31 Aralık 2016 Cumartesi

Asude...

31 Aralık 2016 Cumartesi

Benim Şurimsine - şurinalarla ilgili instada dolanırken keşfettim Asude'yi. Emit fuarının da katkısıyla kitapların dış tasarımları, isimleri dikkatimi çekti ve  D&R 'dan hemen tüm kitaplarını aldım.


Resmen o piti piti yöntemiyle seçim yaparak DAİMA AŞK KAZANIR' a başladım. Başlarda çok kendimi veremediğimden mi, anlayamadığımdan mı bir garip bağlamadı beni kitap ama 2. bölümden itibaren deli gibi yine elimden bırakamadan bir solukta okudum . Ortalarına doğru çok büyük bir pişmanlık yaşadım çünkü yazarın Pabucumun Ajanı serisinde ki baş rolleri var kitapta. Bıraksam mı diğerine başlasam mı derken bırakamadım ve okudum.Rüyanın dik duruşu,Tekin'in karanlıklığı bir o kadar merhameti ve nefreti bana duyguların hepsini yaşattı.


Sonraki hedef Pabucumun Ajanı, 2 kitaptan oluşan seriyi  de çok beğendim.Diğer kitapta okuduğum üzere sonunu bilerek başladım ama yaşananlar, olaylar  bir merakla bitirdim kitabı. Olaylar günümüz zamanında geçtiği  ve tabi ki baş rolde aşk olduğu için çok sürükleyici ve dikkat çekici. Deniz 'in cadalozluğu ve Tuna'nın katılığı beni çileden çıkartsa da çok güzel bir kitap olmuş.

Sırada Dikkat Aşk Çıkabilir ve Babam İflas Edince var. Onlar hakkında da yazacağım bakalım beni daha ne hikayeler bekliyor...


Aşkla kalın....


Devamını Oku »

28 Aralık 2016 Çarşamba

New year, new hopes :)

28 Aralık 2016 Çarşamba

Bir yıl daha bitti, düğünler, doğumlar, bayramlar, cenazeler, tatiller, işe yetişme çabaları, akşam saatinde ne yemek yapacağım ben şimdi düşünceleri, Masal kızın maceraları, fatura ödemeleri, pazar kahvaltıları, cumartesi aksiyonları bir telaş bir acele koskoca bir sene geçti gitti....

Yine ömürden bir sene gitti diye düşünürdüm ben normalde ama şuan kızım 1 yaş daha büyüdü 3. Masallı yılbaşı diyorum kendi kendime.Sahi biz Masal yokken ne yapıyormuşuz, nasıl zaman geçiriyormuşuz, akşamları -  hafta sonları ne yapıyormuşuz. Annemle gün içinde 1 saat telefonda ne konuşuyormuşum ben Masal doğmadan önce şimdi hiç birini hatırlamıyorum.Halbuki o zaman da hızlı akıyordu , yine yılbaşı geliyordu, yine büyüyorduk ama şimdi daha bir anlamlı her şey.

Benim bu Yıldan umutlarım var, hayallerim var her sene olduğu gibi aslında ama düşünüyorum da hepsi Masal kızın üstüne kurulmuş hayaller bu sene.Öncelikle kızımın kendine güveninin gelmesini ve artık kendi başına yürüyebilmesini diliyorum 2017 'den. Bu sene daha az hastalanmasını ve hızla büyüyüp etrafımda koşturmasını bekliyorum. Aile huzurumuzun, sağlığımızın bozulmamasını, Dünya'nın içinde bulunduğu bu saçma sapan insanlığa sığmayan hallerden bir an önce kurtulmasını, hasta olan, her türlü derdine çare bekleyenlerin umutla dolmasını, borçlarla uğraşanların ferah bir hayata kavuşmasını, anne olmayı bekleyen tüm dostlarımın bu sene evlerinin cennet bahçesine dönüşmesini, evlenmeyi bekleyen tüm arkadaşlarımın hayırlı kısmetlerinin çıkmasını, ailesi ile ilgili problem yaşayan can dostlarımın bir an önce huzura -  mutluluğa kavuşmasını, iş bekleyenlerin iş, aş bekleyenlerin aş, aşk bekleyenlerin de aşkla dolmasını temenni ediyorum 2017'den.

Kendim için pek fazla dileğim yok aslında dedim ya Masal iyi olsun ben zaten iyiyim.Bu sene benim ve çekirdeklerim için, ailem için, ülkem için güzelliklerle dolu, mutlu, huzurlu, sağlıklı bir yıl olsun.....

Sevgiyle...







Devamını Oku »

24 Aralık 2016 Cumartesi

Havuz problemi de neymiş Kusma problemi yanında....

24 Aralık 2016 Cumartesi

Bizim Masal kızın doğduğundan beri olan, büyüdükçe geçeceğine artan bir Kusma problemi var.
Bizi tanıyanlar bunu çok iyi bilir çünkü mutlaka gittiğimiz evlerde veya mekanlarda birebir yaşamışlardır. :) artık bizimle kimse görüşmek istemeyecek dermişim. Korkmayın artık profesyoneliz biz gözünden anlayıp anında doğru yere yetiştirebiliyor, evinizi batırmıyoruz.

Masal 1 buçuk yaşına kadar çok güldüğünde, ağladığında, koşturup yorulduğunda hele ki hasta olduğunda hiç bir şekilde midesini dolu tutamıyorduk. Grip olmasına, ilaç kullanmasına, o hasta hallerine üzülürken öksürükle birlikte bütün yediklerini çıkarması beni benden alıyordu.Şimdi biraz daha büyüdükçe gülünce veya koşturunca kusmuyor ama hemen öksürük başlıyor. Kendisi de alıştı artık hemen su şişesini arıyor. Ama ağladığında özellikle doktor kontrollerinde doktor odalarının her birine en az bir defa mutlaka bu deneyimi yaşatmışızdır.
Mama yemek istemeyen Masal Yapmışlar.....


Bir başka kusma sebebimizde katı gıdalardan kaynaklı maalesef. Hiç bir şekilde blender kullanmama rağmen Masal Kız büyük parçalı  yada çok koyu kıvamlı yemekleri yemekte hala zorlanıyor  su takviyesiyle  durduruyoruz mide bulantımızı. Bir keresinde doktorumuza bu konuyu danıştım o Masalın bilerek böyle yaptığını söylüyor evet bazen yemeğini hazırlarken yada önüne koyduğumda canı yemek yemek istemiyorsa öğürmelerine şahit oluyorum zaman zaman  ama çocuk koşup eğlendikten sonrada kusuyordu yani mantıken eğlendikten sonra neden yapsın ki böyle bir şey diye düşünüyorum. Velhasıl kelam okuyorum araştırıyorum çocuklar kusarak yada öğürerek biz gözlerinin içine bakan anne babaları kullanabiliyorlarmış. Evet dediğim gibi Masalında bunu denemeye çalıştığının , bazen kullanmak istediğinin farkındayım ancak kesinlikle ha tamam kustun bunu yapmayalım demiyorum. Kullandığını kabul etmek istemiyorum belkide ama bu durumunda bir öfke gösterisine dönüşmesini istemiyorum. Bu nedenle bazı teknikler geliştirdik;


- Öncelikle çok sakin oluyoruz, hiç bir şey yokmuş gibi davranıyoruz.
- Sadece kustuğunda değil öğür düğünde de  'bak kuş geçti' -  ' aaaaa orda ne varmış' vs demeyip görmezden geliyoruz yada kusabilirsin kızım ama bu yemek yenecek kaçamazsın diyorum (Birazcık tehdit )
- En önemlisi de yemeğin sonundaysak eğer öğürmeye başladığında doyduğunu farz edip aferinler ve alkışlar eşliğinde noktalıyoruz yemek saatimizi.
- Ağladığında öğürmeye başlıyorsa eğer, gerçek bir ağlama değilse o yine sadece biraz su içmek ister misin diye soruyorum bazen sinirden su şişesini bile fırlatmış lığımız var.
-Doktor kontrollerinde muayene bitene kadar kendini yırtarcasına ağladığından hemen öğürmeye başlıyor bizde artık muayenesi biter bitmez Masal kızla odadan çıkıyoruz o ağlama da bi nebze durduğundan bazen kusmadan doktordan dönebiliyoruz.
-Koşup yorulduktan veya zıpladıktan sonra öksürmeye başladığında da sadece oturmasını sağlayıp su vermekle yetiniyoruz.


Masal mutlu biz mutlu, siz çok mutlu olun.....


Devamını Oku »

Korkuyorum....

Blog yazmaya başladığımdan beri hiç bu kadar uzun süre ara vermemiştim.
Ama ülkemiz de her gün olan olaylar, şehit haberleri, suikastler derken içimden hiç yazmak gelmedi.
Halbuki yılın en sevdiğim zamanlarındayız her sabaha olumsuzluklara inat midemde kelebekler, gözümün önünde büyüyen meleğimle uyanıyorum.

