17 Temmuz 2017 Pazartesi

Gecemin Yıldızı

17 Temmuz 2017 Pazartesi
Özlem Çorapçı kitaplarından bir tanesiyle daha buradayım sevgili okur. Hepinizi, güzel yorumlarınızı çok özledim. Ramazandı, Bayramdı,Yazın gelmesiyle birlikte yoğunlaşan işlerim di derken biraz ayrı kaldım buralardan. Ha birde 13 Ağustos hazırlığım var. Ne şimdi bu 13 Ağustos diyeceksiniz hemen açıklayayım Yalova Blogger etkinliği olur kendileri. Baktım beni kimse etkinliğe çağırmıyor bari kendim yapayım dedim :)  Şaka bir yana etkinlikten sonra sizinle paylaşacak çok şey var kafamda bekleyin görün.

Asıl konumuza dönelim bu ayrı kaldığım dönemde bir sürü yeni kitap okuyup bitirdim öncelikle Aşkla Seven Adamlar Serimi bitirdim. O serinin kitaplarından biri olan Gecemin Yıldızı daha önce okuduğum GENÇ PATRON kitabında Bora ve Azra'nın yakın arkadaşları, GÜN IŞIĞIM kitabındaki Mert 'in annesi ve babasının hikayesi anlatılmakta.

Okurken Aylin 'in ailesine sinir olduğum kadar hiç bir şeye sinir olmadım desem yeridir. Çok bahsetmek istemiyorum aslında kitaptan çünkü sürprizi bol bir kitap sonu hiç beklemediğim şekilde bitmesi de ayrı bir konu.

Kitap baştan sona sıcacık bir aşk romanı okumanızı kesinlikle tavsiye edeceğim güzel bir hikaye.Her zaman ki gibi size bol kitaplı, yeni hikayeli güzel günler diliyorum ve tanıtım bültenini aşağıya bırakıyorum.

Kocaman sevgiler.


"Mutluluk, her zaman çok uzakta değildi. İlla her acı bitmeyecek diye bir kural da yoktu. Bir adam canını acıtırken başka bir adam o acıları dindirebilirdi. Öyle de olmuştu. Tüm acılarım, onca kederim bu adamın kollarında son bulmuştu. Bugün geçmişime baktığımda, tek güzel şeyin Yiğit Ertürk olduğunu görüyordum."

Sevginin bu hayatta aşılamayacak engelleri nasıl aştığının, saf ve masum kalplerin bir araya geldiğinde nasıl mucizeler yaratacağının öyküsüydü Aylin ve Yiğit'in yaşadıkları aşk.

Kötülüğe karşı; inadına sevgi, inadına tutku, inadına güzellik, ama illa da aşk...
(Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

7 Haziran 2017 Çarşamba

Vicdan azabı cennetim

7 Haziran 2017 Çarşamba
Bundan 4 yıl önce ''benim gece hayatım bitmez, çocuk anneanneye ben gecelere'' sözü evet bana aitti. Şimdi yazarken bile kahkaha attım resmen....

Ahhh ahhh sevgili okur geçen haftalarda eşim ve arkadaşlar program yaptık gece gezmesine gideceğiz. Mehmet Erdem gelecekmiş bizde severiz sesini gitmeye karar verdik.Gideceğimiz gün gelene kadar hiç bir şey anlamamışım ben meğer akşam oldu ofisten çıkıp direk eve gitme fikri boğazıma bir yumruk bıraktı önce. Arabayla giderken çok zorlandım anneme uğrayıp Masalı alıp konseri iptal edip eve gidesim var o derece. İnanılmaz mutsuz ve huzursuz bir şekilde gittim geceye yolda giderken pedagog'umuzun söyledikleri geçti hep aklımdan hatta nasıl geçtiyse içimden telepatik olduğunu düşünüyorum ki mesaj attı kendileri nasılsınız diye tabi ben depresyona girdim o ara yazdım da yazdım oda beni rahatlattı sağ olsun.


