24 Ağustos 2017 Perşembe

13 Ağustos Yalova Blogger Buluşması Gıda sponsorlarımız

24 Ağustos 2017 Perşembe

Bir kaç post önceki yazımda da ( tık tık )  bahsettiğim üzere süper bir gün geçirdiğimiz Ramada Yalova Otel 'de gerçekleşen Yalova Blogger Buluşmamızın şimdi geldik sponsorlar bölümüne. Bahsedip bahsetmediğimi hatırlamıyorum ama tam tamına 59  Sponsor lu bir etkinlik gerçekleştirdik.Tahmin edersiniz ki bir yazıda hepsini anlatmak sizi de beni de yorar o yüzden bugün sizlere bize sponsor olan Gıda firmalarından bahsedeceğim.


Öncelikle bizi kırmayıp etkinliğe katılan, yanımızda olan tüm sponsor firmalara bir kez daha teşekkür ediyorum.

Etkinliğimizin en bonkör sponsoru olan Mutlu Makarna her birimize birer koli makarna gönderdi.Kargocu arkadaşlar bile market mi açıyorsun abla hayırdır diyerek teslim ettiler kolileri. Makarnayı çok fazla tüketen biri olmasam da hepsi ile farklı sunumlar hazırlamak için sabırsızlanıyorum.Yakında Yemek tarifleri köşesiyle sizlerle olacağım :)


Bir diğer sponsorumuz Mutluluk denince akla hepimizin aklına gelen meşhur şarkısı ile çocukluğumuza damga vuran, benimde atıştırmalık tüketimim de büyük yeri olan ETİ idi.Her birimiz için yeni çıkartığı ürünlerden oluşan bir paket yolladılar.


Bildiğiniz üzere şuanda en popüler olan gıdaların başında gelen organik gıdalar hepimizin tercihi ve tavsiyesi. Yine etkinliğimizde bizlerle olan GRUNN organikte bizler için organik Fındık ezmesinden yolladı.Katılan tüm arkadaşlarımın hemencecik bitirdiği yenilerini sipariş verdiği ürünü bende bu pazar kahvaltısına saklıyorum. Teşekkürler Grunn :)


Buradan da sosyal medyadan da hatta özel hayatımda da sürekli bahsettiğim malumunuz bir diyet hikayem var. Yakın zamanda büyük bir başarıyla verdiğim 14 kilo zaferimin içinde sabah kahvaltılarında severek kullandığım FORA ZEYTİN etkinliğimizde Fit Fora zeytinle bizler leydi.
Kendilerine bizleri kırmadıkları için çok teşekkür ederiz.


Etkinliklerin hemen hemen hepsinde yer alan Dr.Ouetker de 4 farklı ürünü ile aramızdaydı o gün. Oldum olası tatlının her şekline aşık biri olarak beni en mutlu eden sponsorumuzdu kendileri.
Hepsini ayrı ayrı deneyip ballandıra ballandıra anlatacağım:)


98 den beri sofralarımızda olan YAYLA BAKLİYAT 'ta etkinliğimizin sponsorlarından biriydi. Her birimiz için Karışık sebzeli, Chialı, Kinoalı Bulgur çeşitlerinden göndermişler. En yakın zamanda sofralarım da yer alacaklar. Teşekkürler Yayla Bakliyat.


Daha önce yazılarımda bahsettiğim, kızımda güvenle kullandığım HÜNNAP etkinliğimizde de bizleri yalnız bırakmayan firmalarımızdan dı. Çok detaylı bir yazıyla kendilerini anlattığım yazım içinde bir Tık ;)


Etkinlik gününe kadar çok merak ettiğim diğer bir firmamızda BEEO arı ürünleriydi.
BEEO Arı ürünleri İTÜ Arı Teknokent firmasının bir ürünü.Ödüllü Propolis ten tutunda bir çok üründe ve alanda ödülleri olan bir firma. Kendilerine hem etkinliğimize sunumları ile katılımlarından dolayı hemde bizlere verdikleri hediyelerinden dolayı çok teşekkür ederiz. Beeo arı ürünleri için sizlerle ayrıntılı bir yazı paylaşıyor olacağım  :)



Daha önce deneme fırsatı bulamadığım ama bir çok alanda kullanımı olan ve benimde yakın zamanda yapmak istediğim makaronlarım için tam da ihtiyacım olan üründe sevgili sponsorumuz NATURELKA POWDERS dan geldi. Kendileriyle çok renkli işlerimiz olacak teşekkürler Naturelka:)



Yine çokça adını duyduğum, kitaplarda bile bir çok kez adı geçen AHMAD TEA 'da etkinlik sponsorlarımız arasındaydı. Bu üründe pazar kahvaltısında denenecek, balkon keyfinde bana eşlik edecek ürünlerden bir tanesi.Teşekkürler Ahmad Tea 



Ve bence her diyet yapan yada kilosunu kontrol altında tutan biz kadınlar için gerekli bir çay. (Bu çayla ilgilide kullandıktan sonra sizi detaylı bilgilendireceğim mutlaka) THERALİNE -  Full & Fast yanisi tokluk hissi veren çay. Bana denk gelmesi bir işaret mi bilemiyorum ama iyiye yorup kullanmaya başlıyorum.Teşekkürler Theraline....



Bu kadar yiyeceğin üzerine tabi ki olmazsa olmazımız Türk Kahvemiz de KEF KAHVE 'den geldi.
Kendileri sunum içinde bizlerle olacaklardı ancak yaşadıkları talihsiz bir olay sonucu etkinlikte aramızda olamadılar. Kendilerine hediyelerinden dolayı çok çok teşekkür ediyorum.



Daha önceki postum da paylaştım ancak bu resmi profil resmi yapasım var ki haksız da sayılmam muazzam güzellikte ki cupcakeleri ile bizlerle olan Mutlugün Kurabiyecisi  ne de kocaman teşekkürler.
Ha bu arada Mutlugün Kurabiyecisi Yalova'da Haticupcake  adında bir Cupcake dükkanı açtı.Yalova'ya yolu düşen herkesin mutlaka tadına bakması gereken cupcakeleri var. Ben diyeti bozup bir kaç tanesinin tadına bakmış olabilirim :)



Bizlerle olan, günümüzü renklendiren tüm sponsorlarımıza çok teşekkür ederiz.
Vakit ayırıp okuyan, aman ne okuyacağım deyip geçen herkese de ayrıca  teşekkür ederim.
Seviyorum her birinizi.....

Devamını Oku »

22 Ağustos 2017 Salı

Kullanım Kolaylığı ve Estetik Bir Arada

22 Ağustos 2017 Salı

Derin dondurucuların faydalarını anlatarak zamanınızı almayacağım, uzun süreli gıda depolama için başka bir seçeneğin olmadığını zaten biliyorsunuzdur. Henüz bilmiyorsanız da, bu yılki Kurban Bayramı’nda öğreneceksiniz zira etleriniz buzdolabı içerisinde en fazla bir hafta dayanacak! Yani ister et, isterse de diğer gıdalar için uzun süreli depolama yapmak istiyorsanız, bir derin dondurucu kullanmanız gerekiyor. Bu bakımdan iki seçeneğiniz var: yatay ve dikey derin dondurucu modelleri. Yatay olanlar bir sandığı andırıyor ve kapakları üst kısımda yer alıyor. Dikey olanlar ise aynı bir buzdolabı gibi: Kapakları ön kısımlarında bulunuyor ve (isminden de tahmin edebileceğiniz gibi) dik şekilde kullanılıyorlar. Ben, tercihimi dikey derin dondurucu modellerinden, hatta daha net söyleyecek olursak, UED 5170 DTK A++ modelinden yana kullandım.

                                                               

Neden derseniz, her şeyden önce Uğur Soğutma markası güven veriyor. 60 yılı aşkın bir süredir derin dondurucu üretiyorlar ve bu nedenle benzersiz bir uzmanlıkları bulunuyor. Unutmayın, bu cihazları on yıllar boyunca kullanmak için alıyorsunuz ve he sağlamlıkları, hem de servis ağlarının yaygınlığı önem taşıyor. Uğur Soğutma, her iki bakımdan da beklentilerimi fazlasıyla karşılıyor. Gelelim tasarıma: UED 5170 DTK A++, dikey bir derin dondurucu modeli. Ben bu tasarımı seviyorum zira kullanması daha pratik geliyor: Aynı bir buzdolabı gibi rahatça kullanabiliyor, hatta buzdolabının yanına koyarak uyumlu ve estetik bir görünüm elde edebiliyorsunuz (ben öyle yaptım, tavsiye ederim). 

UED 5170 DTK A++ yalnızca 46 kilo, yani kimseyi çağırmama gerek kalmadan bir köşeden diğerine kolayca taşıyabiliyorum. İç hacmi 170 litre, sadece benim değil, komşularımın gıdalarını bile depolamaya yetiyor! A ++ enerji sınıfında olduğu için, neredeyse hiç elektrik harcamıyor. En sevdiğim özelliği de, elektrik kesintilerinde bile içindekileri 15 saat boyunca korumaya devam edebilmesi oldu. Sık sık kesinti yaşanan bir yerde oturuyorsanız, emin olun bu özellik çok işinize yarayacak. Satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a/100028 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, peşin fiyatına 12 taksit yaptırarak kredi kartınızla alabiliyorsunuz. Geniş iç hacimli, dayanıklı, pratik ve uygun fiyatlı bir derin dondurucu arıyorsanız, UED 5170 DTK A++ modelini gönül rahatlığı ile tavsiye ediyorum.

                                     

Bir boomads advertorial içeriğidir.