Korkuyorum aslında bir gün bir yerde sevdiklerimin, evladımın başına bir şey gelmesinden korkuyorum. Evsiz barksız sokaklarda kalmaktan, vatansız,ailesiz kalmaktan korkuyorum. Anne olunca bu korkularımın artması da ayrı bir konu insan bir evlada sahip olunca büyüyormuş, olgunlaşıyor muş aslında daha iyi anlıyorum bunları. Rabbim hepimizi korusun....


Sağlıcakla kalın....


Devamını Oku »

8 Aralık 2016 Perşembe

Çalışıyorum o halde varım....

8 Aralık 2016 Perşembe

Anne olmak şu hayatta başıma gelen en güzel şey. Tarifi, cümlelere dökülüşü çok zor olan bir duygu benim için. Midende kelebekler uçarken yemyeşil kırlarda koşmak gibi derim belki ama o kırlarda derin çukurlar belki uçurumlarda var derim herhalde tarifi yok anlayacağınız.

Bir büyüğüm ben hamileyken annelik kalbinin bedeninin dışında atması gibi bir şey demişti. O zaman çok anlayamamıştım sanırım ama doğum yaptığım anda anladım ki ne kadar haklıymış.Sadece kalbim değil, beynim de bedenimden ayrı işlemlerini yapıyorlarmış meğer.

Masal'a kronolojik 6, düzeltilmiş 4 Aylık olana kadar ben baktım sonrasında malum hayat şartları işime geri döndüm. Aslında bu kadar bile bakamayacaktım normalde ama Masal kızın zamansız doğumu, kuvöz derken bende iş değişikliği yaptım, bu nedenle süremiz biraz daha uzadı.

İşe başlayacağım günün bir önceki gecesi kaç saat ağladım bilmiyorum. Hıçkırıklarım duyulmasın diye şekilden şekile girip ağladım o gece. Meğer ne kadar zormuş işe başlamak, bebeğini bırakıp günün 8 - 9  saati  çalışmak. Hala gün içinde kokusu gelir burnuma can kızımın. En zor zamanlarımda, stresin tavan yaptığı, işlerimin içinden çıkılamaz hal aldığı zamanlarda akşam kavuşma anlarımızı geçiriyorum içimden ve rahatlıyorum. Bizim anneannemiz bu iş için gönüllü olunca bakıcı vs aramak zorunda kalmadık ama ben zaten bakıcıyla kesinlikle yapamazmışım. Masal özel bi bebekti hep mama saati, uyku saati, hastayken hava alma süreleri derken normal bebekler gibi büyümedi.Gerçi herkesin bebeği kendine özel ve önemli ama  yaşadıklarımız, kaybetme korkumuz bizi biraz daha hassas ve dikkatli davranmaya sevk etti sanırım.

Anne olmak zor çalışan anne olmak çok daha zor. Birincisi bebeğini kendi doğrularına ve kurallarına göre büyütemiyorsun, bebeğinin en özel en güzel zamanların,ilklerini kaçırıyorsun. Hele de hastaysak ömrümden ömür gidiyor,geceleri uyumadan işe geldiğim günler mi istersiniz, hasta yavrumu doktora götürüp anneanneye bırakıp işe geri dönmek zorunda olmak mı. Ama ben çalışan bir anne olmama rağmen suçluluk duygusu hissetmiyorum.Bebeğimle iş dışında kalan zamanımı kaliteli geçirmeye çalışıyorum, yani 24 saat evde olan ama çocuğunla oyun oynamayan, eğlenmeyen anneler biliyorum bu nedenle ben kızım için çalışıyorum ve kalan zamanımda tamamen onunlayım diyebiliyorum. Mesela evdeki bir anne günün belli bir kaç saatini yemek yapmak için harcarken biz çalışan anneler bu süreyi minimum seviyede kullanabiliyoruz ve geri kalan zamanımızı sevdiklerimize ayırabiliyoruz. Bizim evde kış geldiğinde birazcık zaman sorunsalı yaşanıyor maalesef çünkü Masal kız erken uyuyor, yemek yapma yeme - yedirme sürelerinden sonra 1 - 2 saat vaktimiz kalıyor ailece geçirebileceğimiz.
 Toplantıdan geç döndüğüm uyurken bulduğum Masal Kız (9 Aylık)

Ben çalışan bir anne olarak kızıma örnek olacağımı düşünüyorum. Öğreneceği ilk şey kendi ayakları üstünde durmak olacak , okula giderken çantasını hazırlamayacağım kendi hazırlayacak  sürekli tepesinde durup ödevlerini hatırlatmayacağım kendisine,yapmak isterse yapacak istemezse sonuçlarına kendi başına katlanacak, ev anahtarıyla erken tanışacak mesela, belki kaybedecek kapı da kalacak ama onu da öğrenecek.Belki bana çok kızacak küçükken, çalışmamı istemeyecek ama büyüyüp te  birey olduğunda her işi kendi başına yapabildiğinde ve ayaklarının üstüne erken basabildiğinde teşekkür edecek biliyorum. Belki de kendimi kandırıyorum kim bilir :)


Sevgiyle.....



Devamını Oku »

1 Aralık 2016 Perşembe

Doktor mu kontrolü ???

1 Aralık 2016 Perşembe
Bazen düşünüyorum da bebekken her şey çok daha kolaymış, Masal hanım küvöz macerasından çıkıp eve geldikten sonra her hafta Bursa'ya doktor kontrollerine gitti, daha minicik ve doğduğunun farkında olmadığından çok kolay geçiyordu muayenelerimiz. İyi ki de öyleymiş çünkü Rop muayenesi, ultrasonlar, gelişim testleri, ilaçlı MR çekimi, fizik muayeneleri gibi bir çok alengirli kontrolümüz vardı o dönemler.

Gel gelelim ki Masal kız büyümeye her şeyi anlamaya başladı işte o zaman doktora gitmek kabusa dönmeye başladı bizim evde. İlk zamanlar daha az olan doktorla karşılaşana kadar hiç bir sorun çıkartmayan can kızım, şimdilerde hastaneye girmemizle başlayan, doktorun olduğu katta artan, doktor odasında tavan yapan bir cazgırlık yapmaya başladı. Cazgırlık diyorum çünkü kesinlikle dokunulsun istemiyor, ağlıyor, bağırıyor ve tabi ki kusuyor :) Bu kusma mevzumuzu ayrı bir postta anlatacağım mutlaka.

Masal 1 yaşındayken ağır bir grip geçirdi, yani ciddi bir öksürük başladı. Yalova 'da bir özel hastanede gittiğim yeni doğan doktorumuz çok fazla önemsemedi bana göre çünkü normal girip ilaçlarıyla geçirmeye çalıştı ancak biz erken doğduğumuz ve bu nedenle ciğerlerimiz ve bağışıklığımız çok gelişmediğinden en ufak bir grip ciğerlerimize inip hırıltı ve ciddi öksürükle 1 gece de ağırlaşabiliyor. Tabi ki antibiyotik kullanmayınca durum felaket oldu. Masal kız öksürmek ten bir yudum su dahil içemez duruma geldi, eğer yiyebiliyorsa öksürük nöbetinde şiddetli kusmalar başladı.Çocuğum 2 gün içinde resmen kilo verdi bir gece öksürüğü ile baş edemeyince apar topar farklı bir hastanenin acilinde aldık soluğu ve bal kızıma sakinleşmesi için bir iğne yapıldı, o iğne sayesinde kusmaktan ve öksürmek ten yorulan minik kelebek uykuya daldı ama tabi bize yine gece nöbetleri.Ertesi gün gittiğim ve şuan hala devam ettiğim Zeytin tıp merkezi İshak hocamız bizi önce fırçaladı sonrada kızıma antibiyotiği 8 adet iğne şeklinde verdi , öksürüğün hafiflemesi içinde 2 tane kortizon iğnesi yazdı. İşte o günlerden sonra bizim için doktora gitmek hatta kendi muayene olmasa da beyaz önlük ve sedyeyi aynı anda görmek ciddi krizlere sebep olmakta. Zaten o iğnelerden sonra da yürümeyi ciddi anlamda bıraktı bal kızım onuda gelecek günlerde gideceğim Nöroloji muayenesinden sonra detaylı anlatacağım.