Konsere mi gittim, eziyet çekmeye mi gittim  orası şüpheli ama konserin bitişini bile beklemeden kızıma koştum neyse ki ertesi gün pazardı da doya doya bal pamuğuyla vakit geçirdik.

O akşam eşime de dedim o akşamdan sonra her seferinde kendime de sordum biz sadece anne -  baba olmuşuz artık başka bir vasfımız, eğlencemiz gülecek sebebimiz kalmamış gerçekten de öyle.Bizim Pedagog maceramız da bu nedenle başlamıştı zaten artık çok daha iyi görebiliyorum.


Onu ilk hissettiğimiz anda hatta varlığından haberdar olduktan hemen sonra başlayan bu annelik içgüdüsü, vicdan, sorumluluk, koruma duygusu anne olmamızı sağlayan en önemli şeyler.

Bunu kendimize yapmamalıyız belki de hem çocuklarımızın duygusal gelişimi açısından, hem öz güven sahibi olmaları açısından hepimizin bazen teneffüslere ihtiyacı var. Eşlerimizle baş başa veya kız kıza kendimize, duygularımıza zaman ayırmalıyız. Bunu sık sık kendime hatırlatsam da kendim ile çelişiyorum belki de çalışan bir anne olarak yeterince zaman ayıramadığımdan bütün bu vicdan azabım. Her ne olursa olsun anne olmak dünyanın en güzel şeyi...


Sevgiyle kalın....

Devamını Oku »

20 Mayıs 2017 Cumartesi

Kilo verme sorunsalı

20 Mayıs 2017 Cumartesi
Kendimi bildim bileli  diyet yapıyorum diyetisyenlere, beslenme koçlarına, spor salonlarına verdiğim paralar buradan köye yol olur misali.Hele doğum sonrası iyice taktım bu konuya malum preaklemsi geçirip ani +30 kilo alınca vermesi de bir hayli zor oldu. Doğumdan hemen sonra yirmi kusur kilosu gitse de loğusalıkta onu ye bunu ye saldım gitti.

Başlayıp ta bıraktığım diyetler , detokslar, şok diyetler bir çoğunu denemişliğim de var :) zayıflama hapları falan hiç denemedim denememde. Ama otlar mı karıştırıp içmedim, maydonoz suları mı denemedim yok devamı hiç gelmedi.

Bundan 2 ay önce bir şey keşfettim ki sonunda istediğime ulaştım. 2 ay önceki kilomdan tam tamına 13 kilo eksiğim şuanda hedefe ulaşmama var biraz daha ama çok mutluyum.

Kolumda ki kızımın saç tokası da annelik belirtileri :)

Sosyal medya hesaplarımda bir çok soru yağmuruna tutuluyorum ama sırrımı söylemiyorum :) Söylememe sebebim bende saklı şimdilik hedefe ulaşayım hepsini anlatacağım. 

Demem o ki sevgili okur kadın isterse her şey mümkün tartıda kilomu görünce sevinçten evin içinde parende atasım geldi dün akşam çok mutluyum çok.

Hepinizi kocaman öpüyorum :)


Devamını Oku »

17 Mayıs 2017 Çarşamba

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?

17 Mayıs 2017 Çarşamba

Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!
Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?
Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.
İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

6 Mayıs 2017 Cumartesi

Gün Işığım

6 Mayıs 2017 Cumartesi
Daha önce paylaştığım Genç Patron kitabının devam niteliğinde yazılmış .Orada  birbirine deli gibi aşık olan Azra Ve Bora beyimizin ilk çocukları Melek 'in hikayesi anlatılmış.


