyle, aşkla, sağlıcakla kalın....



Bazı aşklar bebeklikte bulur birbirini. O zaman anlarsın sonun kimdir diye. Mert ile Melek'te öyle hissetmişti. Yılların ardından çocukluk aşkları, gençlik dostluğu engeline takılınca sendeler ve birbirlerini kaybederler. Duygularının ağırlığıyla kaçan Mert, Bu kaşın ardından gururuna sarılan Melek. İçinizi ısıtacak, gülümseyeceğiniz bir aşk hikâyesi. 

"Gitmem gerekiyor dedin ve gittin. Kim için gittin? Ne için gittin? Bilmiyorum. Ama ben senin için geliyorum Mert. İlk söylediğim kelime gibi kalbime işleyen adam, kalbimin tek sahibi olan sana geliyorum. Ne hissediyorsun bilmiyorum? Ya da kimi bekliyorsun? Dostun, arkadaşın Melek'i mi? Yoksa sevdiğin kızı mı? Sen hangisini bekliyorsun bilmiyorum ama ben, beni seven Mert'i görmeye geliyorum. O beni görmek için cama yapışan küçük Mert'i, babamın her tehdidine rağmen çaktırmadan yanağımı öpen Mert'i, yanımdan bir an bile ayrılmayan Mert'i. Lütfen kırma kalbimi, sarıl sımsıkı bırakma. Öyle bir şey yap ki görmek şöyle dursun, iliklerime kadar hissedeyim seni…"
(Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

4 Mayıs 2017 Perşembe

10 Haftadır Akide Şekeri Yemedim

4 Mayıs 2017 Perşembe

Sevgili okur,

Başlıkta gördüğünüz gibi 10 Haftadır akide şekeri yemedim, 4 haftadır dondurma yemedim gibi paylaşımları görüyoruz sosyal medyada... Nedir bu, ne söylemek istiyor bu insanlar diye düşünebilirsiniz.



Biz kadınlar komplike canlılarız, söyleyeceğimiz şeyi dolaylı yollardan anlatmayı, ima etmeyi severiz bu nedenle yapılmış bir etkinlik buda ama asıl amacı Pembe kurdeleyi desteklemek yani Meme Kanserine dikkat çekmek.

Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında 1. sırada maalesef. Her sekizimizden birinin kansere yakalanma riski var.Bu nedenle kendi muayenelerinizi aksatmadan yapmalı, 40 yaşından sonra da mamografi yi yılda 2 kez çektir meliyiz.

Hemcinslerimiz arasında yapılan bu eğlenceli ve dikkat çekici etkinliğe katılmak isterseniz şifreler aşağıda. Yorumlara da bekliyorum :)

Sağlıklı günler :)


Doğum Ayınız

Ocak-1 haftadır
Şubat-2 haftadır
Mart-3 haftadır
Nisan-4 haftadır
Mayıs-6 haftadır
Haziran-8 haftadır
Temmuz-10 haftadır
Ağustos-12 haftadır
Eylül-13 haftadır
Ekim-14 haftadır
Kasım-16 haftadır
Aralık-18 haftadır


Doğum gününüz; 
1 – Yoğurt
2 – Kısır
3 – Hamburger
4 – Çerez
5 – Domates
6 – Dondurma
7 – Un kurabiyesi
8 – Lolipop
9 – Fıstık
10- Köfte
11 – Profiterol
12 – Kestane kebap
13 – Baklava
14 -Simit
15 – Sarma
16 – Peynir
17 – Pizza
18 – Elma
19 – Müz
20 – Karnıyarık
21 – Kızarmış tavuk
22 – Açma
23 – Kıymalı börek
24 – Akide şekeri
25 – Çilekli pasta
26 – Sucuklu tost
27 – Haşlanmış yumurta
28 – Kazandibi
29 – Kuru fasulye
30 – Patates kızartması
31 – Çikolatalı kek

Devamını Oku »

2 Mayıs 2017 Salı

Buzdolabının Yanına En Çok Yakışan Derin Dondurucu

2 Mayıs 2017 Salı

Derin dondurucunun buzdolabının yanında durması gerektiğine inananlardanım. Hem pratik oluyor hem de birinden çıkardığını diğerine koyabiliyorsun. İşin estetik tarafı da var, dik ve dikdörtgen bir buzdolabının yanına, aynı şekle sahip bir derin dondurucu gerekiyor! Uğur Soğutma’nın UED 5170 DT A++ isimli modelini bu nedenle beğendim: Aynı bir buzdolabına benziyor.

Tek kapılı bir buzdolabı düşünün, UED 5170 DT A++ görünüm olarak buna benziyor. İçinde 5 tane şeffaf plastikten sepet var. Bu tasarım oldukça kullanışlı, çünkü içine koyduğunuz besinler daha derli toplu duruyor. Sepetler şeffaf olduğu için, dışarıdan baktığınızda bile içinde ne olduğunu görebiliyorsunuz. Dış kapağı rahatça açılıyor, bazı buzdolaplarında olduğu gibi kapakla güreşmeniz gerekmiyor! Buna rağmen mükemmel bir yalıtımı var. O kadar ki, elektrik kesilse bile derin dondurucu içindekiler 15 saat boyunca çözülmeden durabiliyor. Sık sık elektrik kesilen bir yerde yaşıyorsanız, en çok bu özelliğini beğeneceksiniz.

İçi oldukça geniş. Kullanma kılavuzuna göre, 170 litre iç hacmi var. Büyük boy bir buzdolabının neredeyse yarısı kadar geniş yani. Bir derin dondurucuya göre, oldukça yüksek bir kapasite bu. Kalabalık aileler bile rahatlıkla kullanabilir. Isı kontrol sistemi mekanik ve kapağı açar açmaz ulaşabiliyorsunuz. Ağırlığı ise yalnızca 46 kg. Kendi başınıza bile rahatça bir köşeden diğerine taşıyabilirsiniz. A++ enerji sınıfına ait, yani elektrikten tasarruf edebiliyor, hiç kapatmadan kullanabiliyorsunuz. Açıkçası dikey derin dondurucu istiyorsanız, UED 5170 DTK A++’ın ilk tercihlerinizden biri olmalı. 12 taksitle satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a adresini kullanabilirsiniz.  

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

26 Nisan 2017 Çarşamba

Güçlü Annelerden Güçlü Çocuklara

26 Nisan 2017 Çarşamba
Anneler çocuklarına önce bağımsız olmayı öğretmelidir.Çünkü güçlü annenin çocuğu tek başına güçlüdür.Ancak ihtiyaç duyduğunda yardım etmeyi de-  yardım istemeyi de öğretir.Yardım etmek kadar yardım istemekte bir erdemdir.
                          

Hayat bu ya her zaman güzellikler le dolu değil. Yavrularımız da bazen üzülecek, morali bozulacak ama biz çocuklarımıza hatalarımızdan ve geçmişten ders almayı ve her zaman ileri ye bakmayı öğretmeliyiz.

Olumsuzluklar hep vardır ve var olacaktır. Olumsuzluklar olduğu gibi olumsuz insanlarda maalesef var hayatta. Hatta en beklenmedik yerde karşılarına çıkabilirler. Ama biz  güçlü anneler olarak çocuklarımıza mutluluğun kişiye bağlı olmadığını huzur ve mutluluğun kendi içlerinde olduğunu ve onları mutlu edecek şeyleri bulmalarına yardımcı olmalıyız. Belki müzik dinlemek, belki kitap okumak, belki sinemaya gitmek her neyse.

Güçlü anne, bağımsız kadın diyorum hep en sevdiğim en anlamlı kelimeler bana göre. Ancak aynı zamanda hem bu özellikleri taşıyıp hem de şefkatli ve merhametli olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza. Gerektiğinde affetmeyi,gerektiğinde özür dilemeyi de öğretmeliyiz. Güç - merhamet - bağımsızlık- şefkat ve özür dilemek aynı anda bir bünye de var olabilir anlatmalıyız.

Bir annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgiyi öğretmeliyiz.Bir insanı karşılıksız sevmek, sadece insanı değil hayvanı, çiçeği, böceği,büyüyü - küçüğü her şeye seviyle bakmayı öğretmeliyiz.

Kız -  erkek fark etmez çocuklarımıza kendi kişiliklerine, zekasına ve duruşuna sonuna kadar güvenmesi gerektiğini aşılamalıyız.Çünkü hayat hep güzelliklerle dolu değil bin bir zorlukla karşılaşacaklar.Ve tek başlarına, karakterleri ile aşmaları gereken problemler olacak.

Çocuklarımıza ayrımcılığı öğretmemeliyiz mesela.Güzel - çirkin, kötü - iyi, Türk - Kürt, zengin- fakir, Müslüman- Hristiyan- Yahudi  veya ateist herkesle arkadaş olabilmeyi, dost olabilmeyi aynı ortamı paylaşabilmeyi öğretmeliyiz.

Bu hayatın güzelliklerini yaşayabildiği için şükretmeyi, yaşayamayanlar içinde elinden geleni yapması gerektiğini öğretmeliyiz. Evet sağlıklı ve tüm uzuvları tam olabilir,anne babası başında olabilir, başını sokacak bir evi, güzel bir eğitim aldığı okulu olabilir ancak hayatın ne getireceği belli olmaz.

Çocuklarımıza bencil olmamayı, sadece kendini düşünmemeyi daha minicikken öğretmeliyiz. İnsan ilişkilerinde bunun ne kadar önemli olduğunu, bencil insanların aslında en büyük kötülüğü kendilerine yaptığını anlatmalıyız.