Şimdi önümüzde olan Nöroloji muayenesine aylardır hazırlık yapıyorum biliyorum ki fayda etmeyecek ama  denemekte yarar var. Öncelikle hiç konusunu açmıyorum doktor olaylarının evde hiç bir şekilde doktor, hastahane gibi konular konuşmuyoruz. Birde her yerde okuduğum ve etkili olduğunu söyledikleri doktorculuk oyunu oynuyoruz Masal babası ve bana koldan ve bacaktan şırıngasıyla iğne yapmaktan başka hiç bir şeye katılmasa da büyük bir zevkle iğneyi saplıyor bize.
Arada sırada ağzını kontrol etmeyi deniyorum dişlerine bakalım, diline bakalım gibi oyun vari sözlerle klasik bir şey haline getirmeye çalışıyorum. Birde doktora soracağım soruları yazmaya başladım, çünkü Masal kızın bağrışları ve ağlamaları arasında benim kafamdaki sorular tamamen uçup gidiyor. Birde eğer böyle doktor fobisi olan, doktor görünce fırtınaya dönüşen bir evlada sahipseniz kesinlikle tek başınıza doktora gitmeyin hiç bir şey soramadığınız gibi doktorun anlattıklarından da hiç bir şey anlamıyorsunuz, o nedenle biz ya anneanneyle yada hem anneanne hem babayla gidiyoruz randevulara, Masalın muayenesinin ardından birimiz Masalı kapıp odadan çıkıyoruz diğerimiz doktora soruları rahatlıkla sorup cevapları da dinleyebiliyoruz...

Velhasıl kelam bal böceğini doktora alıştırana kadar çok zorlanacağımız belli ama ben sabır ve tatlı dille her şeyin aşılacağına inanıyorum ve bu doğrultuda da öğrenmeye, araştırmaya devam ediyorum.

Aşağıda yine psikolog tavsiyelerini de bilginize sunuyorum umarım sizlere de yardımcı olur.

Sağlıkla kalın....


MUAYENE KORKUSU NASIL YENİLİR?
Doktor ziyaretlerinin sorunsuz geçmesi ve verimli olması hem bizim hem de sizin karşılıklı arzumuz.  Onların sağlık kontrollerine alışması ömür boyu sağlıklarına sahip çıkmaları için çok önemlidir.   Bazen öyle korkularla gelip, zor bir muayeneden geçiyorlar ki bir daha doktora gelmez izlenimi doğuruyorlar!   Ne kadar az ağlarlarsa o kadar yararlı bir muayeneden geçerler.  
Bakın anne babalar olarak doktor korkusunu azaltmak için neler yapabilirsiniz :

1-  MUAYENE OLACAĞINI SÖYLEMELİ Mİ?
     SÖYLEMEMELİ Mİ?
Çocuğunuzun yaşı ‘gerçekleri paylaşmak’ açısından son derece önemli.  2-3 yaş arasında algılama ve mantıkla yorumlama kabiliyeti çok iyi olmadığından fazla açıklamalar, fazla endişeye o da fazla paniğe neden olmakta.  Küçük çocuklara doktor abla/abinin beklediği, iyi durursa bir sürprizi olduğu söylenebilir.  Aşı konusuna girmeye gerek olmayabilir.  Doktorunuz uygun bir dille aşıyı  açıklayabilir. 
Yalan yok!  Oyuncakçıya gidiyoruz deyip kandırmak ve doktora gitmek onun için büyük bir hayal kırıklığı olur.  ‘ Senin …….  Doktoruna  gideceğiz.  Sonra da istediğin oyuncağı alırız’ mesajı çok daha gerçekçi bir yaklaşım olur.
Sorarsa anlatın; fazla detay korkutabilir.  Sormuyorsa fazla detay onun hayal dünyasında korku filmine dönüşebilir.
DOKTORUN KIZAR!  DOKTOR İĞNE YAPAR!   Terbiye ederken  uyarı olarak doktorları  kesinlikle kullanmayın.  En sık yapılan hata budur!  Çocuğunuzla ilgili diğer kişilerin de bu söylemlerden kaçınmaları gerekir.  Doktor onların ‘İYİ’ olmasını amaç edinmiştir. 

2-  
KILIK KIYAFETİ NASIL OLMALI? 
Rahat açılabilen, kolay çıkan pantolon veya etek.  Örneğin eşofman gibi lastikli bir pantolon.  Dar etek yerine fırfırlı bol bir etek.  Moda olan  dar paça  jeans doktor muayenesi için uygun değildir, yaşı kaç olursa olsun.
Önden açılan ve düğme yerine çıtçıtlı gömlek.  Düğmeleri açma girişiminiz bile çocuğunuzu korkutarak ağlatabilir. 
Boyun girişi dar veya boyunlu kazakları giydirmeyiniz.
Doktor odasına girmeden soğuk günler için çok katlı giydirdiyseniz altını ve üstünü tek kata indirmelisiniz.
Biz doktorların kıyafetine gelince:  Çocuk doktorları beyaz önlük giymez bunun nedeni de ‘beyaz önlük korkusunu’ yaratmamak, onarı ürkütmemektir.
3-  MUAYENE SAATİ NE ZAMAN OLMALI?
Mümkünse gündüz uykusuna denk gelmeyen bir saati tercih edin.  Eğer size uymuyorsa gündüz uykusunu o gün için  biraz erkene alın.
Küçük çocukların okul sonrası muayeneleri yorgun oldukları için daha zor geçer.  Yuvadaysa öğlen arasında muayene edilmesi daha iyidir.


4-  EVDE ‘DOKTORCULUK’ OYNAYIN
  • Çocuklar oyun  kurmaya 1.5 yaşından itibaren başlarlar.  Bu oyunlardan bir tanesi ‘doktorculuk’ olabilir.  Doktor çantası alıp sizi muayene etmesine izin verin.
  • Oyuncağın parçalarını doğru kullanın ki o da muayene sırasında aynı aletleri görüp bağlantı kurabilsin.
  • Evden çıkarken eğer bir ‘güven oyuncağı’ varsa onu da yanınıza alın.  Bu bir paçavra, oyuncak ayı veya ayrılamadığı bir biberonu olabilir
    5-  DOKTORA GİDERKEN’ KİTAPLARI OKUYUN
Muayene ile ilgili bir kitabınız olabilir.  Muayeneden bir gün önce doktorda neler olduğunu okuyup evde canlandırabilirsiniz.  Kitaptaki kahramanın doktorda başına gelenlerin üzerinden geçebilirsiniz.

6-  MUAYENE SIRASINDA NASIL TUTMALISINIZ ?
     Muayene sırasında üzerindeki giysiler tek kata indirilmiş olmalı. 
Nerede olmak istediğini belirleyin.  Muayene masası korkutuyorsa en güvenli yer kucağınızdır. 
Ağlamıyorsa kucağınızda sakin bir şekilde tutup yapılacakları siz de tekrarlayabilirsiniz. 
Onu bir oyuncakla meşgul ederek dikkatini dağıtabilirsiniz.  Yumuşak ve güven dolu sözlerle yabancı bulduğu ortamı ısıtabilirsiniz.
Ancak ağlıyorsa onu sabitleyerek muayeneyi kolaylaştırıp doktorunuza yardımcı olabilirsiniz.  Bunun için kollarının üzerinden kavramanız yeterlidir.  Sadece boğaz muayenesinde kollarının üzerinden bir kolunuzla sabitleyip diğer elinizle de başını ortada tutmalısınız
Sağlık kontrolünden korkmayan çocuklar sağlıklarına önem veren bireyler olarak büyürler.  Anne-babanın ve tüm yakınlarının katkılarıyla doktor korkusu çözülür.  En geç 4 yaşından sonra çocuklar sağlık kontrollerinde  rahat olmaya başlarlar.  Hatta öyle ki, kendilerini  doktor kılığında bile görmeye başlarlar.
                                                                                                                               (Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman)




Devamını Oku »

29 Kasım 2016 Salı

İletişim

29 Kasım 2016 Salı

Mail; 
          esrabayindir@antistravel.com 

          esr_bayindir@hotmail.com
       
          esramasalcihan@gmail.com


Facebook;


Twitter;



İnstagram;


Devamını Oku »

2 Yaş sendromunun tamda ortasında bir kelebek


Masal kızda aslında uzun zamandır olan ama bu ara tavan yapan bir durumla karşı karşıyayız.
Her şeye tutturarak ağlaması, anlamsız haykırışları, durduk yere çığlık atarak bir şey istemesi, sürekli gezmek istemesi, uzanabildiği uzanamadığı her yeri karıştırma, izin vermediğim halde bağımsızlığını kanıtlarcasına gözümün içine baka baka yaptığı yaramazlıkları, su içerken bütün suyu bi anda üstüne dökmesi, uyku saatlerindeki değişiklikler,elindeki oyuncakları atma- fırlatma,  mama saati geldiğinde yemek yemek istememesi ve yemeği görünce öğürmeleri ve daha bir çok hareket.Anladım ki biz büyüyoruz ve anne babaya bir şeyler kanıtlamak istiyoruz. Bununda tıptaki adı 2 Yaş Sendromu...