Melek ve Mert birbirlerinin çocukluk aşkı, Melek 'in babasını delirten ilk kelimesinin sahibi Mep, Kalbinin de ,ilk ve tek sahibi. Büyüyüpte kocaman insanlar olduklarında anlıyorlar bu aşkın gerçekliğini ve sevgili Mert kaçıp gidiyor uzaklara. Sonrasında yaşanan kavuşmalar, Mert'in ve meleğin paylaştıkları yüzünüzü gülümsetecek tarzda.

Ha tabiki yine olaydan olaya atraksiyondan atraksiyona geçilmiş kitapta oh tam herşey yolunda dediğimiz an yine bambaşka bir olay buluveriyor bizi. Yazarın anlatım dili çok güzel akıcı ve merak uyandırıcı kesinlikle çok beğenerek okudum. Bu kitabın sonunda SON ibaresi kullanılmış ancak sonraki kitabı GECEMİN YILDIZI tam bir son olmuş. ( Onuda hızlıca okudum bitirdim yakında blogta )

Yazarın bir önceki kitabında bahsettiğim yazım hataları bu kitapta yok denecek kadar azaltılmış bu nedenle editöre tebriklerimi sunuyorum.  ve sizler için tanıtım bültenini de aşağıya bırakıyorum.

Sevgiyle, aşkla, sağlıcakla kalın....



Bazı aşklar bebeklikte bulur birbirini. O zaman anlarsın sonun kimdir diye. Mert ile Melek'te öyle hissetmişti. Yılların ardından çocukluk aşkları, gençlik dostluğu engeline takılınca sendeler ve birbirlerini kaybederler. Duygularının ağırlığıyla kaçan Mert, Bu kaşın ardından gururuna sarılan Melek. İçinizi ısıtacak, gülümseyeceğiniz bir aşk hikâyesi. 

"Gitmem gerekiyor dedin ve gittin. Kim için gittin? Ne için gittin? Bilmiyorum. Ama ben senin için geliyorum Mert. İlk söylediğim kelime gibi kalbime işleyen adam, kalbimin tek sahibi olan sana geliyorum. Ne hissediyorsun bilmiyorum? Ya da kimi bekliyorsun? Dostun, arkadaşın Melek'i mi? Yoksa sevdiğin kızı mı? Sen hangisini bekliyorsun bilmiyorum ama ben, beni seven Mert'i görmeye geliyorum. O beni görmek için cama yapışan küçük Mert'i, babamın her tehdidine rağmen çaktırmadan yanağımı öpen Mert'i, yanımdan bir an bile ayrılmayan Mert'i. Lütfen kırma kalbimi, sarıl sımsıkı bırakma. Öyle bir şey yap ki görmek şöyle dursun, iliklerime kadar hissedeyim seni…"
(Tanıtım Bülteninden)
Devamını Oku »

4 Mayıs 2017 Perşembe

10 Haftadır Akide Şekeri Yemedim

4 Mayıs 2017 Perşembe

Sevgili okur,

Başlıkta gördüğünüz gibi 10 Haftadır akide şekeri yemedim, 4 haftadır dondurma yemedim gibi paylaşımları görüyoruz sosyal medyada... Nedir bu, ne söylemek istiyor bu insanlar diye düşünebilirsiniz.



Biz kadınlar komplike canlılarız, söyleyeceğimiz şeyi dolaylı yollardan anlatmayı, ima etmeyi severiz bu nedenle yapılmış bir etkinlik buda ama asıl amacı Pembe kurdeleyi desteklemek yani Meme Kanserine dikkat çekmek.

Meme kanseri kadınlarda görülen kanser tipleri arasında 1. sırada maalesef. Her sekizimizden birinin kansere yakalanma riski var.Bu nedenle kendi muayenelerinizi aksatmadan yapmalı, 40 yaşından sonra da mamografi yi yılda 2 kez çektir meliyiz.