Devamını Oku »

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Aşkın Büyüsü

19 Ağustos 2017 Cumartesi

Yine yeniden bir Özlem Çorapçı kitabıyla buradayım.Serinin son kitabı Aşkın Büyüsü. Serinin tüm kitaplarının içinde var olan Güzel ve bir o kadar da sinir bozucu Hande'nin hikayesi bizlerle.

Hande tüm kitaplarda özellikle Canım Azra 'nın hikayesinde kötü kalpli ama sonradan Azra ile buzları eriten sonrasında feci bir vefatla hepimizi kahreden bir kadın.

Handenin nasıl güzel ve naif bir karakterden bu kadar hırslı ve acımasız bir karaktere dönüştüğünü okuduğumda inanılmaz şaşırdım. Neler de yaşamış hande gerçekten çok üzüldüm.

Çok spoiler vermek istemiyorum aslında kitap yorumlarında ama inanın okumaktan pişman olmayacağınız güzellikte tüm seri ben elimden bırakamadan heyecanla okudum hepsini.

Kerem ve Handenin başlarda sıkıntılı başlayan ama sonrasında deli gibi aşık bir adam ve kadının hikayesinde kaybolmaya çağırıyorum sizi.

Aşkın büyüsü kitabında birde ismini diğer kitaplarda sıkça duyduğumuz ancak tam olarak hikayesini anlayamadığımız İpek ve Kara kedi Defne Kara'nın olayını da iyice anlayabiliyoruz.


Aşağıya Tanıtım bültenini de bırakıp, sevgilerimi yolluyorum sizlere...


Aşkla Seven Adamlar! Seri tehlikeli sarışın Hande ve buz adam Kerem’in tutkulu aşkı ile kaldığı yerden devam ediyor. "Aşk bazen nefrettir ama nefretini bile seversin." Hiçbir şeye benzemez aşkın acısı. Tepeden tırnağa ruhun değişir. Nefret köklerini sinsice kalbine salarken intikam gülleri filizlenmeye başlar. Simsiyah güller... Dikenleri sert, acı dolu ve tehlikeli güller... Tıpkı Hande Çakır gibi; cezbedici, büyüleyici, acımasız, tehlikeli... Ruhunu aşka teslim ettiği gecenin sabahında dönüşü olmayan bir intikam büyüsüne karar verdi. Pişmanlık, aşkın en güzel intikamıdır. Ruhunun her bir zerresini yakar, kavurur. Kalbinin infazını verir. Aşkın büyüsünde yanar, kor olursun. Kerem Salman -buz adam- aşkın büyüsü tüm ruhunu ele geçirdiğinde anlamıştı, bir saman alevinin bir ömür boyu ruhunu kavuran pişmanlığı olacağını. Aşkın Büyüsü; intikam ve pişmanlığın birbirinde hüküm sürdüğü, karşı konulamaz bir tutkunun hikâyesi. 
Hande ile yanacak, Kerem ile kül olacaksınız. (Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

16 Ağustos 2017 Çarşamba

45 Saniye de Kaybolan Hayatlar

16 Ağustos 2017 Çarşamba
45  Saniye de kaybolan, yarım kalan hayatlarla büyüdük biz. Göçük, artçı, enkaz, hasar, akut kelimelerini öğrendik bir gecede. Bir gecede yüzlerce canı kaybedip, yası öğrendik biz. Yalova,depremin en güçlü hissedildiği, belkide en çok yıkımın olduğu belkide en çok hayatın kaybedildiği şehirlerden biriydi.

17 Ağustos 1999 Tarihe en kara gün olarak geçerken, bizim hayatımızda da büyük izler bıraktı. Çok değil 10 - 11  yaşlarındaydım bende. En ufak kardeşim sokaklarda, engebeli bahçelerde yürümeyi öğrendi, bahçede etrafına çarşaflar çekilmiş yerlerde uyuduk gecelerce, orada leğenin içinde yıkanmaya, temizlenmeye çalıştık günlerce.
                                     

Günlerce, haftalarca ORADA KİMSE VAR MI? SESİMİ DUYAN VAR MI ? sözleriyle yankılandı kulaklarımız.Çok acı hikayeler, çok acı sonlar yaşadık, gördük, duyduk biz. Sevdiklerine bir şey olmasın diye onların üstüne kapanan ,evlatlarını kurtarmak için komodine saklayan ana - babalar gördük biz.Yerinden kıpırdayamadan can veren insanlar, kaçmaya bile fırsatı olmamış nice kaybolan hayatlar Hepsi hafızamda hepsi kalbimin bir köşesinde

Ekmek sıralarına, sebze, ilaç dağıtımlarında sıralara girdik. Bütün iş yerleri kapalı, fırınlar kapalı, pazar yeri yok hiç bir şeyin olmadığı bir güne uyandık biz. Hastane desen acil hastalar hastane bahçesinde, daha hafif olanlar hastane yakınlarında top sahasında boylu boyunca yan yana yatırılmış durumda.Okullar hasarlı olduğundan çadırdan sınıflarda, sıralarda 3 kişi oturup ders gördük biz.

Her enkazın başında umutla bekleyenler, acı haberi alıp yıkılan feryat edenler, umudu kaybolup dolu dolu gözlerle dualar edenler. Etrafta sessizlik, herkeste bir umut, acı, gözyaşı daha bir çok duygu vardı o sabah.

Umarım Allah bir daha bizlere böyle büyük acılar, kayıplar yaşatmaz. Rabbım tüm sevdiklerimizi, evlatlarımızı korusun sevgiyle kalın.


Unutmadık, Unutmayacağız....
17.08.1999
03:02

Devamını Oku »

13 Ağustos Yalova Blogger Buluşması

Aylardır uğraştığım(ız) Blogger etkinliğimiz sonunda gerçekleşti. Aylardır diyorum çünkü gerçekten yaklaşık 2,5 ay süren her noktasını düşünmeniz gereken bir olay bu Blogger etkinliği.Bende böyle bir işe girişince anladım.  Önce hangi mekanda olacağı ile  başlayan sonrasında davetli listenizi hazırlamakla devam eden ve en en en zoru sponsor firmalarınızı belirlemek ve iletişime geçmekle son güne kadar devam eden bir olaylar zinciri.
Bitti mi sandınız hayır, sponsor firmalardan gelen kolileri takip etmek, ürünleri tek tek kontrol etmek, onları taşımak, saklamak günü geldiğinde tekrar taşımak, hazırlamak düzenlemek gibi zorlukları da var. Eş zamanlı yapılacak olan işlerimizde var tabi ki görsel tasarımları, yayın zamanları. Misafirlerinizin ulaşımları, geldikleri - gittikleri saatler. Sunuma gelecek firmaların ayarlanması, ikramlarınız diye size daha bir çok konu ve madde sayabilirim. Ama ben çok şanlıydım ki bu işte yanlız değildim. Çok candan, gerçekten çok zor zamanlarında bile bu iş için canla başla çalışan 3 fıstıkla beraberdim. Önce kocaman göbeğiyle sonra da oğluşuyla birlikte bizimle olan kirmizirujumuz, başından sonuna bizi listelere boğan en kıdemlimiz evren ablamız,  ekibin en cadalozu ve etkinlik günü anladık ki en çok konuşanı Berremiz  le birlikte çok sağlam bir ekip olduk.Etkinliğin her köşesinde herkesin bir izinin olması en güzeliydi.

Etkinlikle ilgili her bir detayı  sizlerle paylaşmak istediğimden sanırım bir kaç farklı postta anlatacağım bu serüveni. Ama önce bir kaç teşekkürüm var izninizle onları etmek istiyorum.

Öncelikle başından sonuna bana her konuda destek olan yukarı da saydığım 3 güzel dosta, Sonrasında kendi kendime mekana karar verip ben bu işi burada yapmak istiyorum dediğimde ben hiç kırmayan RAMADA YALOVA sahiplerine ve tüm çalışan arkadaşlara ama en başta her konuda aklıma bir şey geldikçe onu da darladığım en son gün bir rahat ol Esra diye fırça çeken çok sevgili arkadaşım Ramada Yalova Satış Pazarlama  Müdürü UFUK ÖZEN' e sonrasında ofisini Depo olarak kullandığım buna rağmen Ulaşım sponsorluğumuzu üstlenen çok sevgili Patronlarım Hakan & Merva GENÇER 'e. Ben misafirlerimize Yalova 'yı gezdirmek ve Yalova'dan  bir anı olacak hediyeler vermek istiyorum dediğimde hem hediyeleriyle bizi mutlu eden, hemde misafirlerimize birebir eşlik eden  Özel Kalem ve Protokol müdürü  Sn. HÜSEYİN ÇALIŞKAN' a ve tabi ki Yalova Belediye Başkanımız Sayın VEFA SALMAN 'a bir kez daha sizlerin huzurunda da teşekkür ederim. Sizler sayesinde çok güzel bir gün yaşadık.

Gelelim etkinliğin en güzel detaylarına  Anı panomuz, fotoğraf köşemizin mimarları Pınarın Şirin Atölyesi daha etkinliğe haftalar varken bu gördüğünüz tüm çiçekleri elleriyle yapıp inanılmaz güzel bir şekilde kargolayıp bana ulaştırdı. Tabi benim kafamda bir hayal ellerimde çiçeklerimle çalacağım ilk kapı olan Yalova Balon Evi de bu gördüğünüz muazzam tabloyu bana kusursuzca yaşattı. Öncelikle Pınar Hanım'a sonrasında da Münevver Hanım' a bu güzel dizaynı ve masamızdaki hediyeleri için çok  çok teşekkür ederim.