Bir kaç haftadır bende konu ile ilgili araştırıyorum, okuyorum ve tamamen tüm semptomlara uyan bir kelebekle baş başa olduğumuzu idrak ediyorum. Ebeveynler olarak yapmamız gerekenleri daha dikkatle okuyup anlamaya uygulamaya çalışıyorum umarım bu dönemi rahatlıkla onu da üzmeden atlatacağız.

Araştırmalarımdan öğrendiğim, yapmamız gerekenler;

  • Anne baba olarak bu dönemin psikososyal gelişimde önemli bir basamak ve doğal bir süreç olduğunu bilin, çocuğun davranışlarını normal karşılayın.
  • Çocuğunuz ahlaki ve toplumsal kuralları öğrenmeye henüz hazır değildir. Çok katı kurallarla eğitim ve terbiyeden kaçının.
  • Çocukla inatlaşmayın.
  • Çocuk ısrarla bir şeyi almak ya da yapmak için tutturursa, işin kolayına kaçarak istediğini yapıp, krizi önlemeye çalışmayın. İlginizi ona yoğunlaştırmadan, sakince bekleyin. Olumsuz davranışı bittiğinde ilginizi gösterin, anlayacağı dille neden istediğini yapmadığınızı belirtin. Ağlayarak ya da tepinerek istediği şeyi almasına ya da yaptırmasına asla izin vermeyin.
  • Çocuğa bağırmak, cezalandırmak ya da şiddet uygulamaktan kesinlikle kaçının.
  • İnatlaşan, tutturan, huysuzluk yapan çocuğa temel yaklaşım ilgisini, dikkatini başka yöne çekmektir. 2-3 yaş çocuğunun dikkatini başka yöne çekmek çok kolaydır.
  • Çocuğun tuvalet eğitimi için en uygun zamanı kollayın. Çocuk bunu sözel olarak ve hareketleriyle ifade ediyorsa tuvalet eğitimine başlanabilir. Sırf zamanı geldi diyerek çocuğun hazır olmadığı bir dönemde eğitime başlamak ve tuvalet eğitiminde çocukla inatlaşmak büyük hatadır.
  • 2-3 yaş çocuğu sorgulama dönemindedir. “Bu ne?” “Niye?”, “Neden?” sorularını bıkıp usanmadan size soracaktır. Ne kadar yorgun olursanız olun çocuğun sorularını yanıtsız bırakmayın, terslemeyin. Çok daralırsanız, çok yorgun olduğunuzu, dinlenmeye ihtiyacınız olduğunu, sorularını sonra cevaplayacağınızı söyleyin.
  • 2 yaş dönemindeki çocuklar karanlık, köpek, yılan, gök gürültüsü gibi şeylerden korkarlar. Onların korkularına saygı duyun, gerekli önlemleri alın. “Korkacak bir şey yok” yerine “Ben senin yanındayım, seni korurum” mesajını verin.
  • “Düşersin”, “ Canını acıtırsın”, “Hastalanırsın” gibi uyarılarla çocuğu fazla korkutmanız, cesaretsiz ve güvensiz olmasına yol açabilir.
  • Çocuğa karşı kullandığınız “hayır” ları mümkün olduğunca azaltın. Onun yerine alternatifler sunun. “Dışarısı çok soğuk, dışarıda salıncakta sallanamayız ama odanda oyuncaklarınla oynayabiliriz” gibi.


Sevgiyle...


Devamını Oku »

23 Kasım 2016 Çarşamba

Bağışlanan her organ yeni bir hayattır.....

23 Kasım 2016 Çarşamba


Yıllardır yapmak istediğim, bir türlü fırsat bulamadığım çokta bilgiye sahip olmadığım işlemi sonunda yaptım, Organlarımı bağışladım.

Ben bir çok yanlış bilgiye sahipmişim onu anladım bu işlemi yaparken mesela sadece bir form doldurman gerekiyormuş herhangi bir test vs gerekmiyormuş. Tüm organlarımı bağışlayacağım derdim ancak gerçekten tüm organlarımı bağışlayamadım maalesef çünkü Kol, bacak, saçlı deri, deri gibi seçeneklerde var içinde ve onları bağışlamak içimden gelmedi daha doğrusu benim bir Kızım var ve beni olur da öyle görürse diye korktum. O yüzden Kalp,  Kalp kapağı, Böbrek, Karaciğer, Akciğer, Pankreas, İnce Barsak, Kornea ve Uterus 'bağışı yaptım.

Bence her insan yapmalı, hayat kurtarmak, birine şifa olmak öldükten sonra da dua almak çok güzel bir şey.Ben Yalova Atakent hastahanesi 'nden gerçekleştirdim işlemi ve hemen kartımı alıp cüzdanıma koydum.

Organ bağışı ile ilgili öğrenmek istediğiniz her türlü bilgiyi hastahanelerden ve TÜRKİYE ORGAN BAĞIŞI VAKFI 'ndan alabilirsiniz.



Sağlıkla kalın....
Devamını Oku »

Masal'ın kıyafet seçimi

Kızıma alışveriş o doğduğundan beri en sevdiğim şeylerden biri benim için. Daha küçükken bebek mağazalarından çıkamayan her kıyafeti kombinleyip, birde mutlaka ona uygun ayakkabı, mama önlüğü ve şapka alan bir manyaktım. Kızımın biraz daha büyümesi ve artık ortopedik ayakkabı giymeye başlamasıyla ayakkabı alışverişimiz  kısıtlandı ama kıyafet alışverişimiz tam gaz devam ediyor.


Masal doğmadan önce, genç kızlığımda dahil olmak üzere deli misali o mağaza senin bu mağaza benim alışveriş çılgınlığım hep vardı. Aynı şekilde ayakkabı ve çanta kombinlerim kendimde de vardı ama insan anne olunca ve kız çocuğa sahip olunca her şeyi ona almak istiyormuş anladım. Annem de bayramlarda 3 ümüzü de baştan aşağı giydirir kendi ya bi üst ya bir ayakkabı alır dönerdi demek ki annelik iç güdüsü bu işler.


Kızıma alışveriş yaparken etekler, bluzlar  gibi kokoş şeylerde alıyorum ancak daha çok oyun oynarken, yerlerde yuvarlanırken rahat edebileceği şeyler tercih ediyorum.Zaman zaman erkek çocuğu gibi giydiriyorsun diyenler olsa da kızımın rahatı insanların düşündüklerinden çok daha önemli.Bende tüm yaşamım boyunca güzel olmak adına kadınların çektikleri çileye karşı olduğumdan kızıma da bu yönde alışverişler yapıyorum. Rengarenk şeyler de tercih ediyorum gri,siyah ve tonlarını da tercih ediyorum. Birde en karşı olduğum konu var ki bebeklerini genç kızlar gibi giydiren anneler, kesinlikle böyle bir şey tercih etmiyorum ve etmeyeceğim onlar daha çok küçük ileride zaten yaşlarına uygun giyinecekler, makyajlarını yapacaklar gereksiz geliyor bana.



İş yerime gelen ailelerin çoğuna bakıyorum da ojeler, süsler püsler çocukları masumiyetten çıkaran, gereksiz bir şey geliyor bana, yapmayın ileride zaten fazlasını yapacaklar bırakın bebekliklerini, çocukluklarını çocuk gibi yaşasınlar.



Devamını Oku »

19 Kasım 2016 Cumartesi

Vichy Ideal Soleil Lait Enfant SPF 50+ 300 ml Çocuklar İçin Güneş Koruyucu Yüz ve Vücut Sütü

19 Kasım 2016 Cumartesi

Masal'ın çok hassas cildinden bahsetmiştim daha önce, bu nedenle geçen yaz başında beni bir telaş aldı.Güneş ışınlarınlarından gezmeyi çok seven kızımı nasıl koruyacağım. Araştırmadığım güneş kremi, koruyucular, güneş sonrası kremler kalmadı diyebilirim.


Vichy bunların içinde en beğendiğim güneş koruyucu krem oldu. Bir kere Mexoryl ve mineral birleşimiyle UV ışınlarına karşı bir filtre görevi görüyor. Parfüm ve Paraben içermiyor ki bu benim için çok önemli. En dikkat ettiğim özelliği de Hipoalerjenik olması ve gözleri irite etmemesi. Bir de bu kremi aldığımda öğrendiğim Nankomedojenik olması da ayrı bir özellikmiş yani gözenekleri kapatmayan bir krem. Güneşe çıkmadan hemen önce sürdüğüm kremin dokusu akışkan ve kolay uygulanıyor çünkü kıpır kıpır ve dokunulmaktan çok hoşlanmayan kızım sevmiyor böyle işlemleri.. Kum da oynarken kumlar vucudumuza yapışıp bizi sinirlendirmiyor, ve suya da dayanıklı ama tabi ki krem sürme işlemimizi havuz ve denizden sonra tekrarlıyoruz.