Velhasıl sevgili okur, çocuklar birer ayna siz ve eşiniz veya aile içindeki diğer bireyler neyi nasıl yapıyorsanız, kime nasıl davranıyorsanız aynısını yapıyorlar veya şuan kaydedip ileri de yapmak için o minicik beyinlerinde saklıyorlar. Siz siz olun çocuklarınıza doğruluk, dürüstlük, dini inançlarınızı öğretmenin dışında insanlığı da öğretmeyi unutmayın.Hep diyorum hep diyeceğim biz yeni nesil anneler değiştireceğiz bu dünyayı.

Sevgiyle kalın....

Devamını Oku »

22 Nisan 2017 Cumartesi

Kadınların gözünde ADAM olmak

22 Nisan 2017 Cumartesi
Özgürce sokaklarda gezebilir,orada burada millete kafa tutabilir,araba sürerken kadın şoförlere saçma sapan hareketlerde yapabilirsiniz.Gece barlar, diskolar, kahvelerde zaman geçirebilir sokaklarda sabahlayabilirsiniz.İsterseniz kadınları taciz edercesine bakar isterseniz de flörtleşirsiniz ama maalesef ki bunların hiç biri sizi gerçek bir erkek yapmaz....

Pahalı ve marka giyinebilir, en lüks restoranlarda yemek yiyebilir, en pahalı ülkelere seyahat edebilir, bankada sayamayacağınız çok paranız da olabilir, en pahalı arabalarla da gezebilirsiniz bunlar sizi kibar bir adam veya centilmen bir erkek yapmaz.

Kendinizi bir kadına ve çocuklarınıza adamadıktan, helal para kazanmadıktan,içinizde çiçeğe, böceğe kısacası herhangi bir şeye merhamet barınmadıktan sonra,öfkenizi ve asabi-yetinizi kontrol edemedikten sonra, hayatınızdaki kadına maddi - manevi destek olamadıktan, çocuklarınız ve ailenizle kaliteli vakit geçirmedikten sonra bana göre adam bile sayılmazsınız.

Gerçek adam bütün bu saydıklarımın dışında ailesine sadakatle bağlı, sabırlı ve özverili.Evindeki mutluluğun ve güzelliğin farkında eşini her konuda destekleyen, olgun ve sorumluluk sahibi olan erkektir. Biz kadınların bir eşte aradığı bu özellikleri veya davranışları göstermediğiniz sürece sadece ve sadece babasının kıyafetleri ile ortada dolanan küçük çocuk gibi görünüyorsunuz bilin istedim !!!

Devamını Oku »

15 Nisan 2017 Cumartesi

Prematüre bebeklerde yapılması gereken doktor kontrolleri

15 Nisan 2017 Cumartesi
Masal kız 6,5 Aylık (28 haftalık) Prematüre doğdu.Doğduğunda 1010gr, 37cm minicik bir petşişeydi. 65 gün kuvöz maceramız ve sonrasında 1730 gr ile bir mezuniyet hikayemiz var. Çoğu kez bundan bahsettim.Ben Masal doğduğunda Prematüre lik ile ilgili, yapılması gerekenlerle ilgili çok az şey biliyordum hatta hiç bir şey bilmiyordum. İnternet'te çok aradım benim gibi olan anne var mı? Bebeği bu kadar küçük doğup ta yaşayan var mı ? Prematüre bebeklerde yapılması gereken doktor kontrolleri ? Neler yapıyorlar ? gibi gibi çok az kaynak ve insan vardı bunları yaşayan. Bazıları paylaşmak istemediğinden sorunlar veya sıkıntılar hakkında hiç bir şey yazmamış bazıları da Allah yardımcıları olsun ciddi hastalıklar yaşıyorlarmış.


Gelelim bu postumuzun konusuna ben Masal taburcu olurken en çok bir konuda paniklemiştim.Doktor kontrolleri ve takipleri.Her çocuk ta takip edilmeyen özellikle bizim gibi özel bebeklerde bakılması gereken ve belli bir rutinde takip edilmesi gereken konular var. Bende size bunlardan bahsetmek istiyorum.Tabi ki ben sadece Masal da yapılanlardan bahsedeceğim, eğer doktorunuz size farklı bir bölüm de önerdiyse mutlaka dinleyin ve uygulayın. 


Öncelikle daha küvöz de kalırken kontrolleri yapılmaya başlanmış ve bebek doğumundan itibaren 46 Haftayı tamamlayana kadar yani normal doğum haftası 40 hafta + 40 günlük olana kadar hastalığın varlığına göre 1-2  hafta aralarla bakılan ROP( Prematüre Retinopatisi) muayenesi.Bu hastalık normal zamanında doğmuş veya sarılık nedeni ile fototerapi almış bebeklerde olmaz sadece prematüre doğmuş bebeklerde görülürmüş.Özellikle bizim gibi doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32. haftadan küçük doğan bebeklerde. Prematüre bebekler risk altındalar ancak genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahipmiş.Yine bunlarla birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde bu risk daha da artarmış.Bu nedenle zaten uzun kuvöz döneminde başlatılan ROP muayenenizi taburcu olduktan sonra da devamlı takip ettirin.Çünkü eğer bu hastalık başladıysa tedavisini mutlaka yaptırmalısınız.

Kalça Ultrasonu

İlk aylarda tespit edildiğinde tedavisi çok basit olan kalça çıkığı - Gelişimsel Kalça Displazisi aylar geçtikçe ameliyata kadar gitmekte ve hatta uzun yıllar kullanma gerektirecek alçı işlemi olabiliyormuş maalesef. Çoğu anne - baba yaptırıp yaptırmamak arasında gidip geliyor ancak radyasyon içermediğinden hiçbir zarar bulunmuyor bu taramanın.Doğum sonrası 2 - 6 ay aralığında mutlaka bebeklerimize yaptırmamız gerekmekte.Ultrasona giderken bebeklerin karnının tok, altının temiz ve uykusunun alınmış olması gerektiği söylenmişti.Masal kız rahatlıkla oldu taramasını bir tek ultrason cihazı soğuk olduğundan rahatsız olmuştu benim minik fasulyem.


İşitme testi

Masal kuvözden mezun olunca :) ben taburcu oldu cümlesini kurmak istemiyorum çünkü biz hasta değil prematüreyiz :) bize verilen listenin en başlarında yazan işitme testi vardı. Yeni doğanlarda yani normal kilosunda ve zamanında doğmuş bebeklerde hastaneden çıkmadan yapılırmış işitme testi ancak normal kilomuza ulaşmadan bu testi yaptıramadık ancak 2 kiloyu geçtiğimizde yaptırabildik.
Zaten doğumdan sonra 2 ay içerisinde yapılması gerekmekte.İşitme testi bebeğiniz uykudayken, kafasına ve kulak arkasına yapıştırılan adını bilmediğim apar-atlarla dalgalar verilerek uygulanır.Bazı bebekler 2 kulaktan da hemencecik geçerken bazı bebekler ikinci testte bu aşamayı geçebiliyorlar. Masalında tek kulağı 2. testte tamamlanmıştı. Ben tabi ki bunu duyunca kısa süreli bir şok yaşadım ancak doktorumuz hiç bir sorun olmadığını kulakta biriken sıvılar nedeni ile böyle şeylerin olabileceğini söyleyip bizi rahatlatmıştı. Gerçekten de bir ay sonra test tekrarlandığında o kulağımızda başarı ile geçti. Bebeklerde işitme kaybına sebep olacak nedenlerin en başında erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve yoğun bakım gerekliliği olduğu için biz prematüre anneleri bu konuya özellikle dikkat etmeliyiz.


Nörolojik muayene 

Prematüre bebeklerde özellikle nörolojik muayene çok önemli. Çünkü bebeğiniz minicikken yürüyemediğinden ve konuşamadığından ileri de sizi neler beklediğini maalesef ki bilemiyorsunuz. Dolayısıyla çocuğunuz için her testin ve muayenenin yapılması çok önemli.Bu nedenle bizde Nöroloji bölümünü ziyaret ettik.Bu bölümde bir kaç farklı test yapıldı Masal'a..

Bunlardan bir tanesi BERA (ABR) Testi Bera İşitsel Beyin Sapı Davranımını yani kulaklar ile beyin arasındaki sinirleri kontrol eden bir test. Yine bebişlerimiz doğal uykudayken yapılan bir test. Alnına ve kulaklarına yerleştirilen ufak elektrotlarla işitme sinirini uyararak yapılıyor. Tek önemli olan şey bebeğinizin derin uykuda olması.

Diğer yapılan test EEG yine Nörolog tavsiyesi veya talebi ile gittiğimiz bir bölümdü çocuk EEG Masal yanılmıyorsam 6 - 7  aylık tı çektirdiğimiz de. EEG de de yine derin bir uyku gerekiyor.Bebeğe herhangi bir elektrik vs verilmediğinden hiç bir tehlikesi yok zaten kalp elektro suna da benziyor. 20 tane kabloyu özel bir jelle bebeğinizin kafasına yapıştırıyorlar yaklaşık uyuma süresi, çekim derken 1 - 2 saat süren bir çekim detaylı EEG. Masalda herhangi bir rahatsızlık veya hastalık olmasa da gittiğimiz hastane ve yoğun bakım doktorumuz özellikle yaptırmamızı önermişti.