Biri bana bir pasta yaptırmak istiyorum, bir hayalim var benim dediğinde ilk kapısını çaldığım canım ablam Mutlugünkurabiyecisi 'de bütün telaşesinin yanında bizim için ismimize özel Masamızın en güzel ve özel parçası olan bu minik pastacıkları yaptı. Herkes en çok ta ben tadına bayıldık. Sizde hayalinizin pastasını yaptırmak isterseniz adına tık tık :)


 Ve benim en çok kahrımı çeken, son günde bile değişiklikler yaptırdığım canım arkadaşım Sedacım, Belki de sponsor olduğuna pişman oldun :) ama senin görsellerin ile  daha bir güzel oldu bu etkinlik. Sosyal medya da  paylaşılan, etkinlik alanının kapısından, masalarımızda ki masa kartlarına hatta sponsor firmaların paketlerinde bile imzası olan Lir Tasarım 'a da canı gönülden teşekkür ediyorum.

Tabi ki bu işin olmaz sa olmazları etkinliğe değer katan, sosyal medyada paylaşımları, blogların da yazdıkları her şey ile herkese ilham kaynağı, idol olan Blogger arkadaşlarıma da  kocaman teşekkürler. Sizler olmasaydınız biz bu kadar güzel bir gün geçiremezdik.

                           


Yalova Blogger Buluşması'na değer katanlar;



Son teşekkürlerim de öncelikle canım eşime, bu süreçte en çok o yoruldu desem yeridir çünkü bütün kolileri elleriyle taşıdı önce eve sonrasında da etkinlik alanına. Evet çok söylendi falan ama sağ olsun canım Kocam iyi ki var :). Haftanın her günü benimle birlikte uyanıp, bütün bir günü anneannesiyle geçiren canım bebeğim Masal kızımdan ondan bir gün çaldığım için önce özür diliyorum sonrasında da o gün çok akıllı ve uslu durduğu için teşekkür ediyorum ve tabi ki annem hafta da bir gün dinlenebildiğin pazar günün de de yine torununa baktığın için binlerce kez teşekkür de sana ediyorum.

Aşağıya günün en sevdiğim fotoğrafını da bırakıp sizi daha fazla sıkmadan kaçıyorum buralardan. Bir sonraki postta sponsor firmalarla dönene kadar kendinize iyi bakın, bir de beni özleyin :)

                                       
Devamını Oku »

12 Ağustos 2017 Cumartesi

Hoş geldin Ömrüme, İyi ki geldin.

12 Ağustos 2017 Cumartesi
Seni uyuttuktan sonra yanına gelip gelip kokunu içime çekiyorum ben, sen oynarken çaktırmadan tüm hareketlerini mimiklerini beynime kazıyorum ben, yemek yerken, su içerken, elimi tutup ta yürürken, birlikte kahkaha atarken, seni gıdıklamam için türlü cilveler yaparken, seni almaya geldiğim her akşam 'annesiii' diye koşarken sen ben her anını hafızama işliyorum.

Biz bundan 3 sene önce 820 gr başladık bu yolculuğa, Allah bana, bize en büyük mucizesini yaşattı. Doktorların bile hiç umutlu olmadığı, herkesin bana acıyarak baktığı dönemleri sen -  ben - baban birbirimize inanarak, tutunarak atlattık, ve tüm sevenlerimizin dualarıyla.

Şimdi geçmişe bakıyorum da ne zor zamanlar atlattık, kaç kabuslu geceler, günler geçmiş üstünden.Hiç bitmeyecek sandığım saatler yaşadık biz sen kuvözden çıkıp ta evine gelene kadar hayat durmuştu bizim için varsa sen yok sa sen. 




Şimdi sen dolu dolu 3 yaşındasın Bal bebeğim.Dün gece mumlarını üflerken her şey gözümün önünden hızlıca akıp geçti. Rabbime binlerce kez şükürler olsun ki seni bana bağışladı. Bundan sonrasında da Allah bizi birbirimize bağışlasın canım kızım.

İyi ki geldin, hoş geldin ömrüme sefalar getirdin.
İyi ki doğdun Can parçam
İyi ki varsın, iyi ki bizim kızımızsın .....


Devamını Oku »

17 Temmuz 2017 Pazartesi

Gecemin Yıldızı

17 Temmuz 2017 Pazartesi
Özlem Çorapçı kitaplarından bir tanesiyle daha buradayım sevgili okur. Hepinizi, güzel yorumlarınızı çok özledim. Ramazandı, Bayramdı,Yazın gelmesiyle birlikte yoğunlaşan işlerim di derken biraz ayrı kaldım buralardan. Ha birde 13 Ağustos hazırlığım var. Ne şimdi bu 13 Ağustos diyeceksiniz hemen açıklayayım Yalova Blogger etkinliği olur kendileri. Baktım beni kimse etkinliğe çağırmıyor bari kendim yapayım dedim :)  Şaka bir yana etkinlikten sonra sizinle paylaşacak çok şey var kafamda bekleyin görün.

Asıl konumuza dönelim bu ayrı kaldığım dönemde bir sürü yeni kitap okuyup bitirdim öncelikle Aşkla Seven Adamlar Serimi bitirdim. O serinin kitaplarından biri olan Gecemin Yıldızı daha önce okuduğum GENÇ PATRON kitabında Bora ve Azra'nın yakın arkadaşları, GÜN IŞIĞIM kitabındaki Mert 'in annesi ve babasının hikayesi anlatılmakta.

Okurken Aylin 'in ailesine sinir olduğum kadar hiç bir şeye sinir olmadım desem yeridir. Çok bahsetmek istemiyorum aslında kitaptan çünkü sürprizi bol bir kitap sonu hiç beklemediğim şekilde bitmesi de ayrı bir konu.

Kitap baştan sona sıcacık bir aşk romanı okumanızı kesinlikle tavsiye edeceğim güzel bir hikaye.Her zaman ki gibi size bol kitaplı, yeni hikayeli güzel günler diliyorum ve tanıtım bültenini aşağıya bırakıyorum.

Kocaman sevgiler.


"Mutluluk, her zaman çok uzakta değildi. İlla her acı bitmeyecek diye bir kural da yoktu. Bir adam canını acıtırken başka bir adam o acıları dindirebilirdi. Öyle de olmuştu. Tüm acılarım, onca kederim bu adamın kollarında son bulmuştu. Bugün geçmişime baktığımda, tek güzel şeyin Yiğit Ertürk olduğunu görüyordum."

Sevginin bu hayatta aşılamayacak engelleri nasıl aştığının, saf ve masum kalplerin bir araya geldiğinde nasıl mucizeler yaratacağının öyküsüydü Aylin ve Yiğit'in yaşadıkları aşk.

Kötülüğe karşı; inadına sevgi, inadına tutku, inadına güzellik, ama illa da aşk...
(Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

7 Haziran 2017 Çarşamba

Vicdan azabı cennetim

7 Haziran 2017 Çarşamba
Bundan 4 yıl önce ''benim gece hayatım bitmez, çocuk anneanneye ben gecelere'' sözü evet bana aitti. Şimdi yazarken bile kahkaha attım resmen....

Ahhh ahhh sevgili okur geçen haftalarda eşim ve arkadaşlar program yaptık gece gezmesine gideceğiz. Mehmet Erdem gelecekmiş bizde severiz sesini gitmeye karar verdik.Gideceğimiz gün gelene kadar hiç bir şey anlamamışım ben meğer akşam oldu ofisten çıkıp direk eve gitme fikri boğazıma bir yumruk bıraktı önce. Arabayla giderken çok zorlandım anneme uğrayıp Masalı alıp konseri iptal edip eve gidesim var o derece. İnanılmaz mutsuz ve huzursuz bir şekilde gittim geceye yolda giderken pedagog'umuzun söyledikleri geçti hep aklımdan hatta nasıl geçtiyse içimden telepatik olduğunu düşünüyorum ki mesaj attı kendileri nasılsınız diye tabi ben depresyona girdim o ara yazdım da yazdım oda beni rahatlattı sağ olsun.


Konsere mi gittim, eziyet çekmeye mi gittim  orası şüpheli ama konserin bitişini bile beklemeden kızıma koştum neyse ki ertesi gün pazardı da doya doya bal pamuğuyla vakit geçirdik.

O akşam eşime de dedim o akşamdan sonra her seferinde kendime de sordum biz sadece anne -  baba olmuşuz artık başka bir vasfımız, eğlencemiz gülecek sebebimiz kalmamış gerçekten de öyle.Bizim Pedagog maceramız da bu nedenle başlamıştı zaten artık çok daha iyi görebiliyorum.


Onu ilk hissettiğimiz anda hatta varlığından haberdar olduktan hemen sonra başlayan bu annelik içgüdüsü, vicdan, sorumluluk, koruma duygusu anne olmamızı sağlayan en önemli şeyler.

Bunu kendimize yapmamalıyız belki de hem çocuklarımızın duygusal gelişimi açısından, hem öz güven sahibi olmaları açısından hepimizin bazen teneffüslere ihtiyacı var. Eşlerimizle baş başa veya kız kıza kendimize, duygularımıza zaman ayırmalıyız. Bunu sık sık kendime hatırlatsam da kendim ile çelişiyorum belki de çalışan bir anne olarak yeterince zaman ayıramadığımdan bütün bu vicdan azabım. Her ne olursa olsun anne olmak dünyanın en güzel şeyi...


Sevgiyle kalın....

Devamını Oku »

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Kilo verme sorunsalı

20 Mayıs 2017 Cumartesi
Kendimi bildim bileli  diyet yapıyorum diyetisyenlere, beslenme koçlarına, spor salonlarına verdiğim paralar buradan köye yol olur misali.Hele doğum sonrası iyice taktım bu konuya malum preaklemsi geçirip ani +30 kilo alınca vermesi de bir hayli zor oldu. Doğumdan hemen sonra yirmi kusur kilosu gitse de loğusalıkta onu ye bunu ye saldım gitti.