Detaylı bilgi için;  http://www.vichy.com.tr/solaires/Y%C3%9CKSEK-KORUMALI-V%C3%9CCUT-VE-Y%C3%9CZ-S%C3%9CT%C3%9C-gunes-korumasi-UV-isinlari-UVA-UVB/p6208.aspx



Devamını Oku »

18 Kasım 2016 Cuma

Deli

18 Kasım 2016 Cuma

Daha önce yazdığım Şurimşine ve Şurina 'nın yazarı Gülsen Kılıçaslan 'ın kitabı 'Deli' kesinlikle okunması gereken bir kitap. Ben hayatımda ilk defa bir kitabı okurken ağladım.Benim duygusal anıma mı geldi bilemiyorum ama hüngür hüngür ağladım. Aşk romanı severlere yeni tavsiyem mutlaka okuyun...

Sevgiler.....
                                         





Devamını Oku »

17 Kasım 2016 Perşembe

17 Kasım Dünya Prematüre günü...

17 Kasım 2016 Perşembe
Meleğim, aşkım kızımın günü bugün, 2 yıl önce tanıştığımız prematüreliğin bugün gününü kutluyoruz.

Prematüre annesi olmak çok farklı bir şey çünkü öncelikle 1- 0 yenik başlıyorsun hayata bebeğinle, herkes bebeğini doğumdan bir kaç saat sonra kucağına alırken sen günlerce, aylarca bekliyorsun.Herkes bebeğini hemen emzirmeye başlarken sen süt sağma makinaları ile ağlaya ağlaya süt sağıp bebeğine şifa olsun diye dualar ediyorsun, herkes bebeğinin kokusunu koklarken sen yoğun bakımdaki dezenfektan kokusunu onun kokusu diye ciğerlerine çekiyorsun. Herkes hastahane odası süsler ziyaretçi beklerken sen hiç kimse gelmesin istiyorsun. Anne adayları aylar öncesinden alışverişlere başlarken sen evde bi kaç parça bebek eşyası olmadan doğuma alınırsın çünkü daha çok zamanın  vardır ve kafanda planların vardır.Herkes her yerde bebeğinden bahsedip mutlu  olurken sen arayanlarla konuşmak bile istemezsin. Sosyal medyada doğum fotoğrafları, bebek resimleri paylaşılır sen bebeğinin resmini gizli gizli çekersin yoğun bakımda, ki eve döndüğümde bakabileyim dersin.Çok bilirim o elimdeki dezenfektan kokusunu koklayıp, telefonumun ekranını öptüğüm, yüzünü bedenini sevdiğim resimleri. Hala hastahaneye bebek ziyaretine gittiğimde bir düğüm oturur boğazıma, nefes bile almak zor gelir o anlarda....

Daha bu liste uzar gider ama Rabbime binlerce kez şükürler olsun sapa sağlam bi çocuk bahşetti bana. Kokusuna doyamadığım, yüzüne bakmaya kıyamadığım, ömrümü ömrüne hiç düşünmeden adayacağım Allah'ım dualarımı dileklerimi kabul etti bizi kavuşturdu, umarım tüm kuvöz yolu bekleyen annelerimiz bebeklerine sağlıkla kavuşur.  Rabbim kimseyi evladıyla sınamasın.

Can kızım, Bal kızım, Benim minik mercimeğim iyi ki benimsin, iyi ki varsın, günün kutlu olsun annecim.....

12.08.2014  Masal 2 günlük...

Devamını Oku »

15 Kasım 2016 Salı

Otri bebe

15 Kasım 2016 Salı

Masal daha hastanedeyken bir arkadaşımda görmüştüm bu aleti, başta o nedir ya ne alaka dedim ama inanılmaz güzel ve kullanışlı olduğunu  anlamam uzun sürmedi.

Masalın ufak doğuşu, hastane ortamından sonra eve gelişi ile sık sık burnumuz tıkandı bir dönem ve bizde hemen denemeye başladık, öncesinde biraz serum fizyolojik damlatıp sıvılaşmasını sağladığım goduşlarımızı kolayca temizliyorduk.Ama sonra doktorumuz Selçuk bey bize çok fazla kullanımda burundaki kılcal damarlara zarar verebileceğini anlattı, bizde artık bunu sadece hastalandığımızda kullandık.

Amma şuan Masal kesinlikle bunu kullanmama izin vermiyor, ne kadar burnu tıkalı olursa olsun otriyi görünce ağlamaya ve kaçmaya başlıyor bende zorla hiç bir şey yaptırmadığım için yapmıyorum sadece burnuna damla damlatıp kendi kendine akmasını bekliyorum.

Sağlıkla....





Devamını Oku »

Hastayız

Havaların soğumasıyla birlikte Bal Kızım öksürmeye başladı, önce hapşuruk ve biraz burun akıntısı başlamış gün içinde anneannesinde gece öksürükten ne kendisi uyudu ne bizi uyuttu ve tabi ki istifraları başladı.Cumartesi sabahı hemen doktorumuz da aldık soluğu.

Masal bebekliğinden beri çok güldüğünde, ağladığında veya öksürdüğünde hemen istifra eder doktorlarımıza danıştık bu konuyla ilgili ancak bilerek yaptığını söylüyorlar, çünkü bunların hiç biri yokken bile mama gördüğünde yemek istemiyorsa öğürmeye başlıyor minik fare.

 Doktorumuzun teşhisi Kurup 'tu bu sefer, bir kere daha olmuştuk biz bu kurupu :) Antibyotiğe gerek kalmadan Mukoral ve Aferin verdi doktorumuz. Ve tabi ki her zaman kullandığımız Ventolin ve pulmikort tedavisine başladı.Masal hastalandığı ilk günden beri her seferinde kullanıyor bu ilaçları ve en tıkanık zamanlarımızda uyuyamazken hava makinesiyle bu ilaçları kullandığımızda rahatlıyor. Neyse ki bu sefer 2 günde atlattık öksürüğümüzü şuan ilaçlarımıza devam ediyoruz, bir iki güne onları da bitireceğiz. Hep söylüyorum hep söyleyeceğim çocuklar hasta olmasın.........

Sağlıklı günlere.. :)


Devamını Oku »

14 Kasım 2016 Pazartesi

Kelebeği güçlendirme çabaları....

14 Kasım 2016 Pazartesi



Masal hanımın sık sık gribe yakalanması ve bağışıklığımızın da çok düşük olması sebebiyle doktorumuz bize immuzing şurup önerdi geçen yıl.
Kış başı başlayıp Mayıs ayına kadar kullandık bence faydası var masal bunu kullanınca hastalanmıyor mu tabi ki hastalanıyor ama iştahı artıyor ve gribi daha kolay atlatıyor. Kesinlikle doktorunuza danışmadan kullanmayın.



İmmuzinc Şurup

İmmuzinc şurup, çinko, mürver, propolis ve C vitamininden oluşan şuruptur. Vücudun enfeksiyon ve diğer dış etkenlere karşı bağışıklığı güçlendirmede kullanılır. İçinde bulunan çinko maddesiyle büyümede gecikme, saç dökülmesi ile seksüel olgunlaşmada gecikmeyi önlerken, mürver ve propolis maddeleriyle de nezle ve gribe karşı antibiyotik özelliği göstermektedir. Bitkisel bir ilaç olduğu için doktor kontrolünde kullanılması gerekir.


İmmuzinc şurup hakkında bilinmesi gereken özellikler
  • İlacın yapımında kullanılan maddelerden herhangi birine alerjiniz bulunmaktaysa ilacı kullanmamanız gerekir.
  • Hamilelik ve emzirme durumunda doktora danışılmadan kullanılmamalıdır.
  • Bitkisel bir ilaç olduğundan kullanırken doktor tavsiyesi ile almanız ve dozunuzu doktor kontrolünde almanız gerekir.
  • Eğer astım hastalığınız varsa bu ilacı kullanmadan doktorunuza bildirmeniz gerekir. Bu durumda ilaç kullanımı size faydalı olmayabilir ve ilacın kullanım dozu hastalığınıza göre derecelendirilir veya özel gözetim altında tutulmaya ihtiyaç duyabilirsiniz.
İmmuzinc Şurup Kullanış şekli
  • İlacın kullanımı doktor tarafından  gözetilmeli ve verilen derecesi kadar kullanılmalıdır.
  • Şurup her kullanımdan önce mutlaka çalkalanmalıdır
    • Dibinde tortu kalırsa bunu herhangi bir şekilde sorun etmemek gerekir.
    • Her kullanım için ölçüm kaşığı kullanmanız tavsiye edilir. Eğer ölçüm kaşığın yoksa eczacıdan temin edebilirsiniz.
    • Unuttuğunuz bir doz varsa hatırladığınız an bu dozu alabilirsiniz. Eğer diğer dozun kullanım zamanında hatırlarsanız unuttuğunuz dozu almayabilirsiniz.
    İmmuzinc Şurup İlacın yan etkileri
    • Alerjik reaksiyon belirtileri 
    • Nefes alıp vermede bozukluk
    • Dil, dudak, yüz ve boğazda şişkinlik
    • Mide ağrısı ve kurdeşen
    Genellikle çocuklarda görülen bağışıklık sistemi ile ilgili hastalıklarda kullanılmaktadır. İçinde kendine has aroması ve kokusu bulunmaktadır. Fazla doz alımında  acil bir servise başvurmanız tavsiye edilir. Ayrıca başka ilaçlar ile etkileşimi mümkündür. Bu nedenle hekiminize kullandığınız reçeteli ve reçetesiz  ilaçlar, kullandığınız diğer alternatif tıp metotları hakkında bilgi vermeniz gerekmektedir. Doktorunuza danışmadan başka bir ilaç kullanmamanız tavsiye edilir.