Biraz daha büyüdüğünde yine Nöroloji bölümü bizi aynı çayı altında bulunan gelişim testine yönlendirdi.Bu testin adı da DENVER. Denver testi bir zeka testi değil gelişimi gözleme testi. Özellikle herhangi bir nedenle erken doğmuş bebeklerde önemli bir yeri varmış.0 - 6 yaş arasında ki çocukların değerlendirildiği bu testin amacı Çocuğun yaşına uygun becerilerini değerlendirmekmiş. Biz bu teste sanırım 3- 4 sefer girdik. Yani bize özel bir durum değil belli bir döneme kadar 6 ay - 1 sene gibi periyotlarla kontrol edileceğiz.

İlaçlı MR 

Masal Kız'ın 1 yaş doğum gününden 3 gün önce çektirdik MR'ımızı. Ben telaştan bir kaç gün öncesinde yemek yiyemedim, uyku uyumadım. Hele Masal'ı hazırlamak için aldıklarında hıçkırıklarım dan boğuluyordum. Yaklaşık 15 dakika bekledim Masal'ın çıkmasını ama ömrümün bir 10 yılı gitti bence. Çok araştırdım çok okudum çokta doktora danıştım. Anestezi benzeri ama daha hafif damardan verilen bir ilaçla uyku haline geçti prensesim MR işlemi bittiğinde hemencecik uyandı. Sonrasında yarım saat hastanede ayrılan bir bölümde tam ayılması bekleniyor. Unutmadan MR için mutlaka 6 saat açlık isteniyor sonrasında da 2 saat süresince beslenme yapılmaması gerekiyor. Benim kendimi yıprat tığıma değmedi tabi ki ama onun bu kadar saat aç kalması, hiç olmasa da bir ilaca maruz kalması tedirgin etti.Doktorun bunu isteme sebebi de Prematüre olması ve tam anlamıyla nöroloji testlerinin tamamlanmasıydı.

Fizik ve rehabilitasyon muayenesi

Yine Masal 7 - 8  aylıkken gittiğimiz ve belli zamanlarla kontrole çağıran bir bölüm fizik bölümü.Bu bölümde de çocuğunuzun zamanında yapması gereken fiziksel haller ve hareketler kontrol ediliyor.Yani dönmesi, oturması, emeklemesi gibi.Özellikle gösterdikleri fizik hareketleri ve masaj teknikleri ile bebeğinizin gelişimine katkısı çok fazla.


İşte böyle sevgili prematüre anneleri, sadece kuvözden çıkartmakla bitmiyor asıl çıkınca başlıyor maraton.Biz özel bir hastanede doğduk ancak oradaki yoğun bakım doktorumuz bize mutlaka ve mutlaka tüm takiplerimizi Üniversite hastanesinde yaptırmamızı önerdi. Bizde tabi ki dinleyip oraya gittik iyi ki de gittik.çünkü normal hastanelerde prematüre den anlayan doktor bulmak çok zor. Yalova 'ya yakınlığı sebebi ile Bursa Uludağ Tıp Fakültesine Yeni Doğan bölümüne gittik. Zaten oraya gittiğinizde size yukarıda anlattığım tüm tetkiklerin bir listesini veriyorlar.Siz hepsini sırası ile yaptırıp doktorlarla görüşüyorsunuz.Yeni doğan bölümüne de belli aralıklarla çağrılıyorsunuz önce boy-kilo-baş ölçümleri yapılıyor sonra genel muayenesi ve kan tahlilleri.Her ay düzenli gidip özellikle kan tahlillerini yaptırıyorduk biz çünkü kanda ki tüm değerlere bakılarak o ay Masalı nasıl beslememiz gerektiği, kullandığımız mamanın yeterliliği gibi konularda yönlendirmeler alıyorduk.
Çocuklarımız çok değerli ve kucağımıza aldığımız andan itibaren hayatımızın en önemli parçaları işte bu yüzden hiç bir şeyi ihmal etmemeliyiz çok değil en fazla 2 sene sürecek bu işlemlerin yapılması gerçekten çok önemli.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın....
Devamını Oku »

13 Nisan 2017 Perşembe

Genç Patron

13 Nisan 2017 Perşembe
Kitabın adından da anlayacağınız üzere, genç bir patron ve asistan arasında geçen bir ilişki.Ancak onların ilişkisi  işveren - çalışan olmadan çok çok öncesine üniversite zamanlarına dayanıyor.
Kitap Wattpad te yayınlanmış sonrasında da kitap olmuş.Başarılı bir yazar yine sevdiğim tarzda yazılmış  devam kitapları var Gün Işığım'a da başladım bile...
                                        

Sevgili erkek karakterimiz Bora okulun fenomen yakışıklısı ve çapkını olduğu dönemlerde okulun en zekilerinden Azracığımız ile iddia sebebiyle birlikte oluyor.O gece Azra'nın karakteri ve masumiyetinden etkilense de sabahında Azra'nın bu meseleyi öğrenmesini engelleyemiyor.

İddia sabahından sonra tamamen kopan bu güzel çift yıllar sonra aynı şirkette bulurlar kendilerini. Bora'nın Azrayı kazanma çabaları, yaptığı hoşluklarla dolu yüzünüzü güldürecek zamanlar yaşatıyor.
Kitabın bir yerinde çok ağladım Boranın ameliyata girerken yazdığı mektup beni benden aldı.Çok ta detay vermek istemiyorum okuyunca anlayacaksınız zaten

Ufacık bir eleştirim var oda şöyle ki Azra ve Bora'nın başına gelmeyen kötü olay kalmamış.Tam bir şeyler bitti derken başka bir şey çıkıyor. Evet hikayenin uzaması ve karakterlerin güçlüklere karşı duruşu ilişki için önemli olabilir ancak bazıları gereksiz olmuş bence.Birde inanılmaz yazım hataları mevcut kitapta ben böyle şeylere dikkat etmem aslında ama fazlalığı ile dikkatimi çekti.Sevgili editörden dikkat rica ediyoruz :)

Aşağıda size tanıtım bültenini de paylaşıyorum.Okuyanlar varsa yorumlarınızı merak ediyorum.

Aşkla kalın....

İçini titretir sevdiğinin dokunuşu, dur diyemez, duramazsın. Yanlış, hata bilmezsin. O dakika her şey doğru gelir kalbine.

Azra için de öyle olmuştu. Sevdiğinin dokunuşu, ateşi ne kadar yanlış olsa da karşı konulmaz bir istekle doğru gelmişti ona. Ta ki o gecenin sabahında bu karşı koyamadığı bakış, gülüş, dokunuşların aslında bir iddia olduğunu öğrenene kadar. Saf, temiz bir bedene dokunmanın nasıl hissettirdiğini bilmezdi Bora. Ta ki o kirli elleri Azra'nın tenine dokunana kadar. Ona git demesi gerekirken bu duyguya karşı koyamaması, ne kadar pislik biri olduğunun ispatıydı.

Tek bir gece yıllarca akılda kalır mı? Kalmıştı. O gece her anı ile Bora'nın aklında kalmıştı, acı ama unutulmaz bir anı olarak. Bu birbirlerinde unutulmaz iz bırakan kalpler yıllar sonra iş hayatında karşılaştı ve olanlar oldu. Saf ve masum Azra; seksi, çekici ve dişli mi dişli bir asistan. Çapkın, umursamaz ve serseri Bora; pişman, kıskanç, âşık mı âşık bir patron. Biri nefretle, diğeri ise aşkla bakan iki kalp. Mutluluğa giden yolda karşılaşılan acılar, yanlış kararlar ve tüm olumsuzluklara rağmen gittikçe büyüyen bir aşk.

Her hata son değildir. Bazen bir hata, düzeltmek için gireceğin yol ile mükemmel bir doğruya dönüşebilir. İşte, geçmişte yaptığı hatayı aşk yolunu izleyerek telafi eden Bora'nın hikâyesi, Genç Patron…
(Tanıtım Bülteninden)


Devamını Oku »

10 Nisan 2017 Pazartesi

Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!

10 Nisan 2017 Pazartesi
Neden Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.
                                   

Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.
Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Çocukla Uzakdoğu Bangkok - Singapur - Hong Kong

Neredeyse 10 gündür bloğumla hiç ilgilenemedim, içim içimi yedi bu süreçte.İşlerin yoğunluğu, Masal'la vakit geçirebilme telaşı, hafta sonu programları derken hep aklımda olan bloğuma nihayet yayın hazırlaya bildim. Bu haftaki turizm konumda uzaklardan bahsetmek istiyorum. Gelen sorulardan ve taleplerden yola çıkarak size açıklayıcı olduğuna inandığım bir Çocukla Uzak doğu dosyası hazırladım. Şimdiden söylüyorum birazcık uzun  oldu ancak uzak doğu seyahati planlarken yardımcı olacak bir yayın oldu.
                         

Uzak doğu bildiğiniz üzere Asya'nın doğusu ve güneydoğusundaki ülkelerden oluşmakta.En bilindikleri Çin, Filipinler,Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Kamboçya, Bangladeş, Pakistan, Sri Lanka, Kuzey - Güney Kore,  Moğolistan olan ülkelerdir. Bizim dosyamızda uzakdoğunun zengin ve gelişmiş ülkeri olan, tur programlarında sıklıkla karşılaşabileceğiniz Singapur, Bangkok(Tayland) ve Hong -  Kong üzerine.