Başlayıp ta bıraktığım diyetler , detokslar, şok diyetler bir çoğunu denemişliğim de var :) zayıflama hapları falan hiç denemedim denememde. Ama otlar mı karıştırıp içmedim, maydonoz suları mı denemedim yok devamı hiç gelmedi.

Bundan 2 ay önce bir şey keşfettim ki sonunda istediğime ulaştım. 2 ay önceki kilomdan tam tamına 13 kilo eksiğim şuanda hedefe ulaşmama var biraz daha ama çok mutluyum.

Kolumda ki kızımın saç tokası da annelik belirtileri :)

Sosyal medya hesaplarımda bir çok soru yağmuruna tutuluyorum ama sırrımı söylemiyorum :) Söylememe sebebim bende saklı şimdilik hedefe ulaşayım hepsini anlatacağım. 

Demem o ki sevgili okur kadın isterse her şey mümkün tartıda kilomu görünce sevinçten evin içinde parende atasım geldi dün akşam çok mutluyum çok.

Hepinizi kocaman öpüyorum :)


Devamını Oku »

17 Mayıs 2017 Çarşamba

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.
İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Gün Işığım

6 Mayıs 2017 Cumartesi
Daha önce paylaştığım Genç Patron kitabının devam niteliğinde yazılmış .Orada  birbirine deli gibi aşık olan Azra Ve Bora beyimizin ilk çocukları Melek 'in hikayesi anlatılmış.


Melek ve Mert birbirlerinin çocukluk aşkı, Melek 'in babasını delirten ilk kelimesinin sahibi Mep, Kalbinin de ,ilk ve tek sahibi. Büyüyüpte kocaman insanlar olduklarında anlıyorlar bu aşkın gerçekliğini ve sevgili Mert kaçıp gidiyor uzaklara. Sonrasında yaşanan kavuşmalar, Mert'in ve meleğin paylaştıkları yüzünüzü gülümsetecek tarzda.

Ha tabiki yine olaydan olaya atraksiyondan atraksiyona geçilmiş kitapta oh tam herşey yolunda dediğimiz an yine bambaşka bir olay buluveriyor bizi. Yazarın anlatım dili çok güzel akıcı ve merak uyandırıcı kesinlikle çok beğenerek okudum. Bu kitabın sonunda SON ibaresi kullanılmış ancak sonraki kitabı GECEMİN YILDIZI tam bir son olmuş. ( Onuda hızlıca okudum bitirdim yakında blogta )

Yazarın bir önceki kitabında bahsettiğim yazım hataları bu kitapta yok denecek kadar azaltılmış bu nedenle editöre tebriklerimi sunuyorum.  ve sizler için tanıtım bültenini de aşağıya bırakıyorum.

Sevgiyle, aşkla, sağlıcakla kalın....



Bazı aşklar bebeklikte bulur birbirini. O zaman anlarsın sonun kimdir diye. Mert ile Melek'te öyle hissetmişti. Yılların ardından çocukluk aşkları, gençlik dostluğu engeline takılınca sendeler ve birbirlerini kaybederler. Duygularının ağırlığıyla kaçan Mert, Bu kaşın ardından gururuna sarılan Melek. İçinizi ısıtacak, gülümseyeceğiniz bir aşk hikâyesi. 

"Gitmem gerekiyor dedin ve gittin. Kim için gittin? Ne için gittin? Bilmiyorum. Ama ben senin için geliyorum Mert. İlk söylediğim kelime gibi kalbime işleyen adam, kalbimin tek sahibi olan sana geliyorum. Ne hissediyorsun bilmiyorum? Ya da kimi bekliyorsun? Dostun, arkadaşın Melek'i mi? Yoksa sevdiğin kızı mı? Sen hangisini bekliyorsun bilmiyorum ama ben, beni seven Mert'i görmeye geliyorum. O beni görmek için cama yapışan küçük Mert'i, babamın her tehdidine rağmen çaktırmadan yanağımı öpen Mert'i, yanımdan bir an bile ayrılmayan Mert'i. Lütfen kırma kalbimi, sarıl sımsıkı bırakma. Öyle bir şey yap ki görmek şöyle dursun, iliklerime kadar hissedeyim seni…"
(Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

4 Mayıs 2017 Perşembe

10 Haftadır Akide Şekeri Yemedim

4 Mayıs 2017 Perşembe

Sevgili okur,

Başlıkta gördüğünüz gibi 10 Haftadır akide şekeri yemedim, 4 haftadır dondurma yemedim gibi paylaşımları görüyoruz sosyal medyada... Nedir bu, ne söylemek istiyor bu insanlar diye düşünebilirsiniz.



Biz kadınlar komplike canlılarız, söyleyeceğimiz şeyi dolaylı yollardan anlatmayı, ima etmeyi severiz bu nedenle yapılmış bir etkinlik buda ama asıl amacı Pembe kurdeleyi desteklemek yani Meme Kanserine dikkat çekmek.

Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında 1. sırada maalesef. Her sekizimizden birinin kansere yakalanma riski var.Bu nedenle kendi muayenelerinizi aksatmadan yapmalı, 40 yaşından sonra da mamografi yi yılda 2 kez çektir meliyiz.

Hemcinslerimiz arasında yapılan bu eğlenceli ve dikkat çekici etkinliğe katılmak isterseniz şifreler aşağıda. Yorumlara da bekliyorum :)

Sağlıklı günler :)


Doğum Ayınız

Ocak-1 haftadır
Şubat-2 haftadır
Mart-3 haftadır
Nisan-4 haftadır
Mayıs-6 haftadır
Haziran-8 haftadır
Temmuz-10 haftadır
Ağustos-12 haftadır
Eylül-13 haftadır
Ekim-14 haftadır
Kasım-16 haftadır
Aralık-18 haftadır


Doğum gününüz; 
1 – Yoğurt
2 – Kısır
3 – Hamburger
4 – Çerez
5 – Domates
6 – Dondurma
7 – Un kurabiyesi
8 – Lolipop
9 – Fıstık
10- Köfte
11 – Profiterol
12 – Kestane kebap
13 – Baklava
14 -Simit
15 – Sarma
16 – Peynir
17 – Pizza
18 – Elma
19 – Müz
20 – Karnıyarık
21 – Kızarmış tavuk
22 – Açma
23 – Kıymalı börek
24 – Akide şekeri
25 – Çilekli pasta
26 – Sucuklu tost
27 – Haşlanmış yumurta
28 – Kazandibi
29 – Kuru fasulye
30 – Patates kızartması
31 – Çikolatalı kek

Devamını Oku »

2 Mayıs 2017 Salı

Buzdolabının Yanına En Çok Yakışan Derin Dondurucu

2 Mayıs 2017 Salı

Derin dondurucunun buzdolabının yanında durması gerektiğine inananlardanım. Hem pratik oluyor hem de birinden çıkardığını diğerine koyabiliyorsun. İşin estetik tarafı da var, dik ve dikdörtgen bir buzdolabının yanına, aynı şekle sahip bir derin dondurucu gerekiyor! Uğur Soğutma’nın UED 5170 DT A++ isimli modelini bu nedenle beğendim: Aynı bir buzdolabına benziyor.

Tek kapılı bir buzdolabı düşünün, UED 5170 DT A++ görünüm olarak buna benziyor. İçinde 5 tane şeffaf plastikten sepet var. Bu tasarım oldukça kullanışlı, çünkü içine koyduğunuz besinler daha derli toplu duruyor. Sepetler şeffaf olduğu için, dışarıdan baktığınızda bile içinde ne olduğunu görebiliyorsunuz. Dış kapağı rahatça açılıyor, bazı buzdolaplarında olduğu gibi kapakla güreşmeniz gerekmiyor! Buna rağmen mükemmel bir yalıtımı var. O kadar ki, elektrik kesilse bile derin dondurucu içindekiler 15 saat boyunca çözülmeden durabiliyor. Sık sık elektrik kesilen bir yerde yaşıyorsanız, en çok bu özelliğini beğeneceksiniz.

İçi oldukça geniş. Kullanma kılavuzuna göre, 170 litre iç hacmi var. Büyük boy bir buzdolabının neredeyse yarısı kadar geniş yani. Bir derin dondurucuya göre, oldukça yüksek bir kapasite bu. Kalabalık aileler bile rahatlıkla kullanabilir. Isı kontrol sistemi mekanik ve kapağı açar açmaz ulaşabiliyorsunuz. Ağırlığı ise yalnızca 46 kg. Kendi başınıza bile rahatça bir köşeden diğerine taşıyabilirsiniz. A++ enerji sınıfına ait, yani elektrikten tasarruf edebiliyor, hiç kapatmadan kullanabiliyorsunuz. Açıkçası dikey derin dondurucu istiyorsanız, UED 5170 DTK A++’ın ilk tercihlerinizden biri olmalı. 12 taksitle satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a adresini kullanabilirsiniz.  

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

26 Nisan 2017 Çarşamba

Güçlü Annelerden Güçlü Çocuklara

26 Nisan 2017 Çarşamba
Anneler çocuklarına önce bağımsız olmayı öğretmelidir.Çünkü güçlü annenin çocuğu tek başına güçlüdür.Ancak ihtiyaç duyduğunda yardım etmeyi de-  yardım istemeyi de öğretir.Yardım etmek kadar yardım istemekte bir erdemdir.
                          

Hayat bu ya her zaman güzellikler le dolu değil. Yavrularımız da bazen üzülecek, morali bozulacak ama biz çocuklarımıza hatalarımızdan ve geçmişten ders almayı ve her zaman ileri ye bakmayı öğretmeliyiz.