    Hangi koşullarda muhafaza edilmelidir?

    İlacı oda sıcaklığında;sıcaktan ve nemden uzak olacak şekilde saklayınız. İlacın kapağı açıldıktan sonra buzdolabında muhafaza etmeniz gerekmektedir.

Devamını Oku »

12 Kasım 2016 Cumartesi

Şurina....

12 Kasım 2016 Cumartesi

Evet önceki postlarda da söylediğim gibi Şurimşine'nin 2. kitabına başladım ve iki akşamda bitirdim.Ben bayıla bayıla elimden bırakmadan okudum. Aşkı, tutkuyu, sadakati ve gerçek adamlığı anlatan çok güzel bir kitap tekrar yazarını tebrik ediyorum.Aşk romanı severlere duyurulur...




Devamını Oku »

10 Kasım 2016 Perşembe

Aşkların en güzeline....

10 Kasım 2016 Perşembe

Hayat arkadaşım, seçtiğim hayatım, bugünüm, yarınım can kocam. Şansım, bahtım, yolum, yol arkadaşım, sırdaşım, en iyi arkadaşım.....

Aşk nedir dediklerinde ilk aklıma gelenim, sol yanım, kalbim, nefesim, ömrüm iyi ki çıkarmış Rabbim seni karşıma, iyi ki tanımışım seni...

Merhametine, samimiyetine, sevgisine, duruşuna, bakışına aşık olduğum adam iyi ki doğdun, iyi ki varsın iyi ki beni bulmuşsun kızımın babası.Dün,bugün ve yarın hep aşk aşka, hep el ele, hep göz göze olmak dileği ile Seni çok bi çok seviyorum Masal kahramanım...

Seninle her şey mümkün, seninle her şey olması gerektiği gibi şükür sebebim.

Devamını Oku »

Kasım güzeldir 10. günü olmasa.....



Çok fazla söze gerek yok aslında iyi ki Türk'üm, iyi ki Mustafa Kemal Atatürk'ün torunuyum. Bir kadın olarak sana çok şey borçluyum yaptığın devrimlere, kadınlara verdiğin önem ve değere teşekkürler Atam. 


Devamını Oku »

Şurimşine



Hayatımda ilk defa bir kitabı 2 gece de bitirdim. İnanılmaz bir kitap olmuş gerçekten bayıldım.Aşk romanı severlere bayılabilecekleri bir aşk romanı tavsiye ediyorum. Şurimşine Lazcada canımın içi demekmiş Nemesis yayınlarından çıkmış Gülsen Kılıçaslan'ın kitabı  her anını gözümde canlandırabildiğim, roman kahramanlarının ruh halini yaşayabildiğim çok akıcı, sürükleyici yazılmış bir hikaye.Kitabın konusundan bahsetmek istemiyorum çünkü kesinlikle okunması gereken bir kitap, hayat gerçekten tesadüflerden ibaret, ya Sina Deniz le karşılaşmasaydı.....  Tebrik ediyorum Gülsen hanım'ı ellerinize, hayal gücünüze sağlık 2. kitaba bu gece başlıyorum bu aşkın sonunu çok ama çok merak ediyorum...

Devamını Oku »

Uçtu uçtu Demir ve Sare' nin 40 'ı uçtu......



Geçen cumartesi evimizi cennet kokuttu bu iki melek, Demir in halası Sare'nin de teyzesi olarak can dostlarımızı ağırladık. Masal tabi ki bebeklerle pek ilgilenmedi ama Hiranur ablamızla çoştu yine.

 Uzun zamandır onların hamilelikleri, doğumları, Masal hasta oldu derken ne çok konu birikmiş, çok keyifli bir gece geçirdik hep birlikte. Kuzularımın 40  sepetlerine de anneleri bayıldı , bende mutluluktan uçtum tabi ki.

Upuzun sağlıklı nice 40 günleriniz, 40 yıllarınız olsun çocuklar, evimizi güzelleştirdiniz teşekkür ederiz.
Sevgiyle.....



Demir bebeğin sepeti
Zeynep Sare'nin sepeti




Devamını Oku »

5 Kasım 2016 Cumartesi

Masal's Bro

5 Kasım 2016 Cumartesi


Geçtiğimiz ay halamızın yeni bebişi oldu ve Masal hanım 2. kez abla oldu.Masal yapısı gereği midir yoksa bu yaşta ki çocuklar böyle midir bilmiyorum ama kendinden küçüklerle pek ilgilenmiyor. Bizi en çok güldüren, oynatan rüzgar abimiz şuanda favorimiz, ileri de bir araya geldiklerinde muhteşem 4'lü olarak neler yapacaklar bilinmez ama ben kızımın 3 tane aslan parçası kardeşi olduğu için çok mutluyum.Ömrünüz, bahtınız, şansınız hep çok güzel olsun çocuklar hepinizi ayrı ayrı çok bi çok seviyoruz.

 Ege -  Rüzgar -  Arda 

Devamını Oku »

Pişik sorunsalı


Masal hassas cilde sahip, en ufak bir dokunuşla vücudu kızaran bir bebek.Doğduğundan beri bir çok kez pişik oldu bir sürü kremler, pudralar denememe rağmen önüne geçemedim.En son eczacımın tavsiyesiyle hem koruyucu hemde kimyasal olmayan bu kremi denedim ve  Masal'ın sürekli pişmesinden eser kalmadı. Aslında bize yoğun bakım doktorumuz bir karışım önerdi içindeki maddeler le çok benzer oda çok etkili ileri ki günlerde onu da paylaşacağım. O karışımı inatçı ve geçmeyen pişiklerde kullanıyorum.Neyse gelelim Sudocrem 'e, sudocrem yoğun kıvamlı kokusu da pudramsı bir krem.Sadece pişik özellikli değil daha bir çok anlamda kullanımı varmış, ben henüz başka amaçla denemedim ama kısa zamanda deneyip, tecrübelerimi yazacağım.

*ufak kesiklerde
*Egzamada
*Yatak yaralarında
*Güneş yanıklarında





Sevgiyle kalın.....


Devamını Oku »

3 Kasım 2016 Perşembe

Masal kızın odası

3 Kasım 2016 Perşembe

Bal bebeğimin odasını bir çok anne gibi doğumdan önce planlayamadım ben. Masal'ın erkenden gelişi, kuvöz maceramız, anneanne evinde kalmamız derken neredeyse 4   aylıkken odamızı hazırlamak aklımıza geldi.

Odamızı Çetin dedemiz ile birlikte İnegöl'den aldık.Benim modelim belliydi aslında düz beyaz Country tarzı bir şey istiyordum.Bütün mağazaları gezmeme rağmen tabi ki ilk gördüğümü beğenip aldım.Ben çok çocuk odası tarzı düşünmedim genç kız odası gibi bir şey hayal ettiğimden bu tarzda seçimler yaptım.

Gardırobumuz 2,5 kapılı 3 çekmeceli  orta bölüm askılardan alt ve üstte birer raf olacak şekilde tasarlanmış.yarım olan kapakta da 3 raf mevcut. bana göre gayet kullanışlı ama ileride daha büyük bir dolaba ihtiyacımız olacak sanırım.

Bu takımı beğenmem deki asıl sebep işte bu konsol.Tam anlamıyla bayıldım. 3 çekmecesi ve dolabının içindeki 2 rafıyla tam bizlik.:)


Yatağımızı da hep büyüdüğünde kullanabileceği türden istedim.Çünkü ileride mobilyanın tarzına uydurmak zor olacaktı.Birde bu yatağı alırken öğrendim ki bu yatak büyüdüğünde yani beşik özelliğini kaybettiğinde şuanda kafes olan bölüm çalışma masası oluyormuş  yanda gözüken dolabı da şifoniyer olduğunda  genç kız odamızda hazır olacak.