Türkiye 'den hepsine uçuşlar uzun sürmekte yaklaşık 11 saatlik bir uçuş ve sonrasında yaşanan ve hissedilen yarım günlük bir Jetlag la gezi başlaması.Genelde tüm uçuşlar gece yapılmakta ve ertesi gün akşam üzeri şehre ayak basmakla başlar.Öncelikle çocukla da çocuksuz da gitseniz rahat ayakkabı ve kıyafetler tercih etmelisiniz. Özellikle çocukla giden aileler için uçuş süresi çok fazla olduğundan vakit geçirmek için belli şeyler yanınıza almalısınız.Oyuncak, uyuması için battaniyesi yastığı gibi :)

Singapur hava limanı ve Oteller arası yani şehir merkezi çok uzak bir mesafede değil grupla gittiğinizde zaten aracınız sizi bekliyor olacak ancak münferit bir tatile çıktıysanız bir çok ulaşım seçeneği mevcut. Singapur mevsim normallerinde hava sıcaklığı 30 - 32  derece lerde. Kasım -  Ocak dönemleri Muson yağmur zamanları olsa da şiddetli yağmurlardan ve serinlikten sonra hava sıcaklığı hemen normale dönüyor. Nem oranının en yüksek olduğu yerlerden bir tanesi Singapur bu nedenle uçaktan indiğinizde sizi boğucu bir hava ve aşırı nem bekliyor. Singapurluların özlü sözlerinden biri olan ''Singapur da 3 mevsim vardır; Sıcak, daha sıcak ve en sıcak'' sözünü iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir şehir. Ansızın yağan yağmurlar için mutlaka yanınızda bir yağmurluk bulundurmalısınız. Hissedilen nem geceleri çok daha fazla olduğundan klimasız uyuyabilmek imkansız. Ve siz çocukla seyahat ediyorsanız ve Masal gibi havadan nem kapan bir çocuğunuz varsa klimalı odada uyumak sanırım imkansız. Dolayısıyla çocukların biraz büyümesi gerekir bu seyahat için. Singapur trafiği İngiliz sömürgesi nedeniyle soldan akmakta ve prizler İngiliz tarzı, Para birimi olarak kendine özgü Singapur Doları kullanılmakta.Etrafta bir çok Exchange Ofisi bulunduğundan yanınızda Euro veya Dolar götürebilir, kolaylıklık la çevirebilirsiniz.

Singapur da bence her ülkede olması gereken kati bazı kurallar var mesela Sakız çiğnemek yasak zaten eczane dışında satışı da yok. Sadece çene ile ilgili problemi olanlar doktor raporu ile satın alabiliyor.Sokakta herhangi bir kadına sarkıntılık etmek, laf atmak, taciz etmek ağır ceza kapsamında sayılıyor.Uyuşturucu ticareti ise ölüm cezası ile sonuçlanıyor. Metro da su içmek dahil bir şey yemek içmek yasak,sigara tüm halka açık alanlarda yasak.

Geniş caddeleri, kibar insanları, ışıl ışıl parlayan geceleri,yağan yağmurlar sebebi ile sınırsız bir bitki çeşidi ve yemyeşil parkları ile dolu turla yada münferit gidildiğinde rahatlıkla gezilebilecek bir şehir.

Biz Türklerin en çok dikkat ettiği bir başka konu yiyecek konusu ise burada biraz sıkıntılı.Kahvaltıda Soğan, Bambulu salata, Mısır Çorbası,Haşlanmış fasulye enteresan bir sosla birlikte, Tavuk sosis ve Jambon, pancake, hiç alışık olmadığımız tarzda karışık omletler, haşlanmış bambu ve kızarmış erişte kahvaltı menüsünde bulunan değişik yiyecekler.Ben tura giden misafirlerime genelde zeytin veya zeytin ezmesi ile peynir alın yanınıza diye uyarıda bulunuyorum :) yani ben olsam öyle yapardım.
Öğlen ve akşam yemeklerinde genelde sebze yemekleri yer almakta, tencere yemekleri ancak içlerine koyduklarından mıdır, temiz olmamasından mı kaynaklıdır bilemiyorum ama bulamaca benzeyen yemekleri var. Sebzeli börekler, Satay ( odun ateşinde pişirilmiş çok baharatlı et ) tercih edilmekte.Ve floradan kaynaklı alabildiğine meyve. Bilirsiniz uzakdoğu mutfağında her tat karışık kullanılır tatlı - ekşi  gibi :) dolayısıyla çok bize uygun değil. Denenmesi gereken yiyecekleri ise kızarmış tatlı patatesleri tatlı niyetine çünkü tatlı kültürü yok ha birde buzla yapılmış dondurma tadında değişik bir yiyecekleri var. İçecek olarak değişik aromalı ve farklı çaylarını söylemiyorum zaten her yerde bahsedilir onların dışında Singapur Sling  içebilirsiniz, ayrıca soğuk kahveler ve adını bilmediğimiz bir çok meyvenin suları denenebilir.

Singapura geldiğinizde veya tur programlarında gördüğünüz bazı yerlerden bahsetmek istiyorum size.Öncelikle Çin pazarı ve Hint mahallesi.Çin mahallesi bildiğiniz bir pazar gibi çoğunlukla kurutulmuş yiyeceklerin, ıvır zıvır satılan bence gereksiz bir zaman kaybı olan ancak giden insanların en çok merak ettiği yerlerden bir tanesi.Çakma tekstil ve ayakkabı - çanta bulabileceğiniz ki herhangi bir markanın çakmasından bahsetmiyorum :) para vermeye değmez ürünler satın alabileceğiniz bir pazar.

Hint mahallesi (Little İndia) Hindistan'ın küçük bir yansıması olarak görülür.Bol baharat kokuları eşliğinde gezebileceğiniz genelde gezginlerin tercih ettiği bir noktadır Singapur da. Serangoon Caddesini gezmek Hindistan da gezmek gibi der gidenler. Hint kıyafetleri satan yerler, Kınacıları, hint yemeklerini bulabileceğiniz restaurantlar ve yaşayan Hintlileri görmek mümkün.Ha bir de herkesin mutlaka gittiği bir MUSTAFA CENTER'ı var. Bildiğimiz milyoncu tarzı her şeyin bir arada olduğu 24 saat açık bir alış veriş merkezi. Milyoncu diyorum ama sahibi şuan ülkenin zenginleri arasında. 

Yine Singapurda bence gidilmesi gereken yerlerden biri Orchard Road, Coach, Fendi, Chanel, Prada, Burbery gibi bilindik ve lüks markaların çok katlı mağazalarının yanında sırasıyla avmler mevcut. Dükkan gezermiş gibi Avm gezdiğinizi düşünün.Buda tercih meselesi tabi herkes bir kültür gezisinde Avm gezmek istemez o nedenle bu caddeyi gezilecek listenize alıp almamak size kalmış.

Santosa adası da Üniversal stüdyolarının olduğu 'Eğlence Adası ' olarak ta geçen içerisine akvaryum, bal mumu müzesi, golf clupları, plaj işletmeleri, spa otelleri, restaurantlar ve çok karmaşık olmayan eğlence parkı mevcut. Çocuklu seyahatte bir günü buraya ayırmak gerek bence çünkü çocuklar malum gez dolan yorulacaklar, birazcıkta gönüllerini almak adına güzel vakit geçirebilirsiniz.

Singapurun nadide gezilecek yerlerini gezmek, şehri tanımak için en az 2 - 3 geçirmek gerekir ancak turlarla gittiğinizde bu zaman genelde 1 gün gibi olmakta. Singapur dan Bangkok 'a turların en çok tercih ettiği hava yolu firmasi yerel hava yollarıdır genellikle. Yaklaşık 2 saat süren bir uçuşla Dünya Meteoroloji örgütü tarafından Dünyanın en sıcak büyük şehri olarak tanımlanmış Bangkoka gidebilirsiniz. Münferit gidiyorsanız biletleri Türkiye'den de satın alabilirsiniz ancak saat farklılıklarına ve bagaj kurallarına dikkat etmelisiniz. Thai hava yolları uçak içi ikramı dahil satılır genelde sabah uçuşu olduğundan kahvaltı verilir menüsü ise Patates, yumurta, mantar ve meyve gibi bize ters bir kahvaltı anlayışı ile hazırlanmıştır.

Singapurdan sonra Bangkok çok farklı gelir genelde insanlara çünkü hijyen gibi bir kavramları maalesef yok hiç kimsenin.Sokaklarda pişen yemeklerden yer genelde halk, kendi evleri baraka tarzı olduğundan mutfak yoktur ve bu sokakta pişen ve aynı zamanda yenen yemekçiler şehrin her yerinde mevcut. Sokaklar pis, umumi banyolar, sokak berberleri, terzileri kısacası bizim alışık olduğumuz bir hayat yok. Sefillik diz boyu her yer her yerde, yan yana olmaması gereken her şey iç içe şöyleki yemek satan arabanın yanında erkekler traş olurken yanında umumi wcler mevcut ve bol miktarda sokak masajcısı :) Benim Masalla asla tercih etmeyeceğim yerdir sanırım Bangkok. 

Bangkokta en önemli şeylerden biri dinleri diğeri kralları ve kralın ailesi ki göreceğiniz her önemli yerde kavşaklar, yollar da dahil kral ve ailesinin resim veya maketleri mevcut. Her hangi bir kötü söz veya hakaret etmekte büyük suçlardan bir tanesi ve sonucu hapis.Eğer otel seçiminizi kendiniz yapıyorsanız kesinlikle Sukhumit bölgesi seçilmeli orta gelir düzeyine sahip bir bölge ve ana merkezlere yakın bir konumda. 