Olumsuzluklar hep vardır ve var olacaktır. Olumsuzluklar olduğu gibi olumsuz insanlarda maalesef var hayatta. Hatta en beklenmedik yerde karşılarına çıkabilirler. Ama biz  güçlü anneler olarak çocuklarımıza mutluluğun kişiye bağlı olmadığını huzur ve mutluluğun kendi içlerinde olduğunu ve onları mutlu edecek şeyleri bulmalarına yardımcı olmalıyız. Belki müzik dinlemek, belki kitap okumak, belki sinemaya gitmek her neyse.

Güçlü anne, bağımsız kadın diyorum hep en sevdiğim en anlamlı kelimeler bana göre. Ancak aynı zamanda hem bu özellikleri taşıyıp hem de şefkatli ve merhametli olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza. Gerektiğinde affetmeyi,gerektiğinde özür dilemeyi de öğretmeliyiz. Güç - merhamet - bağımsızlık- şefkat ve özür dilemek aynı anda bir bünye de var olabilir anlatmalıyız.

Bir annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgiyi öğretmeliyiz.Bir insanı karşılıksız sevmek, sadece insanı değil hayvanı, çiçeği, böceği,büyüyü - küçüğü her şeye seviyle bakmayı öğretmeliyiz.

Kız -  erkek fark etmez çocuklarımıza kendi kişiliklerine, zekasına ve duruşuna sonuna kadar güvenmesi gerektiğini aşılamalıyız.Çünkü hayat hep güzelliklerle dolu değil bin bir zorlukla karşılaşacaklar.Ve tek başlarına, karakterleri ile aşmaları gereken problemler olacak.

Çocuklarımıza ayrımcılığı öğretmemeliyiz mesela.Güzel - çirkin, kötü - iyi, Türk - Kürt, zengin- fakir, Müslüman- Hristiyan- Yahudi  veya ateist herkesle arkadaş olabilmeyi, dost olabilmeyi aynı ortamı paylaşabilmeyi öğretmeliyiz.

Bu hayatın güzelliklerini yaşayabildiği için şükretmeyi, yaşayamayanlar içinde elinden geleni yapması gerektiğini öğretmeliyiz. Evet sağlıklı ve tüm uzuvları tam olabilir,anne babası başında olabilir, başını sokacak bir evi, güzel bir eğitim aldığı okulu olabilir ancak hayatın ne getireceği belli olmaz.

Çocuklarımıza bencil olmamayı, sadece kendini düşünmemeyi daha minicikken öğretmeliyiz. İnsan ilişkilerinde bunun ne kadar önemli olduğunu, bencil insanların aslında en büyük kötülüğü kendilerine yaptığını anlatmalıyız.

Velhasıl sevgili okur, çocuklar birer ayna siz ve eşiniz veya aile içindeki diğer bireyler neyi nasıl yapıyorsanız, kime nasıl davranıyorsanız aynısını yapıyorlar veya şuan kaydedip ileri de yapmak için o minicik beyinlerinde saklıyorlar. Siz siz olun çocuklarınıza doğruluk, dürüstlük, dini inançlarınızı öğretmenin dışında insanlığı da öğretmeyi unutmayın.Hep diyorum hep diyeceğim biz yeni nesil anneler değiştireceğiz bu dünyayı.

Sevgiyle kalın....

Devamını Oku »

22 Nisan 2017 Cumartesi

Kadınların gözünde ADAM olmak

22 Nisan 2017 Cumartesi
Özgürce sokaklarda gezebilir,orada burada millete kafa tutabilir,araba sürerken kadın şoförlere saçma sapan hareketlerde yapabilirsiniz.Gece barlar, diskolar, kahvelerde zaman geçirebilir sokaklarda sabahlayabilirsiniz.İsterseniz kadınları taciz edercesine bakar isterseniz de flörtleşirsiniz ama maalesef ki bunların hiç biri sizi gerçek bir erkek yapmaz....

Pahalı ve marka giyinebilir, en lüks restoranlarda yemek yiyebilir, en pahalı ülkelere seyahat edebilir, bankada sayamayacağınız çok paranız da olabilir, en pahalı arabalarla da gezebilirsiniz bunlar sizi kibar bir adam veya centilmen bir erkek yapmaz.

Kendinizi bir kadına ve çocuklarınıza adamadıktan, helal para kazanmadıktan,içinizde çiçeğe, böceğe kısacası herhangi bir şeye merhamet barınmadıktan sonra,öfkenizi ve asabi-yetinizi kontrol edemedikten sonra, hayatınızdaki kadına maddi - manevi destek olamadıktan, çocuklarınız ve ailenizle kaliteli vakit geçirmedikten sonra bana göre adam bile sayılmazsınız.

Gerçek adam bütün bu saydıklarımın dışında ailesine sadakatle bağlı, sabırlı ve özverili.Evindeki mutluluğun ve güzelliğin farkında eşini her konuda destekleyen, olgun ve sorumluluk sahibi olan erkektir. Biz kadınların bir eşte aradığı bu özellikleri veya davranışları göstermediğiniz sürece sadece ve sadece babasının kıyafetleri ile ortada dolanan küçük çocuk gibi görünüyorsunuz bilin istedim !!!

Devamını Oku »

15 Nisan 2017 Cumartesi

Prematüre bebeklerde yapılması gereken doktor kontrolleri

15 Nisan 2017 Cumartesi
Masal kız 6,5 Aylık (28 haftalık) Prematüre doğdu.Doğduğunda 1010gr, 37cm minicik bir petşişeydi. 65 gün kuvöz maceramız ve sonrasında 1730 gr ile bir mezuniyet hikayemiz var. Çoğu kez bundan bahsettim.Ben Masal doğduğunda Prematüre lik ile ilgili, yapılması gerekenlerle ilgili çok az şey biliyordum hatta hiç bir şey bilmiyordum. İnternet'te çok aradım benim gibi olan anne var mı? Bebeği bu kadar küçük doğup ta yaşayan var mı ? Prematüre bebeklerde yapılması gereken doktor kontrolleri ? Neler yapıyorlar ? gibi gibi çok az kaynak ve insan vardı bunları yaşayan. Bazıları paylaşmak istemediğinden sorunlar veya sıkıntılar hakkında hiç bir şey yazmamış bazıları da Allah yardımcıları olsun ciddi hastalıklar yaşıyorlarmış.


Gelelim bu postumuzun konusuna ben Masal taburcu olurken en çok bir konuda paniklemiştim.Doktor kontrolleri ve takipleri.Her çocuk ta takip edilmeyen özellikle bizim gibi özel bebeklerde bakılması gereken ve belli bir rutinde takip edilmesi gereken konular var. Bende size bunlardan bahsetmek istiyorum.Tabi ki ben sadece Masal da yapılanlardan bahsedeceğim, eğer doktorunuz size farklı bir bölüm de önerdiyse mutlaka dinleyin ve uygulayın. 


Öncelikle daha küvöz de kalırken kontrolleri yapılmaya başlanmış ve bebek doğumundan itibaren 46 Haftayı tamamlayana kadar yani normal doğum haftası 40 hafta + 40 günlük olana kadar hastalığın varlığına göre 1-2  hafta aralarla bakılan ROP( Prematüre Retinopatisi) muayenesi.Bu hastalık normal zamanında doğmuş veya sarılık nedeni ile fototerapi almış bebeklerde olmaz sadece prematüre doğmuş bebeklerde görülürmüş.Özellikle bizim gibi doğum ağırlığı 1500 gr altında ve 32. haftadan küçük doğan bebeklerde. Prematüre bebekler risk altındalar ancak genel durumu bozuk ve yoğun bakımda oksijen tedavisi alan bebekler daha fazla riske sahipmiş.Yine bunlarla birlikte beyin kanaması, akciğer hastalığı ve sepsis geçiren bebeklerde bu risk daha da artarmış.Bu nedenle zaten uzun kuvöz döneminde başlatılan ROP muayenenizi taburcu olduktan sonra da devamlı takip ettirin.Çünkü eğer bu hastalık başladıysa tedavisini mutlaka yaptırmalısınız.

Kalça Ultrasonu

İlk aylarda tespit edildiğinde tedavisi çok basit olan kalça çıkığı - Gelişimsel Kalça Displazisi aylar geçtikçe ameliyata kadar gitmekte ve hatta uzun yıllar kullanma gerektirecek alçı işlemi olabiliyormuş maalesef. Çoğu anne - baba yaptırıp yaptırmamak arasında gidip geliyor ancak radyasyon içermediğinden hiçbir zarar bulunmuyor bu taramanın.Doğum sonrası 2 - 6 ay aralığında mutlaka bebeklerimize yaptırmamız gerekmekte.Ultrasona giderken bebeklerin karnının tok, altının temiz ve uykusunun alınmış olması gerektiği söylenmişti.Masal kız rahatlıkla oldu taramasını bir tek ultrason cihazı soğuk olduğundan rahatsız olmuştu benim minik fasulyem.


İşitme testi

Masal kuvözden mezun olunca :) ben taburcu oldu cümlesini kurmak istemiyorum çünkü biz hasta değil prematüreyiz :) bize verilen listenin en başlarında yazan işitme testi vardı. Yeni doğanlarda yani normal kilosunda ve zamanında doğmuş bebeklerde hastaneden çıkmadan yapılırmış işitme testi ancak normal kilomuza ulaşmadan bu testi yaptıramadık ancak 2 kiloyu geçtiğimizde yaptırabildik.
Zaten doğumdan sonra 2 ay içerisinde yapılması gerekmekte.İşitme testi bebeğiniz uykudayken, kafasına ve kulak arkasına yapıştırılan adını bilmediğim apar-atlarla dalgalar verilerek uygulanır.Bazı bebekler 2 kulaktan da hemencecik geçerken bazı bebekler ikinci testte bu aşamayı geçebiliyorlar. Masalında tek kulağı 2. testte tamamlanmıştı. Ben tabi ki bunu duyunca kısa süreli bir şok yaşadım ancak doktorumuz hiç bir sorun olmadığını kulakta biriken sıvılar nedeni ile böyle şeylerin olabileceğini söyleyip bizi rahatlatmıştı. Gerçekten de bir ay sonra test tekrarlandığında o kulağımızda başarı ile geçti. Bebeklerde işitme kaybına sebep olacak nedenlerin en başında erken doğum, düşük doğum ağırlığı ve yoğun bakım gerekliliği olduğu için biz prematüre anneleri bu konuya özellikle dikkat etmeliyiz.