Hemcinslerimiz arasında yapılan bu eğlenceli ve dikkat çekici etkinliğe katılmak isterseniz şifreler aşağıda. Yorumlara da bekliyorum :)

Sağlıklı günler :)


Doğum Ayınız

Ocak-1 haftadır
Şubat-2 haftadır
Mart-3 haftadır
Nisan-4 haftadır
Mayıs-6 haftadır
Haziran-8 haftadır
Temmuz-10 haftadır
Ağustos-12 haftadır
Eylül-13 haftadır
Ekim-14 haftadır
Kasım-16 haftadır
Aralık-18 haftadır


Doğum gününüz; 
1 – Yoğurt
2 – Kısır
3 – Hamburger
4 – Çerez
5 – Domates
6 – Dondurma
7 – Un kurabiyesi
8 – Lolipop
9 – Fıstık
10- Köfte
11 – Profiterol
12 – Kestane kebap
13 – Baklava
14 -Simit
15 – Sarma
16 – Peynir
17 – Pizza
18 – Elma
19 – Müz
20 – Karnıyarık
21 – Kızarmış tavuk
22 – Açma
23 – Kıymalı börek
24 – Akide şekeri
25 – Çilekli pasta
26 – Sucuklu tost
27 – Haşlanmış yumurta
28 – Kazandibi
29 – Kuru fasulye
30 – Patates kızartması
31 – Çikolatalı kek

Devamını Oku »

2 Mayıs 2017 Salı

Buzdolabının Yanına En Çok Yakışan Derin Dondurucu

2 Mayıs 2017 Salı

Derin dondurucunun buzdolabının yanında durması gerektiğine inananlardanım. Hem pratik oluyor hem de birinden çıkardığını diğerine koyabiliyorsun. İşin estetik tarafı da var, dik ve dikdörtgen bir buzdolabının yanına, aynı şekle sahip bir derin dondurucu gerekiyor! Uğur Soğutma’nın UED 5170 DT A++ isimli modelini bu nedenle beğendim: Aynı bir buzdolabına benziyor.

Tek kapılı bir buzdolabı düşünün, UED 5170 DT A++ görünüm olarak buna benziyor. İçinde 5 tane şeffaf plastikten sepet var. Bu tasarım oldukça kullanışlı, çünkü içine koyduğunuz besinler daha derli toplu duruyor. Sepetler şeffaf olduğu için, dışarıdan baktığınızda bile içinde ne olduğunu görebiliyorsunuz. Dış kapağı rahatça açılıyor, bazı buzdolaplarında olduğu gibi kapakla güreşmeniz gerekmiyor! Buna rağmen mükemmel bir yalıtımı var. O kadar ki, elektrik kesilse bile derin dondurucu içindekiler 15 saat boyunca çözülmeden durabiliyor. Sık sık elektrik kesilen bir yerde yaşıyorsanız, en çok bu özelliğini beğeneceksiniz.

İçi oldukça geniş. Kullanma kılavuzuna göre, 170 litre iç hacmi var. Büyük boy bir buzdolabının neredeyse yarısı kadar geniş yani. Bir derin dondurucuya göre, oldukça yüksek bir kapasite bu. Kalabalık aileler bile rahatlıkla kullanabilir. Isı kontrol sistemi mekanik ve kapağı açar açmaz ulaşabiliyorsunuz. Ağırlığı ise yalnızca 46 kg. Kendi başınıza bile rahatça bir köşeden diğerine taşıyabilirsiniz. A++ enerji sınıfına ait, yani elektrikten tasarruf edebiliyor, hiç kapatmadan kullanabiliyorsunuz. Açıkçası dikey derin dondurucu istiyorsanız, UED 5170 DTK A++’ın ilk tercihlerinizden biri olmalı. 12 taksitle satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ued-5170-dtk-a adresini kullanabilirsiniz.  

Bir boomads advertorial içeriğidir.
Devamını Oku »

26 Nisan 2017 Çarşamba

Güçlü Annelerden Güçlü Çocuklara

26 Nisan 2017 Çarşamba
Anneler çocuklarına önce bağımsız olmayı öğretmelidir.Çünkü güçlü annenin çocuğu tek başına güçlüdür.Ancak ihtiyaç duyduğunda yardım etmeyi de-  yardım istemeyi de öğretir.Yardım etmek kadar yardım istemekte bir erdemdir.
                          