Bangkok turunu incelerken göreceğiniz gidilmesi gereken yerlerden bir tanesi Sea Food Market turu, bildiğimiz balık marketi gibi düşünebilirsiniz.Balığını seç sonra ye tarzı yerler. Yalnız seçerken dikkat edeceğiniz iki nokta var birincisi sevgili meslektaşlarım rehberlerin her söylediğine inanmamak, ikincisi gördüğünüz balık fiyatlarına pişirme parasının dahil olmaması. Özellikle o bölgede balık pişirilmeden tüketildiği için pişirtmek istediğinizi özellikle söylemeniz gerekmekte.

Patpong gece pazarı yine çin pazarı gibi tanınmış markaların çakmalarının bulunduğu bir pazar genelde ekstra tur olarak satılsa da bence gidilecek daha güzel yerler var. Pazarın yakınlarında Bangkok'un meşgur Go - Go barları ve Ping Pong barları mevcut. Çocuklu aileler olarak çok fazla tercih etmeyeceğimiz görüntü ve manzaralara sahip.

Bangkok 'ta Pattaya, Phung Nga koyu,ko phi phi, ko samui, Wat arun, Grand palais, Fil safarisi, Timsah Çiftliği, Gül bahçesi, Yılan çiftliği, Ahşap atölyesi gezilebilecek yerler arasında. Özellikle Pattaya bolca denize girebileceğiniz bembeyaz kumlara sahip efsane plajlara sahip ancak gece hayatı olarak Pattaya sonsuz bir eğlence ye sahip, gece barlarda başlayan bu sonsuzluk gündüzleri plajlara da yansıdığından çocuklu aileler için doğru bir tercih olmamakta.

Bangkokta 'da yiyecek kültürü yine uzak doğu tarzında kahvaltıda yağ, bal,reçel,yumurta, mısır gevreği, yeşil çaylı kekler, pirinç lapası gibi yiyeceklerin yanında envai çeşit meyve tüketebilirsiniz.
Yemeklerinde acı - tatlı - ekşi - tuzlu olarak 4 ana lezzet karışımı olarak önünüze gelmekte  ve tabi ki bol baharatlı. 

Yüzen çarşı Tayland'ın en önemli turistik noktalarından birisidir. Tay stili teknelerle yaklaşık 25 - 30 dakikalık bir tur olarak geçekleşir.Yüzen çarşıda yerel halk taze meyve sebze, hediyelik eşya gibi ürünler satarlar burada bir parantez açıp Tayland a giderseniz meyvede bile pazarlık yapmanız gerektiğini belirtmek isterim Tuk tuk çılardan, meyve satanlara kadar herkes sizden ne kadar çok para alabilirim peşinde o yüzden mutlaka pazarlık yapın.

Bangkok  Blue Saphir ve Yakutta dünyanın en önemli üretici ve bu taşların işlenip satıldığı bir çok mücevher mağazası var.

Bangkok tan sonra yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Hong- kong 'a geçilebilir. Hong - Kong'un ihtişamı daha hava limanını uzaktan görmenizle başlıyor.Denizin ortasında Lantau adası üzerine yapılmış inanılmaz bir görselliği olan hava limanı tüm ihtişamı ile karşılıyor sizi.Hong - Kong nufusunu genelde çinliler oluşturuyor ve kesinlikle çok kalabalık bir şehir.İnsan kalabalığı, araba kalabalığı, bina kalabalığı hangi yönden bakarsanız bakın kalabalık bir şehir.

Hong - Kongta dünyanın en yüksek binalarını görebilirsiniz. Dünya markalarının içinde bulunduğu avmler hem yer üstünde hem yer altında konumlanmış durumdalar.Bu kadar çok mağazayı ve markayı dünyanın az yerinde bir arada görebilirsiniz. Hong Kong un önemli caddeleri ve meydanları var mutlaka görülmesi gereken mesela Canton Road, Kimberly Cad.( bu caddede kebap bile bulabilirsiniz).

Bu şehre geldiğinizde mutlaka gitmeniz gereken bir yer varsa orası da Victoria tepesi. Hong - Kong un tüm ihtişamını görebileceğiniz bir seyir terası,Hint okyanusu görebileceğiniz gezinti alanları mevcut ve tabi ki alışveriş merkezi :)

Hong - Kong ta denize girebilmek için tercih edilen Repulse Bay koyu. Casinoların bulunduğu, residance ve Marinaların bulunduğu güzel bir sahil kasabası.

Hong - kongta bir çok batıl inanç var bunlardan bazıları Thin Hau tapınağının duvarında bırakılmış yuvarlağın içinden geçtiğinizde uzun yaşayacağınıza inanılıyor.Sonra bu tapınakta bulunan heykellerinden kaplumbağayı okşadığınız da sağlık, budha heykelinin göbişini okşarsanız şans, balığın ağzına para atabilirseniz de para geleceğine inanılıyor. Bu heykellerin başında bir sürü turist görebilirsiniz.


Aberdeen bence çok şirin bir yüzen köy.Yüzen köy diyorum çünkü teknelerde yaşayan yerli halk ve yine restaurantlarla dolu bir kanal burası. Yine görülmesi gereken değişik bir yerleşim yeri.

Ocean Park genelde turlarda ekstra olarak satılan Disneyland'dan önce kurulmuş bir tema park.İçinde hayvanat bahçesi, lunapark ve hayvan labaratuarı gibi bölümleri olan ocean park'ta roller coaster apayrı bir manzaraya sahip.

Ohhh bitti sevgili okur, yazarken sizi sıkmamaya, bana göre gidilmesi gereken yerleri Çocukla Uzak Doğu dosyası adı altında kısa kısa  anlatmak istedim.Birde kısa bir dip not vereyim size ben henüz bu nadide şehirlerimizi gezmedim. Turizmci olmak bunu gerektirir diyerek hiç bir yerden kopya çekilmemiş yıllardır insanlara anlattıklarımı derledim sizler için. Hem sizler için hemde bir gün hafızam yavaşlarsa okuyayım diye yazdım. Hani çok okuyan mı çok gezen mi bilir derler ya buda benim cevabım olsun bir nevi.

Hepinize sevgiler...
Devamını Oku »

30 Mart 2017 Perşembe

Şahane gelin

30 Mart 2017 Perşembe
Bir adam, bir kadın birbirleri ile zorla evlendirilmiş. Erkek özgür, dik ve intikam ile dolu. Kadın mağrur, aşık bir o kadar da gururlu. Ben okumaya başladığım ilk sayfadan itibaren çok etkilendim kitaptan. 
Ancak etkilenmem bu sefer pek te sevdiğimden ya da hayran olduğumdan değildi.

Şöyle anlatayım ki Baş karakterlerimiz Osman ve Gülay tamamen farklı dünyaların insanları.
Bir kere Osman 40 lı yaşlara yakın, Türkiye'nin sayılı zenginlerinden, inşaat firması sahibi ve parasını koyabilecek yerler yok. Gülay 18 Yaşında Kürt kökenli ancak Batı şehirlerinde büyümüş ve okumuş,birbirine çok aşık bir anne babanın kızı. İşte buraya bir parantez açmak istiyorum kitapta Gülay dan bahsederken sadece güzelliğinden bahsedilmiş ve tamamen bir obje olarak gösterilmiş. Birbirine çok aşık bir anne baba, kızlarının önceden beğendiğini bildikleri, alkollü bir şekilde kızlarına çarpan yoğun bakımda ve günlerce hastanede yatmasına sebep olan aralarında 20 kusur yaş olan bir adamla nasıl zorla evlendirir ve o senin kocan bundan sonra görevlerini yapmalısın diyebilir. 

Osman beyimiz bu kadar zenginken nasıl olur da bu şantaja hiç bir şey yapamaz, istese avukatlar ordusu kurmaz mı yada kurulmuş bir avukat ordusu yok mudur bu adamın. Osman'ın Gülay'a yaklaşması tamamen kitapta da bir çok kez vurgulandığı üzere erkeksel ihtiyaçlar.Bir kadın nasıl sadece bir obje olarak görüldüğü yerde ve kişiye karşı bu denli sessiz kalabilir.

Ben kitabı okurken sıkılmadan okudum ancak bu yanlışların içinde hiç zevk almadım. Kadına karşı yapılan psikolojik baskının ve şiddetin en güzel örneği olmuş kitap. Belki yazarı bana kızacak ancak elinizi vicdanınıza koyun ve düşünün kadının bu kadar ezildiği bir ülkede zaten bir çok kadın bunu yaşamaktan kaçarken, rahatlamak için okuduğu bir kitapta bunları okuması ne kadar doğru....

Yazarın diğer kitaplarını da sipariş ettim bu arada onları da merak ediyorum.Ben kitabın üslubunun da veya anlatımında bir rahatsızlık hissetmedim sadece bazı şeyler hoşuma gitmedi. Onlardan da kısaca bahsettim. 

Sevgiyle....

Devamını Oku »

28 Mart 2017 Salı

Erkeğe haksa kadına da haktır

28 Mart 2017 Salı
Ela lem ne der? Bir kadına yakışmaz böyle davranmak! Sen kadınsın yapamazsın! Sen çalışamazsın! Sen beceremezsin! Sen kadın başına bu  saatte dışarı çıkamazsın! Kadın işi değil bu!

Daha sana sayabileceğim milyonlarca böyle cümle var canım kızım. Büyürken de, büyüdüğünde de bunların  çok  daha fazlasını duyacaksın çevreden ama asla anne ve babandan bunları  duymayacaksın.