Nörolojik muayene 

Prematüre bebeklerde özellikle nörolojik muayene çok önemli. Çünkü bebeğiniz minicikken yürüyemediğinden ve konuşamadığından ileri de sizi neler beklediğini maalesef ki bilemiyorsunuz. Dolayısıyla çocuğunuz için her testin ve muayenenin yapılması çok önemli.Bu nedenle bizde Nöroloji bölümünü ziyaret ettik.Bu bölümde bir kaç farklı test yapıldı Masal'a..

Bunlardan bir tanesi BERA (ABR) Testi Bera İşitsel Beyin Sapı Davranımını yani kulaklar ile beyin arasındaki sinirleri kontrol eden bir test. Yine bebişlerimiz doğal uykudayken yapılan bir test. Alnına ve kulaklarına yerleştirilen ufak elektrotlarla işitme sinirini uyararak yapılıyor. Tek önemli olan şey bebeğinizin derin uykuda olması.

Diğer yapılan test EEG yine Nörolog tavsiyesi veya talebi ile gittiğimiz bir bölümdü çocuk EEG Masal yanılmıyorsam 6 - 7  aylık tı çektirdiğimiz de. EEG de de yine derin bir uyku gerekiyor.Bebeğe herhangi bir elektrik vs verilmediğinden hiç bir tehlikesi yok zaten kalp elektro suna da benziyor. 20 tane kabloyu özel bir jelle bebeğinizin kafasına yapıştırıyorlar yaklaşık uyuma süresi, çekim derken 1 - 2 saat süren bir çekim detaylı EEG. Masalda herhangi bir rahatsızlık veya hastalık olmasa da gittiğimiz hastane ve yoğun bakım doktorumuz özellikle yaptırmamızı önermişti.

Biraz daha büyüdüğünde yine Nöroloji bölümü bizi aynı çayı altında bulunan gelişim testine yönlendirdi.Bu testin adı da DENVER. Denver testi bir zeka testi değil gelişimi gözleme testi. Özellikle herhangi bir nedenle erken doğmuş bebeklerde önemli bir yeri varmış.0 - 6 yaş arasında ki çocukların değerlendirildiği bu testin amacı Çocuğun yaşına uygun becerilerini değerlendirmekmiş. Biz bu teste sanırım 3- 4 sefer girdik. Yani bize özel bir durum değil belli bir döneme kadar 6 ay - 1 sene gibi periyotlarla kontrol edileceğiz.

İlaçlı MR 

Masal Kız'ın 1 yaş doğum gününden 3 gün önce çektirdik MR'ımızı. Ben telaştan bir kaç gün öncesinde yemek yiyemedim, uyku uyumadım. Hele Masal'ı hazırlamak için aldıklarında hıçkırıklarım dan boğuluyordum. Yaklaşık 15 dakika bekledim Masal'ın çıkmasını ama ömrümün bir 10 yılı gitti bence. Çok araştırdım çok okudum çokta doktora danıştım. Anestezi benzeri ama daha hafif damardan verilen bir ilaçla uyku haline geçti prensesim MR işlemi bittiğinde hemencecik uyandı. Sonrasında yarım saat hastanede ayrılan bir bölümde tam ayılması bekleniyor. Unutmadan MR için mutlaka 6 saat açlık isteniyor sonrasında da 2 saat süresince beslenme yapılmaması gerekiyor. Benim kendimi yıprat tığıma değmedi tabi ki ama onun bu kadar saat aç kalması, hiç olmasa da bir ilaca maruz kalması tedirgin etti.Doktorun bunu isteme sebebi de Prematüre olması ve tam anlamıyla nöroloji testlerinin tamamlanmasıydı.

Fizik ve rehabilitasyon muayenesi

Yine Masal 7 - 8  aylıkken gittiğimiz ve belli zamanlarla kontrole çağıran bir bölüm fizik bölümü.Bu bölümde de çocuğunuzun zamanında yapması gereken fiziksel haller ve hareketler kontrol ediliyor.Yani dönmesi, oturması, emeklemesi gibi.Özellikle gösterdikleri fizik hareketleri ve masaj teknikleri ile bebeğinizin gelişimine katkısı çok fazla.


İşte böyle sevgili prematüre anneleri, sadece kuvözden çıkartmakla bitmiyor asıl çıkınca başlıyor maraton.Biz özel bir hastanede doğduk ancak oradaki yoğun bakım doktorumuz bize mutlaka ve mutlaka tüm takiplerimizi Üniversite hastanesinde yaptırmamızı önerdi. Bizde tabi ki dinleyip oraya gittik iyi ki de gittik.çünkü normal hastanelerde prematüre den anlayan doktor bulmak çok zor. Yalova 'ya yakınlığı sebebi ile Bursa Uludağ Tıp Fakültesine Yeni Doğan bölümüne gittik. Zaten oraya gittiğinizde size yukarıda anlattığım tüm tetkiklerin bir listesini veriyorlar.Siz hepsini sırası ile yaptırıp doktorlarla görüşüyorsunuz.Yeni doğan bölümüne de belli aralıklarla çağrılıyorsunuz önce boy-kilo-baş ölçümleri yapılıyor sonra genel muayenesi ve kan tahlilleri.Her ay düzenli gidip özellikle kan tahlillerini yaptırıyorduk biz çünkü kanda ki tüm değerlere bakılarak o ay Masalı nasıl beslememiz gerektiği, kullandığımız mamanın yeterliliği gibi konularda yönlendirmeler alıyorduk.
Çocuklarımız çok değerli ve kucağımıza aldığımız andan itibaren hayatımızın en önemli parçaları işte bu yüzden hiç bir şeyi ihmal etmemeliyiz çok değil en fazla 2 sene sürecek bu işlemlerin yapılması gerçekten çok önemli.

Sevgiyle ve sağlıkla kalın....
Devamını Oku »

13 Nisan 2017 Perşembe

Genç Patron

13 Nisan 2017 Perşembe
Kitabın adından da anlayacağınız üzere, genç bir patron ve asistan arasında geçen bir ilişki.Ancak onların ilişkisi  işveren - çalışan olmadan çok çok öncesine üniversite zamanlarına dayanıyor.
Kitap Wattpad te yayınlanmış sonrasında da kitap olmuş.Başarılı bir yazar yine sevdiğim tarzda yazılmış  devam kitapları var Gün Işığım'a da başladım bile...
                                        

Sevgili erkek karakterimiz Bora okulun fenomen yakışıklısı ve çapkını olduğu dönemlerde okulun en zekilerinden Azracığımız ile iddia sebebiyle birlikte oluyor.O gece Azra'nın karakteri ve masumiyetinden etkilense de sabahında Azra'nın bu meseleyi öğrenmesini engelleyemiyor.

İddia sabahından sonra tamamen kopan bu güzel çift yıllar sonra aynı şirkette bulurlar kendilerini. Bora'nın Azrayı kazanma çabaları, yaptığı hoşluklarla dolu yüzünüzü güldürecek zamanlar yaşatıyor.
Kitabın bir yerinde çok ağladım Boranın ameliyata girerken yazdığı mektup beni benden aldı.Çok ta detay vermek istemiyorum okuyunca anlayacaksınız zaten

Ufacık bir eleştirim var oda şöyle ki Azra ve Bora'nın başına gelmeyen kötü olay kalmamış.Tam bir şeyler bitti derken başka bir şey çıkıyor. Evet hikayenin uzaması ve karakterlerin güçlüklere karşı duruşu ilişki için önemli olabilir ancak bazıları gereksiz olmuş bence.Birde inanılmaz yazım hataları mevcut kitapta ben böyle şeylere dikkat etmem aslında ama fazlalığı ile dikkatimi çekti.Sevgili editörden dikkat rica ediyoruz :)

Aşağıda size tanıtım bültenini de paylaşıyorum.Okuyanlar varsa yorumlarınızı merak ediyorum.

Aşkla kalın....

İçini titretir sevdiğinin dokunuşu, dur diyemez, duramazsın. Yanlış, hata bilmezsin. O dakika her şey doğru gelir kalbine.

Azra için de öyle olmuştu. Sevdiğinin dokunuşu, ateşi ne kadar yanlış olsa da karşı konulmaz bir istekle doğru gelmişti ona. Ta ki o gecenin sabahında bu karşı koyamadığı bakış, gülüş, dokunuşların aslında bir iddia olduğunu öğrenene kadar. Saf, temiz bir bedene dokunmanın nasıl hissettirdiğini bilmezdi Bora. Ta ki o kirli elleri Azra'nın tenine dokunana kadar. Ona git demesi gerekirken bu duyguya karşı koyamaması, ne kadar pislik biri olduğunun ispatıydı.

Tek bir gece yıllarca akılda kalır mı? Kalmıştı. O gece her anı ile Bora'nın aklında kalmıştı, acı ama unutulmaz bir anı olarak. Bu birbirlerinde unutulmaz iz bırakan kalpler yıllar sonra iş hayatında karşılaştı ve olanlar oldu. Saf ve masum Azra; seksi, çekici ve dişli mi dişli bir asistan. Çapkın, umursamaz ve serseri Bora; pişman, kıskanç, âşık mı âşık bir patron. Biri nefretle, diğeri ise aşkla bakan iki kalp. Mutluluğa giden yolda karşılaşılan acılar, yanlış kararlar ve tüm olumsuzluklara rağmen gittikçe büyüyen bir aşk.