Ben emzirme koltuğu gibi bir şeyi çok gereksiz buluyorum bu nedenle böyle bir koltuk tercih ettim, ileride yatağının yanına veya şifoniyerin önünde kullanabilsin istedim minik tırtılım...

Gelelim aksesuarlarımıza, yazımın başında da dediğim gibi ana tema genç kız odası olunca çok ayıcıklı, çiçekli, böcekli şeyler kullanmıyorum. Bu askıda evlenirken anneannemden çaldığım bir askı aslında koyu kahve rengiydi ama ellerimle 3 kat boya geçerek beyaz yaptım.Üzerine de 2 yaş doğum günü tütüsünü koydum :)

Bizim evin en büyük aksesuarları resimlerdir, anılar, fotoğraflar çok önemlidir bizce, bu nedenle kızımızın odasında da film şeridinde  doğumundan hastane çıkışına kadar olan farklı zamanlardan resimleri var.



 

Avizemiz, masa üstü gece lambamız ve tüllerimiz de babaannemizin hediyesi.....



Mobilyalarımız beyaz, duvarlarımız pembe bizde halı seçimimizi pembeden yana kullandık.
Ve tabi ki  evimizin en büyük aksesuarı bal kızımız....



Masal kız çok minik olduğundan  ilk zamanlar için böyle bir beşik aldı bize anneannemiz, neredeyse 1 yaşına kadar bu prenses yatağında,yatağımızın hemen yanında uyudu.
Bebeğime anneannesi baktığı için ve öğlen uykularında anneanne yatağında yatmak büyüdükçe tehlikeli olduğundan  birde park yatak edindik :) 


Devamını Oku »

27 Ekim 2016 Perşembe

Hayat'tan....

27 Ekim 2016 Perşembe

Canımın içi, hayat çok garip bir yer, büyüdükçe anlayacağın yaşayarak öğreneceğin bir çok şey var.Her zaman yanında olacağım ancak olamayacağım, olmamı istemediğin zamanlarda olacak bal kızım o yüzden annenden sana kısa notlar;

Allah bizi her zaman ihtiyacımız olan yada istediğimiz insanlarla karşılaştırmaz, bazen bize acı veren,inciten, terk eden insanlarla karşılaştırır derin bir nefes al kızım ve şükret, şükret ki bu insanlar senin sen olabilmene yardım edecek insanlar.

Kendine yetmeyi bil, sımsıkı bas ayaklarını yere her zaman başın dik olsun, çünkü sen bir tanesin, ve kimsenin seni ezmesine , kullanmasına, izin verme.

Her duyduğun ' Seni Seviyorum' a inanma, ama herkesi de karaktersiz sanma.Gidenlerin peşini bırak.Seni sevmeyeni hayatına da kalbine de koyma.Birinin seni sevmesiyle mutlu ol, çok mutlu ol ama onun sevgisine muhtaç olma, ve kimsenin yokluğundan korkma.

Kendinle yüzleşmekten korkma, kendinle barışık ol.Ve her zaman herkesten önce kendine ve vicdanına güven.Vicdanlı ol güzel kızım, insana, hayvana, doğaya herkese ve her şeye karşı vicdanlı ol.

Herkes ile arkadaş ol, herkes ile barışık ol ama gerçek dostlarının kıymetini bil, insan dostlarıyla yaşar.

Hayat sana acı dersler verecektir ancak sınırlarını belirlemeyi öğrenirsen ufak zararlar ile ayağa kalkmayı öğrenirsin kızım.Böylelikle kötü insanları tanıman ve onlardan uzak durman gerektiğini öğreneceksin.

Sende ilk zamanlar çok fazla zamanın olduğunu ve sağlığının hiç bozulmayacağını düşünebilirsin ancak zamanını çok dikkatli kullan ve sağlığına dikkat et.

Bir yerde huzursuzsan orada kalma kızım, vazgeçmeyi bil, gitmeyi öğren.Kendinden çok başkalarını önemseme önce sen annecim.Sevmediğin ve hoşlanmadığın hiç bir şeyi hatır için yapma.

Ve en önemlisi seni ölüme bile götürse asla doğruluktan ayrılma,doğru söylemek, doğru iş yapmak, doğru insan olmak çok önemli annecim.Hayatına yalancıları sokma bir kere yalan söyleyen hep söyleyecektir çünkü.

Yokluğunun fark edilmediği, varlığına değer verilmediği,başkalarının senden daha çok önemsendiği yüzünün gülmediği yerleri ve insanları sahiplenme sakın.Sadece başkalarının hayatlarını kolaylaştırmak için varsan, ve sadece senin fedakarlıkların sonunda güzel sözler duyuyorsa kulakların,yani yaptıklarınla takdir ediliyor, yapmadıkların ile eleştiriliyorsan eğer, işte o zaman sessizce kır zincirlerini topla yüreğini ve tüm acılara elveda de.Çünkü ne senden bir tane daha var nede yaşayacağın ömürden.

Çok şey bilmene gerek yok bu hayatta annecim, sevginin, fedakarlığın, değerin, sevilmenin, emeğin, kıymet vermenin ne demek olduğunu bil yeter. Ve sana bunları bilerek yaklaşan insanları fark et ve sıkıca sarıl...

Gözüne yaş,ayağına taş, yüreğine telaş değmesin İnşallah yavrum.....








Devamını Oku »

24 Ekim 2016 Pazartesi

Masalımızın kahramanı.....

24 Ekim 2016 Pazartesi


Daha önce söz verdiğim gibi canım kızım bu postta sana Babanı anlatacağım. Biz kendisine Masal Kahramanı diyoruz kendi aramızda. (Sen doğduktan sonra)

Babanla biz 2008  Haziran dan beri birlikte nefes alıyoruz. Allah yokluğunu göstermesin bana  yıllardır çekiyor kahrımı :)Sende öğreneceksin ben birazcık zor insanım, ama baban kadar değil.:)

Senin varlığını öğrendiğinde telefonda ki sesini hiç unutmuyorum, çok heyecanlanmıştı, ağlamaklı bir sesle konuştu benimle ve cinsiyetini öğrendiği anda adını Masal koydu babacığın. Senin bedenimde olduğunu öğrendikten sonrada anneni hiç yormadı, ne derse yaptı, ne isterse aldı, evi temizledi, yemek yaptı, çamaşır astı kısacası ne kadar ev işi varsa elleri ile yaptı.Çoğu akşam yemeğimizi o hazırladı, kızının canı ne çektiyse onu yaptı.

Sonrasında malum doğum hikayemizde büyük rol oynadı baban, tansiyonumun yükseldiğini o fark etti bütün gece başımda bekleyip belli aralıklarla tansiyonumu ölçtü, hastanede bir an olsun elimi bırakmadı, beni yoğun bakıma aldıklarında kapıdan bir saniye ayrılmadı.Ben ameliyata girerken elimi bir saniye bırakmadı, çıktığımda yine kapıda karşılayıp ellerimi tutup alnımdan öptü kızımız çok güzel aynı sana benziyor dedi gözleri buğulu, suratı kıpkırmızı. Seni ilk gören de babandı, resmini çekip getirdi bak kızımıza diye... Hastanede minicik koltukta sabahladı kaç gece, seni görmeye geldiğimizde ertesi gün omzuma başını dayayıp hıçkırıklara boğuldu baban. Ben ilk defa onu orada ağlarken gördüm kızım, küvözünün başında hıçkıra hıçkıra ağladı. Ben yerimden kıpırdayamadığım zamanlarda sana süt taşıdı baban annecim.Yoğun bakımda seni emzirmeye geldiğimde benim kucağımdayken babanın elini tutmuştun sımsıkı orada başladı sizin aşkınız can kızım.Baban sana tam 61 gün sonra dokunabildi. Benim yaşadığım tüm zorlu süreçlerde baban tam yanımda, sana hasretiyle başa çıkmaya çalışırken birde beni avuttu güzel kızım,.Eve ilk geldiğinde kulağına ezanla adını okuyanda babandı, geceleri sana bir şey  olmasın diye anneannenle nöbet değiştirip sabahlara kadar uyanık duranda babandı annecim.

Baban etrafında göreceğin babalardan biraz farklı  (çok pimpirik kendisi) Senin herbişeyine müdahale eder mesela terlediğini, acıktığını, susadığını, uykunun geldiğini, gezmek istediğini her şeyini ama her şeyini bilir. Hala hastalandığında anneanneni gün içinde 30 sefer arar. Seni doktora götürdüğüm zamanlarda (iş dolayısıyla gelemediği zamanlarda) doktordan çıkınca arayacağım dememe rağmen mutlaka arar dayanamaz.Hasta olduğun gecelerde başında bekler, hele de ateşin varsa dereceyi elinden bırakmaz, saniye arayla ateşini ölçer. Bütün yaramazlıklarına ortak olur, sana asla kızamaz en büyük kızma cümlesi anneni çağırıyorum dur. Bir yeri karıştırmana, bir şeyi dökmene, üstünü başını pisletmene asla kızmaz tam tersi hepsine kendisi izin verir.