Çünkü sen benim  kızımsın, hayata erkekler kadar kafa tuta bileceksin, çalışacaksın, ister başını  kapatacaksın ister mini etek giyeceksin, istersen sokakta top  oynayacaksın istersen bebeklerinle oynayacaksın,istersen topuklu ayakkabılarını giyip gezeceksin, istersen spor ayakkabı tercih edeceksin.

Öyle bir zamanda yaşıyoruz ki, kadına şiddetin artık  ayıplanmadığı, kahkaha atmamıza karışıldığı, dünyanın en kutsal şeyini bedenimizde büyütürken sokakta gezmemizin doğru olmadığını  düşünen yobazların olduğu, tecavüze uğradığımızda rızası varsa evlenebilir hükmünün dayatılmaya çalıştığı,henüz süt kokarken evlendirilen bez bebeklerinle oynaması gerekirken çocuk  doğuran yavrularımızın olduğu, sokak ortasında vahşice öldürülüp kadın kesin  kışkırtmıştır yaftası yapıştırılabilen kısacası kadının adının olmadığı bir zamanda yaşıyoruz güzel kızım.

Bir kadın olarak sana öğreteceğim, anlatacağım daha bir çok şey var. Bir kere sen istersen yapamayacağın hiç bir şey yok bu hayatta. Erkek mesleği diye bir şey yok mesela, erkektir yapar diye bir kavram hiç yok annecim. Sana bunları dayatanlar, böyle olması gerektiğini söyleyenler olacak hayatında hepsi boş laf kızım, hiç birini duymayacaksın ben sana herkesi dinlememen gerektiğini öğreteceğim.Erkek istediğini yapar, kadın yapamaz diye bir şeyi asla kabul etmeyeceksin bebeğim Erkeğe Haksa Kadına da haktır her şey deyip geçeceksin.


Zaman zaman seni düşürmeye çalışanlar, aşağıya çekmeye çalışanlar, kıskananlar olacak ama sen arkana bakmamayı, kimseye gereğinden fazla değer vermemeyi bileceksin ve kanmayacaksın kimseye. Ben her zaman bu duygularla ve düşünceler le yaşadım sen benden daha da güçlü olacaksın. Hiç bir şey yıkamayacak, vazgeçiremeyecek seni yolundan, düşüncenden.

Kadın olmak zor annecim, sürekli kendini korumak ve kollamak zorundasın ama şunu hiç bir zaman unutma sen istemediğin sürece kimse düşüncelerine dokunamaz. Doğru bildiğin yolda, kendi özgür iradenle daima ileriye yürü yavrum.

Seni çok seviyorum Bal Kızım...
Devamını Oku »

25 Mart 2017 Cumartesi

Synagis Aşısı

25 Mart 2017 Cumartesi
Prematüre annelerinin yakından bildiği, yoğun bakım doktorlarının önerdiği bir aşıdan bahsedeceğim size bugün. Bizim doktorumuz Kuvözden taburcu olurken birazcık bahsetmişti bize ve Bursa Tıp fakülte hastanesine yönlendirmişti bizi. Synagis Aşısı ile de fakültede tanıştık, Masal kız 14 Ekim de taburcu olmuştu bizde 3 gün sonra soluğu fakülte de aldık. Orada Yeni doğan bölümünde kontrolleri yapıldı, raporları incelendi ve bize rapor çıkarılmasına karar verildiği ve aşıyı almaya başlayabileceğimiz söylendi. 
                               

Synagis Aşısı Ekim sonu Kasım başı gibi başlayıp takip eden 5 ay boyunca 1 doz olarak yapılıyor. Her seferinde bebeğinizin kilosu tartılarak dozu ayarlanıyor. Masal da herhangi bir yan etki yapmadı ancak bu yazıyı yazmaya karar verdiğimde yaptığım araştırmalarda çeşitli forumlarda bazı anneler çocuklarda yan etki yaptığından bahsetmiş.

Bu aşı yani Synagis aşısı diğer adı RSV ( Respiratuar Sinsisyal Virüs) de denilen yaklaşık 2 yaşına kadar olan çocukları ve yetişkinleri etkileyen alt solunum yolları hastalığından koruma amaçlı yapılırmış..Bu hastalığın belirtileri  tabi ki Ateş, hırıltılı solunum, tıkanıklık, nefes darlığı, öksürük, hızlı soluk alıp verme gibi hiç bir annenin bebeğinde görmek istemediği rahatsızlıklar.
                               

Aşıyı yaptırdıktan sonra bunlar olmayacak yada çocuğum hasta olmayacak diye düşünmeyin sakın çünkü Masal ilk kışında neredeyse her ay hasta oldu ama çok şükür hep ufak ufak atlattı. Zaten her aşıda olduğu gibi bu aşı da da hastalığı engellemesi veya daha hafif atlatması amaçlanıyor. 
Prematüre bebeklerde RSV riski diğer bebeklere göre daha fazladır çünkü bizim bebeklerimizin savunma sistemleri zamanında doğan bebeklere göre daha zayıf ve Akciğerleri de tam anlamıyla gelişmemiştir.Üç yaş üstü çocuklarda ciddi problemler ortaya çıkmazken pre bebeklerde çok daha ciddi tablolar varmış ülkemizde.Allah hiç kimseye göstermesin ama bu virüse yakalanan bebeklerin iyileşmesi çok sıkıntılıymış neredeyse 2 yıl hastanede  yatan ve astım yada kalıcı akciğer rahatsızlıkları  olan bebekler varmış ne yazık ki.

RSV enfeksiyonu başladıktan sonra hastalığı iyileştirebilecek bir ilaç ne yazık ki hala mevcut değilmiş. Sadece bahsettiğim Synagis aşısı , hastalığı ciddi geçirmemek adına koruyucu  aşı olarak önerilmekte. Gelelim ücretine bizim yaptırdığımız dönemde aşının tek bir dozunun 800 TL civarında olduğunu söylemişti eczacımız ancak biz 28 Haftalık doğduğumuzdan rapor çıkartarak aşıdan ücretsiz yararlanmıştık. Ama bana saçma gelen bir konu var ki şöyle sevgili dostlar 29 Hastalık doğan bebek prematüre değil mi ? Yada onun bu hastalığa yakalanma riski Masal 'a göre daha mı az?
Biz aşılarımızın 5 dozunu olduk ve o dönemi kapattık, ilk rapor çıktığında Fakülte de  seneye de eylül ayında gelmemiz ve raporu tekrar hazırlatıp tekrar aşı uygulaması yaptırmamız söylendi. Biz geçen sene eylül ayında koşa koşa gittik ancak  yönetmeliğin değiştiği ve artık 28 haftanın altındaki bebeklerin bu aşıdan yararlanabileceği söylendi.  Her zaman olduğu gibi her şey hemen değişiyor canım ülkemde. Şuan durum nedir bilemiyorum biz aşıyı bitireli 2 yıldan fazla oldu ancak siz detaylı bilgi almak isterseniz mutlaka ve mutlaka doktorunuza danışın.

Sağlıkla ve sevgiyle....

Devamını Oku »

18 Mart 2017 Cumartesi

Çocuklu tatil alternatifleri

18 Mart 2017 Cumartesi
Misafirlerim den gördüğüm, benimde anne olduktan sonra çocuklu tatil seçerken dikkat ettiğim konular tamamen değişti.Hayatta her şeyde ve her yerde olduğu gibi tatilde çocuğumla rahat olmak istediğim dilediğince koşabildiği, rahatlıkla denize girebildiği, benim her zaman gözümün önünde tutabileceğim çocuk oyun alanları, bebek arabasına uygun yolları, Çocuk büfeleri, odalardaki su ısıtıcı veya mama potları gibi çocukla hayatımızı kolaylaştıracak her türlü şeye dikkat ediyoruz.
Seçtiğimiz destinasyondaki hava  -  rüzgar durumu bile çocuklu tatil çocuksuz tatil olarak ayrılmakta.
Çocuk yaşları büyüdükçe istenilen özellik, konum, dikkat ettiğimiz konular değişiyor. Gelen misafirlerimin yanındaki çocuklardan da gözlemlediğim kadarıyla Aquapark ilk konumuz oluyor genellikle, sonrasında mini club,  denize yakınlık, denizin kum mu çakıl mı olduğu, sıcaklık değişken bir sıralamada oluyor.

Ben gelen misafirlerimin tatil bakarken öncelikle ne istediklerini anlamaya çalışıyorum, mesela anne babalar genelde yeşillik, rahat, denizin hemen kenarında yerler tercih ediyorlar. Bende kendime tatil seçerken düz ayak olan, çok devasa büyük oteller veya tatil köyleri yerine daha küçük havuzlara, denize, restaurantlara odamdan kolaylıkla ulaşabileceğim yerler arıyorum.Geçen seneki tatilimde yeni açıldığı için tercih ettiğim ve görmek istediğim Crystal grubunun otellerinden birinde kalmıştım.Otel temizlik - hijyen, yemek çeşitleri bakımından idare eder seviyedeydi.Ancak çocuklarla tatil için güzel bir tesisti. Animasyon ve eğlence çocuklar için çok alternatifliydi daha önce yazdığım yaz tatilimiz de de bahsettiğim gibi tüm tatil akşamlarını animasyoncular la birlikte sahnede geçirdik.Ancak bizi en çok zorlayan benim atladığım bir konu var dı ki gece sütlerimizi ısıtmak için kullanabileceğimiz herhangi bir aparat. Masal kız gecenin bi vakti süte kalkınca baba kişisi elinde biberon ve sütle lobide süt ısıttıracak yer aradı :)

Demem o ki sayın okur, yaz tatilinde çocuklu tatil 'e gidiyorsanız her şey çok ama çok önemli aşağıda misafirlerime önerdiğim, çocuklarla rahat edebileceğiniz 10 oteli listeliyorum.Bunlar benim en çok sattığım ve yüz de yüz memnun kalınan oteller ha tabi ki her bütçeye göre bu liste değişir ama ben sizler için her bütçeden biraz ortaya  karışık yaptım. Birde bu listeyi minik bebeği olan, çok dağınık halde olmayan, kolaylıkla odaya, restauranta, havuza ulaşabileceğiniz, birde Aquparklı, büyük tesisler olarak 2'ye ayırdım.