Her hata son değildir. Bazen bir hata, düzeltmek için gireceğin yol ile mükemmel bir doğruya dönüşebilir. İşte, geçmişte yaptığı hatayı aşk yolunu izleyerek telafi eden Bora'nın hikâyesi, Genç Patron…
(Tanıtım Bülteninden)


Devamını Oku »

10 Nisan 2017 Pazartesi

Çocuklarınızın Sağlıklı Gelişimine Tam Destek Çocuk Devam Sütü’nde!

10 Nisan 2017 Pazartesi
Neden Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, büyüme ve gelişimlerinin büyük bölümünü 1-4 yaşları arasında tamamlarlar. Yiyeceği yemekler konusunda çok seçici olabileceği bu yaşlarda çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel gelişimi için zengin ve doğal içerikli gıdalarla beslenmesi gerekir. Güçlü bir bağışıklık sistemi de bu fiziksel ve zihinsel gelişimi taşıyan vücudu mikroplara karşı koruyarak, büyümede çok önemli bir görev üstlenmektedir.
                                   

Neden Pınar Çocuk Devam Sütü?
Çocuklar, fiziksel ve zihinsel gelişimlerinin yanı sıra bağışıklık sistemlerini güçlendirecek besin ihtiyaçlarının önemli bir kısmını sütten alabilir. Çocuğunuzun fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişiminin ve bağışıklık sisteminin güçlenmesi için ona süt içirebilirsiniz.
1 yaşından büyük çocuklarınızın fiziksel ve zihinsel sağlıklı gelişimini ve bağışıklık sisteminin güçlenmesini desteklemek için, saf süte prebiyotik lifler, vitamin ve mineraller ilave edilerek geliştirilen Pınar Çocuk Devam Sütü’nü güvenle içirebilirsiniz. Pınar Çocuk Devam Sütleri B12, Çinko ve Kalsiyum kaynağıdır.
Altı aydan büyük bebeklerinize ise onların 6-12 aylık dönemlerinde ihtiyaçları olan vitaminlerive mineralleri karşılayacak şekilde geliştirilmiş Pınar İlk Adım Devam Sütü’nü verebilirsiniz.


Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

Çocukla Uzakdoğu Bangkok - Singapur - Hong Kong

Neredeyse 10 gündür bloğumla hiç ilgilenemedim, içim içimi yedi bu süreçte.İşlerin yoğunluğu, Masal'la vakit geçirebilme telaşı, hafta sonu programları derken hep aklımda olan bloğuma nihayet yayın hazırlaya bildim. Bu haftaki turizm konumda uzaklardan bahsetmek istiyorum. Gelen sorulardan ve taleplerden yola çıkarak size açıklayıcı olduğuna inandığım bir Çocukla Uzak doğu dosyası hazırladım. Şimdiden söylüyorum birazcık uzun  oldu ancak uzak doğu seyahati planlarken yardımcı olacak bir yayın oldu.
                         

Uzak doğu bildiğiniz üzere Asya'nın doğusu ve güneydoğusundaki ülkelerden oluşmakta.En bilindikleri Çin, Filipinler,Endonezya, Malezya, Singapur, Tayland, Kamboçya, Bangladeş, Pakistan, Sri Lanka, Kuzey - Güney Kore,  Moğolistan olan ülkelerdir. Bizim dosyamızda uzakdoğunun zengin ve gelişmiş ülkeri olan, tur programlarında sıklıkla karşılaşabileceğiniz Singapur, Bangkok(Tayland) ve Hong -  Kong üzerine.

Türkiye 'den hepsine uçuşlar uzun sürmekte yaklaşık 11 saatlik bir uçuş ve sonrasında yaşanan ve hissedilen yarım günlük bir Jetlag la gezi başlaması.Genelde tüm uçuşlar gece yapılmakta ve ertesi gün akşam üzeri şehre ayak basmakla başlar.Öncelikle çocukla da çocuksuz da gitseniz rahat ayakkabı ve kıyafetler tercih etmelisiniz. Özellikle çocukla giden aileler için uçuş süresi çok fazla olduğundan vakit geçirmek için belli şeyler yanınıza almalısınız.Oyuncak, uyuması için battaniyesi yastığı gibi :)

Singapur hava limanı ve Oteller arası yani şehir merkezi çok uzak bir mesafede değil grupla gittiğinizde zaten aracınız sizi bekliyor olacak ancak münferit bir tatile çıktıysanız bir çok ulaşım seçeneği mevcut. Singapur mevsim normallerinde hava sıcaklığı 30 - 32  derece lerde. Kasım -  Ocak dönemleri Muson yağmur zamanları olsa da şiddetli yağmurlardan ve serinlikten sonra hava sıcaklığı hemen normale dönüyor. Nem oranının en yüksek olduğu yerlerden bir tanesi Singapur bu nedenle uçaktan indiğinizde sizi boğucu bir hava ve aşırı nem bekliyor. Singapurluların özlü sözlerinden biri olan ''Singapur da 3 mevsim vardır; Sıcak, daha sıcak ve en sıcak'' sözünü iliklerinize kadar hissedeceğiniz bir şehir. Ansızın yağan yağmurlar için mutlaka yanınızda bir yağmurluk bulundurmalısınız. Hissedilen nem geceleri çok daha fazla olduğundan klimasız uyuyabilmek imkansız. Ve siz çocukla seyahat ediyorsanız ve Masal gibi havadan nem kapan bir çocuğunuz varsa klimalı odada uyumak sanırım imkansız. Dolayısıyla çocukların biraz büyümesi gerekir bu seyahat için. Singapur trafiği İngiliz sömürgesi nedeniyle soldan akmakta ve prizler İngiliz tarzı, Para birimi olarak kendine özgü Singapur Doları kullanılmakta.Etrafta bir çok Exchange Ofisi bulunduğundan yanınızda Euro veya Dolar götürebilir, kolaylıklık la çevirebilirsiniz.

Singapur da bence her ülkede olması gereken kati bazı kurallar var mesela Sakız çiğnemek yasak zaten eczane dışında satışı da yok. Sadece çene ile ilgili problemi olanlar doktor raporu ile satın alabiliyor.Sokakta herhangi bir kadına sarkıntılık etmek, laf atmak, taciz etmek ağır ceza kapsamında sayılıyor.Uyuşturucu ticareti ise ölüm cezası ile sonuçlanıyor. Metro da su içmek dahil bir şey yemek içmek yasak,sigara tüm halka açık alanlarda yasak.

Geniş caddeleri, kibar insanları, ışıl ışıl parlayan geceleri,yağan yağmurlar sebebi ile sınırsız bir bitki çeşidi ve yemyeşil parkları ile dolu turla yada münferit gidildiğinde rahatlıkla gezilebilecek bir şehir.

Biz Türklerin en çok dikkat ettiği bir başka konu yiyecek konusu ise burada biraz sıkıntılı.Kahvaltıda Soğan, Bambulu salata, Mısır Çorbası,Haşlanmış fasulye enteresan bir sosla birlikte, Tavuk sosis ve Jambon, pancake, hiç alışık olmadığımız tarzda karışık omletler, haşlanmış bambu ve kızarmış erişte kahvaltı menüsünde bulunan değişik yiyecekler.Ben tura giden misafirlerime genelde zeytin veya zeytin ezmesi ile peynir alın yanınıza diye uyarıda bulunuyorum :) yani ben olsam öyle yapardım.
Öğlen ve akşam yemeklerinde genelde sebze yemekleri yer almakta, tencere yemekleri ancak içlerine koyduklarından mıdır, temiz olmamasından mı kaynaklıdır bilemiyorum ama bulamaca benzeyen yemekleri var. Sebzeli börekler, Satay ( odun ateşinde pişirilmiş çok baharatlı et ) tercih edilmekte.Ve floradan kaynaklı alabildiğine meyve. Bilirsiniz uzakdoğu mutfağında her tat karışık kullanılır tatlı - ekşi  gibi :) dolayısıyla çok bize uygun değil. Denenmesi gereken yiyecekleri ise kızarmış tatlı patatesleri tatlı niyetine çünkü tatlı kültürü yok ha birde buzla yapılmış dondurma tadında değişik bir yiyecekleri var. İçecek olarak değişik aromalı ve farklı çaylarını söylemiyorum zaten her yerde bahsedilir onların dışında Singapur Sling  içebilirsiniz, ayrıca soğuk kahveler ve adını bilmediğimiz bir çok meyvenin suları denenebilir.

Singapura geldiğinizde veya tur programlarında gördüğünüz bazı yerlerden bahsetmek istiyorum size.Öncelikle Çin pazarı ve Hint mahallesi.Çin mahallesi bildiğiniz bir pazar gibi çoğunlukla kurutulmuş yiyeceklerin, ıvır zıvır satılan bence gereksiz bir zaman kaybı olan ancak giden insanların en çok merak ettiği yerlerden bir tanesi.Çakma tekstil ve ayakkabı - çanta bulabileceğiniz ki herhangi bir markanın çakmasından bahsetmiyorum :) para vermeye değmez ürünler satın alabileceğiniz bir pazar.

Hint mahallesi (Little İndia) Hindistan'ın küçük bir yansıması olarak görülür.Bol baharat kokuları eşliğinde gezebileceğiniz genelde gezginlerin tercih ettiği bir noktadır Singapur da. Serangoon Caddesini gezmek Hindistan da gezmek gibi der gidenler. Hint kıyafetleri satan yerler, Kınacıları, hint yemeklerini bulabileceğiniz restaurantlar ve yaşayan Hintlileri görmek mümkün.Ha bir de herkesin mutlaka gittiği bir MUSTAFA CENTER'ı var. Bildiğimiz milyoncu tarzı her şeyin bir arada olduğu 24 saat açık bir alış veriş merkezi. Milyoncu diyorum ama sahibi şuan ülkenin zenginleri arasında. 