Hayat bu ya her zaman güzellikler le dolu değil. Yavrularımız da bazen üzülecek, morali bozulacak ama biz çocuklarımıza hatalarımızdan ve geçmişten ders almayı ve her zaman ileri ye bakmayı öğretmeliyiz.

Olumsuzluklar hep vardır ve var olacaktır. Olumsuzluklar olduğu gibi olumsuz insanlarda maalesef var hayatta. Hatta en beklenmedik yerde karşılarına çıkabilirler. Ama biz  güçlü anneler olarak çocuklarımıza mutluluğun kişiye bağlı olmadığını huzur ve mutluluğun kendi içlerinde olduğunu ve onları mutlu edecek şeyleri bulmalarına yardımcı olmalıyız. Belki müzik dinlemek, belki kitap okumak, belki sinemaya gitmek her neyse.

Güçlü anne, bağımsız kadın diyorum hep en sevdiğim en anlamlı kelimeler bana göre. Ancak aynı zamanda hem bu özellikleri taşıyıp hem de şefkatli ve merhametli olmayı öğretmeliyiz çocuklarımıza. Gerektiğinde affetmeyi,gerektiğinde özür dilemeyi de öğretmeliyiz. Güç - merhamet - bağımsızlık- şefkat ve özür dilemek aynı anda bir bünye de var olabilir anlatmalıyız.

Bir annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız sevgiyi öğretmeliyiz.Bir insanı karşılıksız sevmek, sadece insanı değil hayvanı, çiçeği, böceği,büyüyü - küçüğü her şeye seviyle bakmayı öğretmeliyiz.

Kız -  erkek fark etmez çocuklarımıza kendi kişiliklerine, zekasına ve duruşuna sonuna kadar güvenmesi gerektiğini aşılamalıyız.Çünkü hayat hep güzelliklerle dolu değil bin bir zorlukla karşılaşacaklar.Ve tek başlarına, karakterleri ile aşmaları gereken problemler olacak.

Çocuklarımıza ayrımcılığı öğretmemeliyiz mesela.Güzel - çirkin, kötü - iyi, Türk - Kürt, zengin- fakir, Müslüman- Hristiyan- Yahudi  veya ateist herkesle arkadaş olabilmeyi, dost olabilmeyi aynı ortamı paylaşabilmeyi öğretmeliyiz.

Bu hayatın güzelliklerini yaşayabildiği için şükretmeyi, yaşayamayanlar içinde elinden geleni yapması gerektiğini öğretmeliyiz. Evet sağlıklı ve tüm uzuvları tam olabilir,anne babası başında olabilir, başını sokacak bir evi, güzel bir eğitim aldığı okulu olabilir ancak hayatın ne getireceği belli olmaz.

Çocuklarımıza bencil olmamayı, sadece kendini düşünmemeyi daha minicikken öğretmeliyiz. İnsan ilişkilerinde bunun ne kadar önemli olduğunu, bencil insanların aslında en büyük kötülüğü kendilerine yaptığını anlatmalıyız.

Velhasıl sevgili okur, çocuklar birer ayna siz ve eşiniz veya aile içindeki diğer bireyler neyi nasıl yapıyorsanız, kime nasıl davranıyorsanız aynısını yapıyorlar veya şuan kaydedip ileri de yapmak için o minicik beyinlerinde saklıyorlar. Siz siz olun çocuklarınıza doğruluk, dürüstlük, dini inançlarınızı öğretmenin dışında insanlığı da öğretmeyi unutmayın.Hep diyorum hep diyeceğim biz yeni nesil anneler değiştireceğiz bu dünyayı.

Sevgiyle kalın....

Devamını Oku »