Sizinde bu otellerden tercih ettiğiniz veya farklı bir otelde çocuğunuzla yaşadığınız deneyimleri duymak isterim, ya da bu tesisler hakkında öğrenmek istediğiniz ekstra bilgiler varsa mail - yorum nasıl isterseniz bana ulaşmanız yeterli.

Sevgiyle....


0 - 5  Yaş çocuklar ile  tercih edilebilecek tesisler;


- SUNİS ELİTA BEACH ( Derli toplu her şey elinizin altında Side Manavgat mevkinde, denize sıfır, Ultra her şey dahil, Mini club animasyon ve eğlence alternatifleri yüksek bir tesis)

- KUŞTUR CLUB KUŞADASI  (Ege bölgesinde düz ayak, yeşillikler içinde, hizmet, kalite, hijyen, çocuklar için düşünülmüş alanları ile kaliteli bir tesis)

- MİRADA DEL MAR  Yeşil ile mavinin buluştuğu en güzel noktalardan birinde Kemer de bulunan tesis; huzur arayanların daimi noktası. Ormanın içinden denize girmenin keyfi anlatılmaz bence yaşanır.Mutfağı, animasyonları ve hizmeti ile tercih edilecek güzel tesislerden bir tanesi.

- MİRACLE RESORT  Hava limanına yakın bir konumda Lara da bulunan tesis. hem otel binası tercih eden aileler için hem de Antalya merkez - hava limanı gibi lokasyonlara yakın olmayı tercih eden misafirler için ideal bir tesis.

- ELA QUALITY RESORT   Akdeniz 'in incisi Belekteki otel bana göre süper bir hizmet ve kaliteye sahip. Yıllardır misafirlerime % 100 memnuniyet garantisi ile sattığım ender tesislerden bir tanesidir.
Çocuklar için düşünülmüş miniclub'ı, çocuk büfeleri, animasyonlar kesinlikle çocuklu tatil de dikkat edilecek noktalar.

- SUENO DELUXE BELEK Son yıllarda açılan Deluxe grubu otellerinden bir tesis Sueno Belek, sınırsız animasyonları, yaz konserleri, Sueno Meydanı tatil seçenekleriniz arasına mutlaka almanız gereken bir tesis.

- SHERWOOD BREZES Yine Türkiye 'deki zincir otellerden bir tanesi memnuniyet oranı çok yüksek ve kaliteli bir grup.Çocuklu ailelerin tercih ettiği Kum plaj ve kum denize sahip Lara plajında olan tesis tercih edilebilir, gönül rahatlığı ile yaz tatil planı yapılabilir bir tesis.

- SUSESİ LUXURY HOTEL Belek bölgesinde yer alan tesis hem çocuklu aileler için, hem balayı çiftleri için muazzam bir tesis. Mutfak, hizmet, hijyen anlamında yüksek kalitede hizmet veren Susesi Oteli tüm misafirlerime gönül rahatlığı ile öneriyorum.

- MARTI MYRA HOTEL Kemer'in bence en güzel denizine ve plajlarına sahip Tekirova'da yer alan tesis mavi ile yeşilin kucaklaştığı , tatil köyü tarzında dizayn edilmiş, içinde hiç sıkılmadan tatilinizi geçirebileceğiniz bir otel. Mini clubleri, otel odaları, hizmet ve kalitesi muazzam bir tesis.

- PALOMA PASHA Egenin en güzel yerinde Kuşadası - Efes - Şirince gibi gezip görülebilecek destinasyonlara çok yakın bembeyaz kum bir plaj, inanılmaz bir deniz ile hizmet, kalite, mutfak konusunda ödüllü bir tesis. Çocuklarınızla çok  rahat olabileceğiniz tesislerden biri.



5 - 15  Yaş çocuklar ile  tercih edilebilecek tesisler;


-  MAXX ROYAL BELEK Türkiye'nin bana göre en iyi otellerinden bir tanesi MAXX ROYAL grubu önce Belek sonra Kemerde açtığı tesisleri ile apayrı bir dünya. Bu kategoride paylaştım ancak küçük bebeğinizle de büyük çocuğunuzla da rahat, konforlu ve bol eğlenceli bir tatil yaşayabilirsiniz.
İçince Lunaparkları, Aquparkları, Dino Club 'ı bulunan ender tesislerden biri.

- VOYAGE OTELLERİ Yine tüm yaş çocuklarınız ile rahat bir tatil yaşayabileceğiniz.  Balayı çiftlerinin de çok tercih ettiği, Kalitesinin bağımlılık yaptığı bir grup. Çocuklarınız ve sizin rahatınız için tesiste yok yok.

- RİXOS GRUBU Benim için Rixosların yeri çok başka.Hizmet kalitesi dünya çapında bilinen gerçekten kendinizi çok özel hissettiren bir grup. Çocuklar için devasa boyutlardaki RİXY CLUB'ları inanılmaz eğlenceli. Ve başlarındaki kişilerde çocuk konusunda eğitimli insanlar, güvenle çocuklarınızı emanet edebilirsiniz.

- AQUA FANTASY RESORT Egenin en büyük Aqua parkına sahip tesiste çok büyük kaydırakların yanında, minik çocuklarımız içinde bir çok su oyunu mevcut. Çocuklarınızın dilediğince oynayabildiği tesiste yetişkinler içinde aktiviteler mevcut.

- CRYSTAL WATERWORLD Bloğumu takip edenler bilir biz de geçen seneki tatilimizi bu otelde gerçekleştirdik.İsminden de belli olacağı üzere yine çok büyük kaydırakları ve oyun alanları mevcut.Masal hanım 'ın en çok dikkatini çeken şey ise akşam yapılan çocuk animasyonlarıydı. Crystal otelleri benim gönül rahatlığı ile sattığım, memnuniyet oranı yüksek bir grup.

- LONG BEACH Tesis çok büyük alanda ve içerisinde çocuklar için her şey düşünülmüş kaliteli bir tesis. Lunapark - Aquapark - Miniclub inanılmaz büyük bir alanda. Yine çocuklarınızın güvenle ve özgürce oynayabileceği bir tesis.

- EFTALİA HOTELS Alanya bölgesinde sırayla 8 tane tesisi olan bu grupta yine çocuklu ailelere güvenle sattığım, yemek, hizmet, hijyen konusunda güzel dönüşler aldığım bir grup.Özellikle Aquparkları yetişkinler için bile çok eğlenceli.

- TUİ MAGİC LİFE WATERWORLD Magic Life grubunun bence en eğlenceli oteli waterworld.Yine sudünyası adı ile gördüğümüz tesis çok büyük Aquparklara ve inanılmaz eğlencelere ev sahipliği yapmakta. Memnuniyet konusunda ise anlatılma yaşanır diyorum ben bu tesise :)

- NASHIRA RESORT HOTEL SPA& AQUAPARK Sidenin en güzel yerinde Manavgatta yer alan tesis çok güzel bir kıyı şeridine sahip. Aynı zamanda adından da anlaşılacağı üzere Aquapark anlamında da çok iyiler. Ben konakladığım dönemde en çok ilgili ve yüzü gülen personelini sevmiştim.

- ALİ BEY HOTELS  Ali bey otelleri de hizmet ve kalite anlamında üst düzey tesislerinden bir grup.Yemek kalitesi özellikle çok iyi ancak aquapark, animasyon, eğlence de bence memnuniyet oranı yüksek bir tesis.

- THE LAND OF LEGEND THEME PARK  Veee karşınız da şimdiye kadar olan tüm otelleri unutturacak,otelin içerisindeyken bambaşka bir dünyaya gideceğiniz bir tesis. İncelediğinizde göreceksiniz çok büyük bir alanda kurulmuş içinde Aquapark, Dalga havuzları, sörf havuzları, 77 tane kaydırak anlat anlat bitmez kısacası bu tesis. Siz bir inceleyin derim :)


***Tabi ki daha bir çok tavsiye ettiğim tesis var ancak en çok tercih edilenlerden ve özellikle kendi konakladığım tesislerden seçmeye çalıştım. Olası sorularınızı da memnuniyetle yanıtlayacağımı belirtmek isterim.... :) 
Devamını Oku »

16 Mart 2017 Perşembe

Kişisel Blog Tasarımım Yenilendi

16 Mart 2017 Perşembe

Sevgili blogger dostlarım,

Yepyeni Kişiye özel Blog tasarımım ile Kişisel Blog yolculuğuma başlamış bulunmaktayım.Bu konu ile ilgili günlerce okudum, araştırdım, inceledim, teklifler aldım fiyatlar araştırdım.
Umutsuzluğa kapıldım kimi zaman çünkü hiç anlamadığım konular bunlar benim, Kişisel Blog  ne demek, ne içerir, alan adı nedir nasıl alınır hiç bir fikre sahip değildim. Herkesin yazılarında bahsettiği Seo Kuralları, Alexa değeri ne kadar okusam da anlamadığım konulardı.