Yine Singapurda bence gidilmesi gereken yerlerden biri Orchard Road, Coach, Fendi, Chanel, Prada, Burbery gibi bilindik ve lüks markaların çok katlı mağazalarının yanında sırasıyla avmler mevcut. Dükkan gezermiş gibi Avm gezdiğinizi düşünün.Buda tercih meselesi tabi herkes bir kültür gezisinde Avm gezmek istemez o nedenle bu caddeyi gezilecek listenize alıp almamak size kalmış.

Santosa adası da Üniversal stüdyolarının olduğu 'Eğlence Adası ' olarak ta geçen içerisine akvaryum, bal mumu müzesi, golf clupları, plaj işletmeleri, spa otelleri, restaurantlar ve çok karmaşık olmayan eğlence parkı mevcut. Çocuklu seyahatte bir günü buraya ayırmak gerek bence çünkü çocuklar malum gez dolan yorulacaklar, birazcıkta gönüllerini almak adına güzel vakit geçirebilirsiniz.

Singapurun nadide gezilecek yerlerini gezmek, şehri tanımak için en az 2 - 3 geçirmek gerekir ancak turlarla gittiğinizde bu zaman genelde 1 gün gibi olmakta. Singapur dan Bangkok 'a turların en çok tercih ettiği hava yolu firmasi yerel hava yollarıdır genellikle. Yaklaşık 2 saat süren bir uçuşla Dünya Meteoroloji örgütü tarafından Dünyanın en sıcak büyük şehri olarak tanımlanmış Bangkoka gidebilirsiniz. Münferit gidiyorsanız biletleri Türkiye'den de satın alabilirsiniz ancak saat farklılıklarına ve bagaj kurallarına dikkat etmelisiniz. Thai hava yolları uçak içi ikramı dahil satılır genelde sabah uçuşu olduğundan kahvaltı verilir menüsü ise Patates, yumurta, mantar ve meyve gibi bize ters bir kahvaltı anlayışı ile hazırlanmıştır.

Singapurdan sonra Bangkok çok farklı gelir genelde insanlara çünkü hijyen gibi bir kavramları maalesef yok hiç kimsenin.Sokaklarda pişen yemeklerden yer genelde halk, kendi evleri baraka tarzı olduğundan mutfak yoktur ve bu sokakta pişen ve aynı zamanda yenen yemekçiler şehrin her yerinde mevcut. Sokaklar pis, umumi banyolar, sokak berberleri, terzileri kısacası bizim alışık olduğumuz bir hayat yok. Sefillik diz boyu her yer her yerde, yan yana olmaması gereken her şey iç içe şöyleki yemek satan arabanın yanında erkekler traş olurken yanında umumi wcler mevcut ve bol miktarda sokak masajcısı :) Benim Masalla asla tercih etmeyeceğim yerdir sanırım Bangkok. 

Bangkokta en önemli şeylerden biri dinleri diğeri kralları ve kralın ailesi ki göreceğiniz her önemli yerde kavşaklar, yollar da dahil kral ve ailesinin resim veya maketleri mevcut. Her hangi bir kötü söz veya hakaret etmekte büyük suçlardan bir tanesi ve sonucu hapis.Eğer otel seçiminizi kendiniz yapıyorsanız kesinlikle Sukhumit bölgesi seçilmeli orta gelir düzeyine sahip bir bölge ve ana merkezlere yakın bir konumda. 

Bangkok turunu incelerken göreceğiniz gidilmesi gereken yerlerden bir tanesi Sea Food Market turu, bildiğimiz balık marketi gibi düşünebilirsiniz.Balığını seç sonra ye tarzı yerler. Yalnız seçerken dikkat edeceğiniz iki nokta var birincisi sevgili meslektaşlarım rehberlerin her söylediğine inanmamak, ikincisi gördüğünüz balık fiyatlarına pişirme parasının dahil olmaması. Özellikle o bölgede balık pişirilmeden tüketildiği için pişirtmek istediğinizi özellikle söylemeniz gerekmekte.

Patpong gece pazarı yine çin pazarı gibi tanınmış markaların çakmalarının bulunduğu bir pazar genelde ekstra tur olarak satılsa da bence gidilecek daha güzel yerler var. Pazarın yakınlarında Bangkok'un meşgur Go - Go barları ve Ping Pong barları mevcut. Çocuklu aileler olarak çok fazla tercih etmeyeceğimiz görüntü ve manzaralara sahip.

Bangkok 'ta Pattaya, Phung Nga koyu,ko phi phi, ko samui, Wat arun, Grand palais, Fil safarisi, Timsah Çiftliği, Gül bahçesi, Yılan çiftliği, Ahşap atölyesi gezilebilecek yerler arasında. Özellikle Pattaya bolca denize girebileceğiniz bembeyaz kumlara sahip efsane plajlara sahip ancak gece hayatı olarak Pattaya sonsuz bir eğlence ye sahip, gece barlarda başlayan bu sonsuzluk gündüzleri plajlara da yansıdığından çocuklu aileler için doğru bir tercih olmamakta.

Bangkokta 'da yiyecek kültürü yine uzak doğu tarzında kahvaltıda yağ, bal,reçel,yumurta, mısır gevreği, yeşil çaylı kekler, pirinç lapası gibi yiyeceklerin yanında envai çeşit meyve tüketebilirsiniz.
Yemeklerinde acı - tatlı - ekşi - tuzlu olarak 4 ana lezzet karışımı olarak önünüze gelmekte  ve tabi ki bol baharatlı. 

Yüzen çarşı Tayland'ın en önemli turistik noktalarından birisidir. Tay stili teknelerle yaklaşık 25 - 30 dakikalık bir tur olarak geçekleşir.Yüzen çarşıda yerel halk taze meyve sebze, hediyelik eşya gibi ürünler satarlar burada bir parantez açıp Tayland a giderseniz meyvede bile pazarlık yapmanız gerektiğini belirtmek isterim Tuk tuk çılardan, meyve satanlara kadar herkes sizden ne kadar çok para alabilirim peşinde o yüzden mutlaka pazarlık yapın.

Bangkok  Blue Saphir ve Yakutta dünyanın en önemli üretici ve bu taşların işlenip satıldığı bir çok mücevher mağazası var.

Bangkok tan sonra yaklaşık 3 saatlik bir yolculukla Hong- kong 'a geçilebilir. Hong - Kong'un ihtişamı daha hava limanını uzaktan görmenizle başlıyor.Denizin ortasında Lantau adası üzerine yapılmış inanılmaz bir görselliği olan hava limanı tüm ihtişamı ile karşılıyor sizi.Hong - Kong nufusunu genelde çinliler oluşturuyor ve kesinlikle çok kalabalık bir şehir.İnsan kalabalığı, araba kalabalığı, bina kalabalığı hangi yönden bakarsanız bakın kalabalık bir şehir.

Hong - Kongta dünyanın en yüksek binalarını görebilirsiniz. Dünya markalarının içinde bulunduğu avmler hem yer üstünde hem yer altında konumlanmış durumdalar.Bu kadar çok mağazayı ve markayı dünyanın az yerinde bir arada görebilirsiniz. Hong Kong un önemli caddeleri ve meydanları var mutlaka görülmesi gereken mesela Canton Road, Kimberly Cad.( bu caddede kebap bile bulabilirsiniz).

Bu şehre geldiğinizde mutlaka gitmeniz gereken bir yer varsa orası da Victoria tepesi. Hong - Kong un tüm ihtişamını görebileceğiniz bir seyir terası,Hint okyanusu görebileceğiniz gezinti alanları mevcut ve tabi ki alışveriş merkezi :)

Hong - Kong ta denize girebilmek için tercih edilen Repulse Bay koyu. Casinoların bulunduğu, residance ve Marinaların bulunduğu güzel bir sahil kasabası.

Hong - kongta bir çok batıl inanç var bunlardan bazıları Thin Hau tapınağının duvarında bırakılmış yuvarlağın içinden geçtiğinizde uzun yaşayacağınıza inanılıyor.Sonra bu tapınakta bulunan heykellerinden kaplumbağayı okşadığınız da sağlık, budha heykelinin göbişini okşarsanız şans, balığın ağzına para atabilirseniz de para geleceğine inanılıyor. Bu heykellerin başında bir sürü turist görebilirsiniz.


Aberdeen bence çok şirin bir yüzen köy.Yüzen köy diyorum çünkü teknelerde yaşayan yerli halk ve yine restaurantlarla dolu bir kanal burası. Yine görülmesi gereken değişik bir yerleşim yeri.

Ocean Park genelde turlarda ekstra olarak satılan Disneyland'dan önce kurulmuş bir tema park.İçinde hayvanat bahçesi, lunapark ve hayvan labaratuarı gibi bölümleri olan ocean park'ta roller coaster apayrı bir manzaraya sahip.

Ohhh bitti sevgili okur, yazarken sizi sıkmamaya, bana göre gidilmesi gereken yerleri Çocukla Uzak Doğu dosyası adı altında kısa kısa  anlatmak istedim.Birde kısa bir dip not vereyim size ben henüz bu nadide şehirlerimizi gezmedim. Turizmci olmak bunu gerektirir diyerek hiç bir yerden kopya çekilmemiş yıllardır insanlara anlattıklarımı derledim sizler için. Hem sizler için hemde bir gün hafızam yavaşlarsa okuyayım diye yazdım. Hani çok okuyan mı çok gezen mi bilir derler ya buda benim cevabım olsun bir nevi.

Hepinize sevgiler...
Devamını Oku »