Çok pimpiriktir diyorum çünkü baban asla dışarıda uyumana izin vermez, biz nerede olursak olalım uyku saatinde evde olmamız gerekir bu nedenle, sayılıdır senin bebek arabanda veya misafirlikte uyuduğun zamanlar. Yemek saatini asla atlamaz mesela nerede ne şartta olursak olalım ne yemen gerektiğini bilir, bulur, alır. Bütün hayvanlara dokunmana, sevmene izin verir benim aksime.Elinden tutup saatlerce yorulmadan gezdirir, yaptığın hayali yemekleri yer, seninle sıkılmadan oyunlar oynar kızım senin baban.Daha belki de aklıma gelmeyen bir sürü şey......

Can kızım, bal kızım baban çok büyük kalpli, benim her anımda, her derdimde, sevincimde yanımda olan bir adam. Merhametli, yüce gönüllü, eli açık, dürüst adam gibi bir adam annecim. Senin gözünün içine bakan, bir gülüşüne ömrünü verebilecek biri o annecim.Senin rahatın için saatlerce sırf sen omzunda uyuyorsun diye kıpırdamazdı oturduğu yerden. Değerini bil annecim babanın, annenin ve tüm aile büyüklerinin. Hepimiz seni çok ama çok seviyoruz canım kızım iyi ki geldin, safalar getirdin meleğim......














Devamını Oku »

22 Ekim 2016 Cumartesi

Çocuklar her zaman herkese kendini sevdirmek zorunda değil, siz de her gördüğünüz çocuğu sevmek zorunda değilsiniz.

22 Ekim 2016 Cumartesi


Aklım almıyor bir türlü, nasıl insanlar olduk,nasıl bir hayatın içindeyiz gerçekten anlayamıyorum.
Biz eskiden gece 12 lere kadar sokakta oynayan, susayınca komşumuzun ziline basar evdeki amca teyze herkimse suyumuzu ister içer dönerdik yine oyunumuza. Mahallemizdeki amcalar,teyzeler pazardan dönerken bize de aldıklarından ikram eder bizde seve seve alır yerdik. Annelerimiz evde işlerini yapar, biz kendi başımıza saatlerce oynardık sokakta.
Ben mahallede büyüdüm ve aynı şekilde 2 kız kardeşim de, hatırlıyorum Beyza sokaktan eve gelmek bilmez annem on kere balkona çıkar eve çağırırdı. Hiç korkmazdık komşularımızdan evet kimsenin evine gitmemize izin verilmezdi ama uzak durun ondan, onula konuşmayın falan demezdi annelerimiz.Aksine yaşlılara yardım edin kızım, elinde poşet görürseniz taşıyın annecim derdi hep. Mahallemizdeki yaşlılar para verir ekmek alın derdi gider alırdık evlerine götürür dönerdik.

Ama şimdi bir çocuk sahibi olarak konuşuyorum; asla böyle şeylere izin veremem. Dün akşam haberleri izlerken tutamadım kendimi hıçkıra hıçkıra ağladım yanımda oturan evladıma sarılıp sarılıp ağladım.Irmak bebek yaktı beni de daha süt kokan teniyle, minicik elleriyle sesini bile çıkartamadan pislik, adi,şerefsiz bir adamın pis ellerinde can verdi Melek Irmak. Kamera kayıtlarını gösterdiler çöpe atıp geri alıyor falan  o çuvalı gördükçe ağladım. Sen pamuklara sar büyüt evladını şerefsizin biri yok  yapamayacağım daha fazla düşünemiyorum canım yanıyor, içim acıyor gerçekten Allah'ım en ağır cezalarıyla cezalandırsın seni, bunun hesabını ne burada ne öbür  tarafta vereme inşallah.

Benim kızım şuan 2 yaşında ve halk arasında YABANİ denilen tarzda bir çocuk ve inanın o kadar seviniyorum ki böyle olmasına anlatamam umarım hep böyle kalır. İstediğiniz gibi yargılayın 'Ay ne kadar soğuk bir çocuk' deyin inanın çok mutlu oluyorum. Hiç bir şekilde zorlamıyorum onu git annecim, öp annecim demiyorum asla da demeyeceğim. Çocuklar her zaman herkese kendini sevdirmek zorunda değil, siz de her gördüğünüz çocuğu sevmek zorunda değilsiniz.

Yavrum, canım kızım sana hatıra kalsın istediğim bir yerde buları yazmak böyle şeylerden bahsetmek istemezdim güzel yavrum.Ama ben bir anneyim başkasının evladıyla bu kadar hırpalanıyorken bazı şeyleri düşünmek bile canımı yakarken yazmadan geçemedim.

Can kızım hayatının hiç bir döneminde hiç kimsenin senin özeline, özel alanına giremeyeceğini sakın unutma.Sen istemediğin sürece hiç kimsenin seni öpmesine,sana dokunmasına izin vermek zorunda değilsin. Hoşlanmadığın bir hareket veya söz duyduğunda avazın çıktığı kadar bağırabilirsin annecim, Ve hayatının her döneminde istemediğin bir şey yapman isteniyorsa bunu ben bile söylesem HAYIR diyebilirsin annecim hayır demek en büyük ve en özel hakkın.
Hiç bir zaman annen,baban,teyzelerin, anneannen, babaannen, dedelerin dışında hiç kimseden  sana ikram edilen hiçbir şeyi alma canın  ne istiyorsa söyle annen alır bebeğim.Eğer benim veya babanın seni çağırdığı söylenirse gitme annecim ben sana mutlaka kendim söylerim böyle bir şeyi ve mutlaka gelip alırım seni güzel kızım Kim olursa olsun,her ne sebeple olursa olsun hiç kimsenin evine gitme annecim, hiç kimseden korkma annecim sana bizden başka hiç kimse ceza veremez, kızamaz annecim ileri de bu öğretmenlerin bile olsa. Hiç kimse ile bu çok çok yakınımız bile olsa kesinlikle tuvalete gitme annecim, hiç kimsenin yanında soyunup,giyinme annecim.Toplu taşıma aralarında kesinlikle hiç kimsenin kucağına oturma annecim,büyüdüğünde ve tek başına seyahat ettiğin zamanlarda çok dikkat etmelisin kızım yanlış bir hareket sezdiğinde ne kadar kalabalık olursa olsun susma annecim. Ve canım kızım  bu hayatta hiç bir zaman hiç kimseye güvenme, çünkü ben sen doğduğundan beri kendime bile güvenimi sorguluyorum bebeğim.

 Unutma ki ben her zaman senin yanındayım bal kızım ve ne olursa olsun bana her şeyi anlat aşkım ben senin için yaşıyorum ve böyle bir durumda asla sana kızmam aksine senin rahatın ve huzurun için her şeyi yaparım bebeğim. Ve seni her zaman önemsiyorum bunu sakın unutma annecim.Seni çok seviyorum.



Devamını Oku »

21 Ekim 2016 Cuma

Bir kelebek daha dünyaya gözlerini açtı...... Elif Lina

21 Ekim 2016 Cuma



Hayatımıza yeni yeni bebişlerin katıldığı bir dönemdeyiz. Benim için çok değerli ablam ve abimin 3. kızları Elif Lina' mız hayata gözlerini açtı 12.10.2016 da. Biraz sıkıntılı dönemler atlattık hep birlikte ancak şuan prenses evinde ve annesinin koynunda.

Elif Lina'nın varlığını annesi ile birlikte öğrendim ve babasına çok güzel bir o kadar komik bir süpriz ile haber verdik. Sonrasında geçen 8 ayı hep birlikte yaşadık tüm zorlukları ve güzellikleri .Onlar benim hayatıma gireli henüz 2 yıl oldu ancak; öz Abim ve Ablam olsalar anca bu kadar sevebilirdim kendilerini ve evlatlarını.Her derdim de, mutluluğum da, hastalığımda,sağlığımda kısacası hayatımın her anında yanımda olduklarını bilmek çok güzel. Biz tanıştığımızda 2 prensesleri varken şimdi mini mini bir prensesimiz daha oldu e tabi ki Masal kız abla oldu .  Rabbım sağlıkla bağışlasın onu size.... Hepinizi çok seviyoruz.

Elif Lina'nın hastane odası için birçok plan yaptık ancak Lina erkenden geldiği ve planlanan hastanede doğum gerçekleşemediğinden planlarımız maalesef ki kaldı.Şimdilik planlarımızı 40 Mevlitine saklıyoruz bakalım neler neler yapılacak :)





Devamını Oku »