Kafamda sadece Kişisel Blog yazarı olmak istediğim, blog temamı daha güzel, renkli, eğlenceli yapmak istediğim dönüp duruyordu. Çoğu yerden teklif aldığımdan bahsetmiştim bazıları çok çok ucuz bazıları da fahiş fiyatlardı. Sonrasında bloglar için hazır temaların olduğundan bir yazı ile haberdar oldum, yine bir çok yerden araştırdım ama açıklamaların çoğu yabancı dillerde ve karmakarışık anlatımlara sahipti. Yine umutsuzluğa kapıldığım bir gün; severek Takip ettiğim Sosyal Medya Kafe bloğun da Blogger Hazır Tema (Şablon) İndirme ve Kullanım Koşulları Resimli Anlatım konusu dikkatimi çekti. Altın bulmuş gibi sevindim açıkçası.Okudum, inceledim verdikleri siteden bir tema beğenip hemen indirdim. Ancak sabırsızlığım dan bekleyemediğim için hemen kolaylıkla şablonu indirip, uyguladım. Yaklaşık 10 dakika sürdü temayı değiştirmem.Sonra temayı incelerken fark ettim ki bazı şeyler var değiştirmem gereken mesela Sosyal Medya hesaplarım, Fazla olan Gaddetlar vs. hiçbir koddan anlamayan ben tabi ki aceleciliğimin  kurbanı olup kalakaldım. Yine beni aldı bir telaş, nasıl düzelteceğim hakkında hiç bir fikrim yoktu. Bu sefer başladım bana kim yardım edebilir diye araştırma yapmaya, amacım her ne kadar istediğim şablon olmasa da üstünde düzeltmeler yapıp, kendi zevkime göre ve fikirlerimle istediğim şekle çevirmek ti. Konularını zevkle takip ettiğim Blog Hocam -  Serdar Kara'ya mail atıp ondan gelen cevaplarla bir kaç yerde değişiklikler yaptım buradan da kendisine teşekkür ederim tekrar.




Sonrasında da bana bu konuda inanılmaz bir destek veren Sosyal Medya Kafe Bloğunun sahibi ve muhteşem bir insan olan Sibel abla ile bir yazısına yaptığım yorum sayesinde tanıştık. Yorumum da temayı hemen yüklediğim den ve bazı sorunlarım olduğundan bahsetmiştim Sibel abla öncelikle bana acele ettiğim için azıcık kızdı, neyse ki yanlışlıkla kötü şeyler yapıp bir şeyleri yok etmediğim için affetti :) Şaka bir yana gerçekten sonradan düşen jetonumla anladım ki geri alınamayacak şeyler yapabilirmişim gözüm gibi baktığım yazılarımda :) Sibel abla devam yazılarını yazdıkça ve bu sırada yaşanan bazı tatsız eleştiri  ve saldırılarla kafam iyice karışmıştı. Bu araştırma yaptığım süreçte neler gördüm, neler duydum hiç birinden bahsetmeyeceğim. Hiç beklemediğim insanların aslında neler yaptığını, neler karıştırdığını, özellikle biz bayan blog yazarlarını nasıl kandırdığını örnekler ile gördüm. Hazır Tema yükleyerek kişiye özel tasarım yapılmış gibi satıldığını, backlink diye bir şeyin varlığını hepsini bu süreçte öğrenmiş oldum ve tabi ki her zaman olduğu gibi hiç kimseye güvenmemem gerektiğini bir kez daha anlamış oldum.

Bu kadar olay ve karmaşıklığın içinde Sibel abla ile tanışmam benim için çok büyük kazanımlara sebep oldu ben adıma çok mutluyum. Ben bir hazır tema yükledim ancak hiç memnun olmadığım için Sibel abladan benim için tasarım yapmasını rica ettim ama kabul etmedi önce. Çünkü ne ben onu ne o beni tanıyorduk bu iş tamamen karşılıklı güven işiymiş bunu da tasarımı yapmaya başladığımız sırada öğrendim. Ben üstün ikna kabiliyetim ile Sibel ablayı ikna ettim :) bir yazı yazılmıştı hakkında para kazanmak için insanları karaladığından ve kendisine yönlendirmek için bu tarz yazılar yazdığı ile itham edilmiş idi  ona da cevap olsun bu cümlem.... Ben Sibel abla ile tanışmasaydım çok farklı kişilerle,  farklı şekilde sorunlar ve sıkıntılar yaşayabilirdim ancak o bana sadece tasarım yapmakla kalmadı ve Kişisel Blog yazarlığı hakkında her şeyi öğretti kendisine bir kez daha kocaman kocaman teşekkür ediyorum.

Gelelim asıl söylemek istediğim  şeye ben bu konular ile ilgili size bir şey anlatamam, şöyle tema kullanın, şöyle yükleyin, şuna dikkat edin gibi bir bilgi veremem ama size bu konuda en doğru yerden en güzel kaynağı verebilirim. Aşağıya sırasıyla Hazır Tema yükleme ile ilgili Sosyal Medya Kafe 'de anlatılan konuları bırakıyorum.Tüm sorularınızı içtenlikle yanıtlayan bir sahibi olduğunun da altını çiziyorum :)


-  Blogger Hazır Tema (Şablon) İndirme ve Kullanım Koşulları Resimli Anlatım 
-  Blogger Hazır Tema Yüklemeden Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler 
-  Blogger Hazır Tema Yükleme Resimli Anlatım
-  Blogger Hazır Tema (Şablon) Türkçe Yapma Resimli Anlatım 
-  Blogger Hazır Tema (Şablon) Düzenleme Resimli Anlatım

Ve bugün ki; aslında bir çok kişiyi de kızdıracak olan tüm doğruları ile yazdığı ÜCRETSİZ BLOG TASARIM yazısı.


Evet sevgili okur merak ediyorum yeni tasarımımı beğendiniz mi? Sizin fikriniz benim için çok değerli paylaşırsanız eğer çok çok mutlu olurum...

Sevgiyle....
Devamını Oku »

10 Mart 2017 Cuma

Yeni yazı dizisi yolda :)

10 Mart 2017 Cuma
Blog yazarları olarak herkes deneyimli olduğu konularla emek harcıyor bu mecrada, kimimiz şiir, deneme, hikaye yazıyor, kimimiz eleştiri, kimimiz kişisel yaşamdan yazılar, bazılarımız gezdiği gördüğü yerler, bazılarımız da benim yapmaya çalıştığım gibi anne -çocuk ilişkisi ile deneyimlerini anlatıyor. Geçenlerde blog dünyasında tanınmış bir blog sahibesi ile  yeni blog tasarımımla uğraşırken aklıma gelen bir fikri paylaştım. Onunda desteği ile yeni bir konu üzerine yazmaya karar verdim.

Aslında bu konu benim için yeni değil ama sizler için sanırım yeni olacak.Çok fazla yerli - yabancı bloglar okuyorum ve hiç bu konuda profesyonel bir blogla karşılaşmadım. Belki bahsettim belki bahsetmedim çok hatırlamıyorum ama ben Turizmciyim ve uzun yıllardır Seyahat acentesinde çalışıyorum. Ne mi yapıyorum? Tatil -  uçak  bileti - Tur rezervasyonu - Vize konularında misafirlerime yardımcı oluyorum.Bir çok otel geziyorum, kalıyorum, toplantılara gidiyorum, otel müdürleri ve çalışanlarından otelleri dinliyorum,fuarlara katılıyorum insanlara deneyimlerimi anlatıyorum ve onlara tüm yıl çalıştıktan sonra maximum 10 günlük izin dönemlerinde mutlu olabilecekleri, keyifle tatil yapabilecekleri yerler ayarlıyorum.Gelen ve uzun yıllardır beni tercih eden tüm misafirlerimin - dostlarımın ağzından hep şu cümleyi duyuyorum Sen söyle biz gidelim. Sağ olsunlar güvenirler bana ve genelde yüksek ihtimalle memnun kalıp dönerler.İşte bizde durum böyle iken bende yeni bir yazı dizisine başlamaya karar verdim.



Tabi ki burası bir anne -  kız bloğu ve tabi ki bizim konumuz çocuk, bende bu deneyim ve tecrübemi çocuk ile birleştirip çocuklarla tatil planları nasıl yapılmalı, hangi otelde çocukla rahat edebiliriz, çocuklarla gidilebilecek en uygun oteller
( ucuzun dan pahalısına), çocukla yurt dışı seyahatleri, çocuk vizesi, çocuk uçak biletleri gibi seyahat ile aklınıza gelen her sorunun cevabı olabilmek için bu konularda yazmaya karar verdim.

Şimdiden bunları açıklamak ne derece doğru bilemedim şuan ama :) hayırlısı diyelim :) Ha çocuklarla ilgili seyahat soruları dedim ama araya Balayı otelleri, kız kıza tatil kaçamakları gibi konularda da yazılarım gelecek. Her türlü seyahat sorunuz içinde ister maille ister seniz yorum ile bana ulaşabilirsiniz. Şimdiden şunu da belirteyim ki bu herhangi bir maddi beklenti olmadan verilmiş bir karardır ancak illa ki senin acentan dan yapalım işlemi derseniz hayırda demem sanki :) Son olarak yazmamı istediğiniz her turizm -  seyahat konusunu da yazabilirim sevgili okur, siz konuyu söyleyin ben anlatayım.

Sevgiler, bol tatilli günler hepinize :) 

Devamını Oku »